• 24801
    2019-2020 uefa şampiyonlar ligi sezonu içerisinde izlediğim tüm maçlar, kim önde press yaptıysa rakibini alt ettiği karşılaşmalarla son buldu. bu maçları izleyen türk klüpleri özellikle şampiyonsuzluğun başarısızlık sayıldığı klüpler açısından söylüyorum, oyuncu kalitesinde zaten meşhur makas açılmaktan kırıldı fakat oynanması gereken oyun için bazı anahtarlar bulabilirler.

    böyle büyük takımları ortadan ikiye ayıran önde pressin hele türkiye şartlarında ‘yarı bilinçli’ şeklinin bile kıramayacağı takım olduğunu düşünmüyorum. yarı bilinçlinin açılımı burak yılmaz tarzı bazı alanlarda kontrolü kaybederek değil bir tık üstü düşünürek yapılan diyelim. önde doğru press yapabilmenin aslında sanıldığı kadar kolay bir oyun olmadığını hepimiz biliyoruz.

    -takımın çok yüksek perdeden kondisyonu olmalı
    -pressi takım halinde birbirine bağlıymışçasına yapmalı
    -ileride bunu gerçekleştireceklerin biraz ‘oyun zekası’ olmalı
    -topu kaptığında bunu direk kaleye götürebilecek daha doğrusu topu kapma eforuna değecek iş bitirici futbolcuların olması
    -pozisyon bilgisinin oturtulması (hem ilerde hem de olası topun pressi kırmasıyla arkada ki defansif tarafında)
    vsvs daha çok madde ekleyebiliriz.

    bu özellikler dile çok kolay fakat sahaya yansıtabilmek uzun uzun antreman saatlerinden geçer. bu zorlu yolları biraz kestirme kullanabilmek için devreye ‘türkiye ligi’ şartlarını sokuyoruz. hani hepimizin kafasından şöyle bir cümle geçmiştir;
    hürriyet güçer’e press yapsan topu nasıl kullanabilir ki?’ ya da yıllardır sadece benim aklımdan geçiyor da olabilir. ligimizde son yıllarda var olan yabancı sınırının rahatlamasıyla takımlarda hürriyetler kalmadı fakat kalitenin aynı semalardan çokta uzaklaşmadığını düşünüyorum. bu yüzdendir ki anadolu takımlarına bozgun planı olarak aklımıza normal olarak hep press gelir. yarım saatte nefes aldırmayıp yarı sahasında boğarak fişi çekeriz deyimini son yıllarda kaç kez gerçekleştirebildik? topa sahip olup %55 ler %60 larla ayağımızda eveleyip geveleyip ne zaman topu kaptırıp siyahi atlet bir oyuncudan kontra yiyeceğiz diye düşünmektense topa sahip olma arzumuzu biraz kırıp sahada sürekli hareketli basan, kaptığında sonuca gitme planlarına dönebiliriz. bazı zamanlar pas-pozisyon stiline dönmemizin nedeni takımın fiziki eksikliklerini örtmek için mi acaba diyorum.

    kapanışa yaklaşırken şampiyonlar liginde bile takır takır iş yapan bu 'oyun bozma' stilinin yıllardır türkiye liginin kanayan yarası olmasına rağmen dört büyükler tarafından pek tercih edilmemesini pek aklım almıyor. son yıllarda bu oyununu bütün lige yayabilmesi açısından her ne kadar şu an kendisi tekne turunda olsada ersun yanal'ın son şampiyonluğu buna en büyük örnektir. o takım yetenek olarak kısıtlı ama fizik olarak çok diri, press gücü yüksekti zaten nisan ayında da ligi garantilediler.

    futbol artık günümüzde ne kadar alengirli lanse edilse de özünde bir spor dalıdır. yapılan sporun kalitesini belirleyecek en temel taşta sporcunun fizik kapasitesidir. oyun planlarını bir kenara bırakırsak uzun maç periyodunu da göz önüne alırsak öncelik 'dipçik' gibi bir takım kurabilmek. bir yemeğin malzemeleri ne kadar iyi olursa aşçı onu hangi reçetede yaparsa yapsın o ürün lezzetli olur.

