• 8529
    derin galatasaray, mekteb-i sultani, fikri hür vicdanı hür, koca çınar, hatırlı kişi telefonu, dursun aydın özbek… gülme geliyor nedense. bir sözlük yazarı “üçüncü şampiyonluk bonus oldu, özümüze döndük” yazmıştı. o kadar haklı ki. birileri bir kulübü iğrenç insanların dillerine düşürürse ve o kulübün de üyeleri, ileri gelenleri, hala iş bilmez yönetimi başta tutmaya devam ederse kusura bakmayın; ama her şey müstahaktır o kulübe. diğer dönemlerini unutmadık dursun aydın özbek yönetimi’nin. daha bol keseden dağıtılan dönüşü olmayan paraların ceremesini de çekmedik. bugün yediğimiz hurmaların daha yarını olmadı. bu sefer bir mustafa cengiz çıkar mı, satılacak bir riva arazisi, bir florya arazisi olur mu emin değilim.
  • 8530
    kerem aktürkoğlu denen boş kişiliğin fenerbahçe’nin avrupa listesine yazılıp yazılmamasıyla ilgilenmemesi son derece doğrudur.
    galatasaray böyle boş işlerle uğraşsaydı bugün 25 şampiyonluğu, 5 yıldızı ve 2 avrupa kupası olmazdı muhtemelen.
    galatasaray avrupa gol kralını ezeli rakibine satmıştır zamanında.
    yani böyle durumlar galatasaray için önemli olmamıştır.
    bizim böyle işlerle kaybedilecek vaktimiz yok.
    tek eleştireceğim husus, bunu hiç dillendirmeden benfica bilgilendirme yaptığında direkt onaylamak yerine açıklama yaparak olayı büyütmek bence.
    bu tarz küçük işlerle fenerbahçe uğraştığı için onların 19, bizim 25 şampiyonluğumuz var işte.
    fenerbahçe nefreti, galatasaray sevgisinin önüne geçerse uzun vadede bizim için iyi olmaz.
    ben hep fenerliler için “kafayı bizimle bozmuşlar” derim.
    üzgünüm ama bir kısım taraftarımızda da aynı durumu görüyorum.
    bu düşünce bizi iyi bir yere götürmez, bunu da söylemiş olalım.
  • 8531
    ne yazık ki alemin enayisidir. sen sana yaklaşıldığı gibi davranmazsan duruş muruş dersen daha çok güderler seni kusura bakma. efendilik hakedene