    fatih hocam takımın yaş ortalamasını baya düşürdü bundan sonrası için floryada rahmetli sakıp sabancı gibi kondisyoon kondisyoon kondisyon diyerek gezmeli. bu yazıyı scott pirinin gelişine denk getirdim ki okuyanın inancı olsun.
  • 24802
    heyecanın hiçbir zaman bitmediği, kalp krizi riski bulunanların takip etmemesi gereken takımdır. fakat aslında güzel olan da bu. bu takımı her sezon ayrı bir heyecanla takip etmemizin, galatasaray varsa umut var deyip 4 tane yesek ilk yarı ikinci yarıya umutla çıkabilmemizin bir gol attıktan sonra da kazanacağımızı hissetmemizin sebebi de bu. his takımı olmamızın sebebi de bu. genlerimizde bu var minör olaylardan major olaylara kadar bu durum var. genellikle kötü başlayıp mayısta şampiyon oluruz, 4 tane gol atsak 3 tane yiyip son dakikalarda heyecan yaşatırız. bazı seneler eleneceğimiz vakit ilk maç yenilir ikinci maç deplasman galibiyeti muhabbetinden hesap yaparız, gruplardan çıkmak için şu şunu yenerse muhabbetlerini döndürürüz, kap gelinceye kadar ulan bi şey olmasın der dururuz. galatasaray’da transfer de hiçbir zaman bitmez. öyle değişik bir takımız ki hakikaten bir şeyleri zora sokmayı çok seviyoruz. yaramaz ama zeka küpü çocuğunun olması gibi. kızsan da, seni yorsa da her zaman inanıp güveniyorsun ona. eğer biz böyle saçmalıklara imza atmasaydık hiçbir zaman ilkleri yazamaz hiçbir zaman tarih yazamazdık. imkansızları başarabilmenin yegane nedeni de bence bu. insan kolay olanı, sıradan olanı değil zor olanı,ender olanı sever. bizim takım en basit şeyi bile öyle zora sokuyor ki sonunda her başarı eşsiz oluyor. bu da artık genlerimize işleyince hep bir umut oluyor. çünkü biz hiç rahat rahat bir şey yapmadık ki? her zaman bir kaos her zaman bir heyecan var. ben hiçbir zaman 6 tane sallayıp elimizi kolumuzu sallayarak kazandığımız maçları sevmedim. 4 tane yiyip 5 tane attığımız maçları sevdim, penaltılarla gelen kupaları sevdim. 30. haftada şampiyonluğu değil playoff koydurup bir sezonda iki defa şampiyon olmayı, kupayı da rakibin sahasında kaldırmayı sevdim. bir real madrid, bayern münih olmadık ama hiçbir takım da bizim gibi olamadı. hiçbir takım bir galatasaray olamadı. hiçbir takımın şampiyonluğu bu kadar değerli olamadı. çünkü biz hep zoru başardık. o yüzden hiçbir zaman umudumu kaybetmem. biz öyle bir takımız ki bir şey ne kadar zorsa başarmamız o kadar olası oluyor. bir gün umudum var. inanıyorum o kupayı alacağız. yine ilki başaracağız. fatih hoca’yı sözlükteki arkadaşlar kadar sevmem. inadı,egosu bazı yaptıkları bana antipatik gelir ama bir şeyini çok severim. bu kulübün her bir detayını bilir ve bu kulübün dnasını taşır. o hedefimiz olan kupayı işaret ettiğinde inanmadı birçok kişi. inandık diyenler de inanmadı. bazıları gazlıyor diye düşündü. ama o gerçekten inanıyor buna. çünkü bu kulüp diğer tüm kulüplerden farklı. bir şey ne kadar zorsa galatasaray onu elde etmeye o kadar yakındır. fatih terim kadar inanıyorum ben de. inşallah o günlerin temelini atmaya bu sezon başlarız. hiçbir şey bir anda olmaz. biraz dişimizi sıkalım. biraz güvenelim kendimize ve sabredelim. bizimkisi bir hayal değil hedef bunun bilincinde olalım. 2000’de de makas açıktı. roberto carlos,guti,raul,makalele gibi adamlar vardı. fakat o zaman kazandık. son zamanlarda transfer çalımı,kadıköyde kazanmak gibi basit şeyleri bazıları çok takar oldu. küçük düşünürseniz küçük bir takım oluruz. biz büyük işleri başardık bu yüzden büyük bir kulübüz. biz bir maç kazanmayı değil şampiyon olmayı isteriz. bir adamı almayı değil takım olmayı isteriz. bu takım kimleri kimleri aldı. üç kuruşluk adamların peşinden koşacak bir takım değil. bunun bilincinde olmaya davet ediyorum herkesi. bazıları galatasaray ne demek unutmuş. hatırlatmak istedim sadece.
  • 24805
    daha bu sabah beşiktaştan onyekuru ve lemina hamlesi haberini okuyunca içimde oluşan şu his

    son 4 sezondur kadromuzda bulunan, altyapımızdan yetişmiş veya transfer edilmiş, kiralık gelmiş futbolcuların en önemli rakiplerimizle adının geçmesi hatta bunların kadrolarına umut olarak girmeleri galatasaray takımının, takımı oluşturan teknik heyet ve scout departmanının ne denli doğru işler yaptığını gösteriyor.

    bazen buruk bir his, bazen sevinç, bazen öfke demek ki duygulandıracak işler yapmışlar.

    inancımızı daha çok arttıranlara tekrar geçmiş olsun.

    (bu söz de her yere gidiyor be kardeşim)
  • 24806
    2020-21 sezonu galatasaray futbol takımı için sözleşmesinin son senesinde olan ve sözleşmesi 2021 yazında bitecek oyuncular şunlar:

    1- fernando muslera (ömürlük sözleşme)
    2- martin linnes (güle güle)
    3- şener özbayraklı (gülmeye gülmeye)
    4- ryan donk (sezon performansına göre)
    5- ahmet çalık (bizi bitirdin be)
    6- marcelo saracchi (sezon performansına göre)
    7- emre taşdemir (daha iyisi bulunur)
    8- ömer bayram (uzatılmalı)
    9- younes belhanda (yazarlığımı kaybetmek istemiyorum)
    10- emre akbaba (uzatılmalı)
    11- arda turan (tüm sene yatsa bile uzatılacaktır)
    12- adem büyük (sezon performansına göre)
  • 24807
    “yeni normal” kavramı 2020-2021 futbol sezonuna da damgasını vuracak gibi görünüyor. pandemi sonrası hayatımız normale dönemezken yeni gerçekleri de kabul etmek zorunda kalıyoruz. futbolda da aynı durum var tabii. galatasaray için yıllardan beri söylenen “eğer şampiyonluk yarışında varsa” ya da “camia o havaya girdiyse” başarıyı mutlaka kazandıkları yönündeki kabul edilen gerçek ortada seyirci olmayınca, futbolcuların psikolojilerinde büyük iniş çıkışlar olunca ve tabii kritik isimlerin de sakatlığı eklendiğinde bir anda geçersiz hale gelebiliyor. terim’in takım üzerindeki otoritesinin de sallandığını görüyoruz, zira maç içindeki disiplinsiz hareketler, her hafta birkaç oyuncunun cezalı duruma düşmesi ve oyun disiplininden kopmalar çok sık yaşanıyor. fatih terim'in bizzat kendisinin corona'ya yakalanması da moral kondisyonun düşmesinde önemli rol oynadı. geçtiğimiz günlerde iki gs'lı futbolcunun corona'ya yakalandığı haberlerinin basında çıkması ve ertesi gün yönetimin bunu yalanlaması zaten yeterince kuşku duymaya müsait olan veri açıklama ahlakının bir kez daha sorgulanmasına sebep oldu. ak mabadla kara mabadın birbirine karıştığı cimbakuka bir döneme girmiş bulunuyoruz. bakalım dumanlı havada kurt ve kuzu rollerini kimler üstlenecek. geçtiğimiz senenin kurtlarını biliyoruz da önümüzdeki sezon için kapalı kapılar ardında fb'nin şampiyonluğu için el sıkışıldı mı; merak edilmiyor değil.
  • 24808
    ligi ilk bitiren biziz maçımızı cuma günü oynadık ve lig o gün bizim için bitmişti. ne hikmetse sezonu en geç biz açtık 12 ağustos'ta. ödülmüş gibi.

    sezon devam ederken takımın avrupa hedefi varken bu takıma her maçtan sonra 2 gün izin verildi (kötü sonuçlara rağmen) zaten haftada 5 idman yapıyorsunuz bunu 2-3 günü izinli olarak geçirildi. takımın hocası lig oynanırken bu aralarda tatile gidiyordu. bence bunlar hiç iyi şeyler değil. fizik olarak kötü olan takıma bu kadar izin fazlaydı. sonuç da ortada zaten lig 6.lığı.

    aklıma şu söz geldi tabi hansi flick: “nasıl antrenman yaparsan, öyle oynarsın.”

    lig takımları 5-10 ağustos arası sezonu açarken biz 12 ağustosta açtık mesela. o sıra henüz yeni hocası gelmeyen fenerbahçe bile sezonu 8 ağustos'ta açtı. ve şu an topuk yaylasında kamptalar. biz henüz kampa bile gitmedik ayrıca takımın transfer bekler gibi beklediği kondisyoneri bile yok.

    sezonun başlamasına 20 gün varken bu kadar rahatlığı ben anormal buluyorum. scott piri gelse bile bu takım liverpool'a dönüşmeyecek. avrupa'da her sene fizik olarak ezilmemizi bu laylaylom idmanlara bağlıyorum.

    sezon içinde wolverhampton'ın başarısı ile ilgili twitter'da bir flood okumuştum. 90 dakikaya kadar diri kalıyorlar ve gollerini hep son dakikada atıyorlar. ve hiçbir zaman fizik olarak ezilmiyorlar. o flood'da takımın giydiği eşofman bile kontrol ediliyordu. otobüste nasıl oturmaları gerektiği bile vardı. (bulamadım bilen paylaşabilir) avrupa da bu kadar ince detaylara bile çok dikkat ediyorlar. bizimkiler idman sonrası şekerli kola falan içiyor.

    daha bugün arda'nın ayak tenisli storysini gördüm. biz bu senede skor aldıktan sonra bir sürü maçı verip puan kaybedersek şimdiden şampiyonluğu unutalım.

    bunlar çok ince detaylar ben çok dikkat ederim. mesela bugün tek idman varmış. aman abi kasmayalım fazla futbolcuları, aman sakatlanmasınlar aman fazla yorulmasınlar. takım zaten çok diriydi fazla kasmaya gerek yok.

    pandemi de 3 ay dinlendi bu adamlar biraz daha dinlensinler.
  • 24809
    doğrudan rakiplerimizin hepsinden 1 gömlek geride bir kadrodur an itibariyle. taraftarımızın kadromuz orta saha hariç son derece iyi, ligin en iyi kadrosu vs gibi laflarını hayretle okuyorum ve fenerbahçe taraftarına benzetmeye başlıyorum. günlerdir rakiplerimizin aldığı her oyuncu boklanıyor ve alamadıgımız için başkana teşekkür ediliyor. bu oyuncuların hepsi de uzun bir zaman önce başka bir ligde falan değil, gecen sene bizim ligimizde kendilerini baya baya kanitlamıs oyuncular. limitlerin açıklandığı gün tüm takım taraftarlari yasta biz mutluyduk, bugünkü durum tam tersi. bu kadar kolay orta saha hariç takım tamam denmesine de hayret ediyorum. bir takımın ne oynadiğı orta sahadan belli oluyor zaten. 50nin üstünde maça cıkacagız, kimse durumun farkında değil bence. ligin en iyi forvet hattı dediğimiz arkadaşlardan biri 1 yıldir maca çıkmadı, diğeri 1 oynayıp 3 yattı.

    yangınci taraftar başliğına en cok yazan yazar olabilirim. en karşı olduğum şey. gidip de bir futbolcuya asla sallamam zaten. ama seneye dsli gibi faiz ödememiz, ondan sonra da ana para ödemememiz varken bu sene şampiyon olamamak demek, mahfolmamız demek. bizim yönetim ali koc gibi bu yasakları delebilecek yetkinlige de sahip değil. iş ışten geçmeden 3 orta saha, 1 kanat almak zorundayız. zorundayız.
  • 24810
    2019-20 sezonu performansi sonrasi, normal zamanda olsa cok ciddi bir revizyon yemesi gereken fakat maddi sebepler dolayisiyla buyuk olcude korunan ve korunacak takimimiz. ben bu oyuncu kadrosu ve teknik heyetine ciddi manada sinirli haldeyim, yeni sezon icin de dogru duzgun bir hevesim yok. pandemi sonrasi ne olursa olsun bir tik top oynamak, mucadele etmek gerekiyordu. herifler resmen sampiyon olamiyorsak avrupa ligine de gitmeyelim mantigiyla bu kulubun genlerine ihanet ettiler, trabzon ceza alinca avrupa ligine katildik, herhalde buna da uzulmuslerdir. boyle bir olayi hele de fatih hocanin basinda oldugu takimdan gormek cidden cok uzucu, ben pandemiyi de bahane olarak kabul etmiyorum.

    oncelikle yeni sezon icin bu takimin hedefi ne bunu konussunlar, biz de ona gore transfer bekleyelim, veya sezonu takip edelim. sadece sampiyonluk kovalayacak bir galatasaray takimini sahsen ben kabul etmiyorum. turk olmayan takimlari yenmek amaciyla kurulmus bir takimin son 30 kusur avrupa macinda 2 galibiyeti olmasi kanima dokunuyor. bir zahmet gecen sene yedikleri boku, bu yil on eleme maclarinda adam gibi oynayarak bir nebze telafi edecekler. avrupa ligini sallamayan, bu maclara hazir cikmayan, yedek kadroyla cikan takima hakkim varsa helal etmem.
  • 24813
    orta sahasız başlıyoruz sezona. ilk yarının bitmesine bir kaç maç kala, yine basın toplantıları ile birilerine mesajlar verilmeye başlanır, vurulacak neşter konuşulur, takımda büyük değişiklikler olacağının sinyalleri verilir. sonra alelacele bir kaç transfer yapılır, gerisini biliyorsunuz zaten. yazın yediğin hurmalar, kışın seni tırmalar. yıllardır izlediğimiz senaryoyu tekrar bize izleteceğine emin olduğum takımım.
  • 24819
    2020-2021 sezonunun öncesinde oynayacağımız açıklanan hazırlık maçlarına bakıldığında şartlara göre iyi düşünülmüş maçları oynayacak takımdır.

    gaziantep fk ve kasımpaşa farklı taktiklerle hücumu düşünen, açık oynayan takımlar. eyüp ve istanbulspor içinse kapanacak takımlar olacaklarını düşünürsek, ligde karşımıza çıkacak 2 tip rakiplerin olacağını düşünürsek kapanan ve açık oynayan takımlara karşı yapılacakları öğrenmek adına güzel maçlar olacak. gönül isterdi ki maçlara transferi tamamlamış şekilde tam kadro çıkalım ama görünen o ki orta sahasız taktiğimizi uygulamaya çalışacağız bu maçlarda. orta sahalar geldikten sonra da bu maçlarda izlediğimiz futboldan farklı bir futbol izleyeceğimizi düşünüyorum. yani bu hazırlık maçları bize tam fikir veremeyecek yeni sezonda ne izleyeceğimiz konusunda. tek faydası futbolcuları daha hazır hale getirmek. fatih terim'in 2019-2020 sezonu öncesindeki sıkıntılardan dolayı taktiği çalışacak tam takımı bulamama şikayetlerini bu sezon da duyabiliriz. ilk hazırlık maçına kadar orta saha transferini de tamamlarsak o zaman başka olur tabi.

    https://twitter.com/...792606706475019?s=20

    bu arada 25 ağustos 2020'de çekilecek lig fikstüründe gaziantep fk ve kasımpaşa'dan en az biri ilk 2 haftaya denk gelirse tuhaf olacak.*

    edit: "hazırlık maçı" başlığındaki bu entry'm bu başlığa taşınınca tanımda ufak değişiklik yaptım.*
  • 24822
    (bkz: önde basan galatasaray)

    az önce 21 ağustos 2020 sevilla inter maçını izledim, özellikle 3. golden sonra sevilla fc ileride rakibinin tüm pas alanlarını kapatmıştı, aktif presle inter fc'nin bırakın pozisyon bulmasını, kendi sahasından çıkmasına bile izin vermedi.

    ahh ah, garibim inter'in o çaresizliğini taa buradan, kilometrelerce uzaktan, aha uzandığım şu yatağımdan ben hissettim bak, o kadar yemin ederim.
    abi aynı bizim galatasaray futbol takımı yaa, aynısı, inanın ki hiç farkı yok.
    izlerken ağlayacaktım neredeyse, o kadar empati kurdum galatasarayımız ile :(

    özellikle bizim şampiyonlar ligi maçlarımızda iyice ayyuka çıkan o kendi sahasına hapsolma acısının birebir örneğini yaşadı zavallı inter takımı.
    biz baskıyı görünce sürekli dos'a, beklere veya kaleciye yan pas, geri pas yapıyorduk, ileriye çıkamayınca da artık el mahkum defanstan taa ryan babel'e şişiriyorduk topu.
    aynı şekilde inter takımı da çıkamayınca romelu lukaku'ya şişirmek zorunda kaldı.
    aradaki fark bizim oyuncular alışık tabi, sonuçta herkesin malumu galatasaray'ın kültürüdür doldur boşalt futbolu ama interli o mağrur çocuklar en azından üzgündü bunu yaptıkları için.

    önde baskı ile rakibi oynatmama felsefesi artık futbolun abc'si gibi bir şey olmuş ama bizim takımda ise tam tersini görüyoruz.

    (bkz: önde basılan galatasaray)

    evet önden önden basıyor her takım bize.
    avrupa maçlarını, derbileri geçtim, ligde ve kupada anadolu takımları bile önde baskı ile top yaptırmıyor bize.

    elbette bunun da bir antidotu vardır ancak önce hasta olduğunu kabullenmek lazım, "bana önde basıyorlar, çözüm bulmalıyım" demek lazım ama ne mümkün.
    çünkü fatih hocamın hiç unutamadığım bir demeci var. bakın ne demiş:
    "bizim güçlü bir oyun planımız var. son iki sezonda şampiyonluğa ulaştığımız gibi, topa çok fazla sahip olan, rakibin ise topa daha az sahip olmasını isteyen bir takım."

    hoca modern futbolu unutmuş derken bunu kastediyorum işte, allah aşkına nedir bizim takımdaki bu güçlü futbol birisi bana izah edebilir mi, rica ediyorum yaa birisi anlatsın.
    topa sahip olmak iyi oynamak anlamına mı geliyor?
    ya da son 2 sezonda şampiyon olmak güçlü bir oyun planı olduğunu mu gösteriyor?
    türkiye'de büyük takımların 2'si (bjk, fenerbahçe) uzun zamandır kötü zaten, en iyi kadro ve bütçe de sende, ee bir zahmet şampiyon oluver yahu, bunu başarı diye sunma.

    kaldı ki her sezon şampiyon olmak zorunda da değiliz, iyi futbol izlesek de olur.
    işte 3 sezondur avrupa'da görüyoruz hocanın güçlü oyun planını, bırakın galip gelmeyi takımımız gol bile atamıyor artık maçlarda, tam anlamıyla rezalet.

    yok kardeşim yok, modern futbolun temellerinin atıldığı 2000'li yıllardaki o agresif presiyle ünlü, önde baskı yapıp rakibe top oynatmayan imparator fatih terim'in hırçın galatasaray'ı yok artık, mazide kaldı ve asla geri gelmeyecek.

    neyse, her seferinde şuraya yazıp yazıp kendimi dolduruyorum anasını satayım, aklıma kötü futbolumuz geldikçe daha da sinirleniyor, daha da üzülüyorum.
    biz ne zaman güzel bir futbol izleyeceğiz bilmiyorum ve hiç de umudum yok artık.
  • 24824
    ortada kalacağını anlayan artık futbolcular ''bizi alığnnn'' diye yalvarana kadar ortasahası olmayacak takım. terim de mecbur zaten 0 atık projelerine destek çıkmaya, bir şekilde çözülür o sorun. güvenim sonsuz.

    ama şu saatten sonra bartuğ elmaz'ı 11'e koyup, her hatasında olur öyle aslanım diye alkışlayıp, çatır çatır da oynatmazsak bizim ayıbımızdır.

    tarihin en pahalı, makası en açık, en prestijli kadrolarından biriyle 6. olduk. altıncı olduk ya. feghouli'nin formsuzluğunu, seri'nin istikrarını, lemina'nın sakatlığını, selçuğun oyunu tutmasını, belhanda'nın paslarını, falcao'nun oynamasını bekleye bekleye 6. olduk.

    6. olacaksan selçuk'la, feghouli'yle, adem'le olmayacaksın. ali yavuzla olacaksın altıncı. feghouli kırmızı yedi diye değil, yunus kaçırdı diye olacaksın. selçuğu aldığın için değil, atalay'ı aldığın için kaybedeceksin puanı. öyle 11'e feghouli, falcao, nzonzi, babel doluşturup olmayacaksın altıncı. olmayacaksın ki, taraftara bakarken birazcık yüzün olsun.
App Store'dan indirin Google Play'den alın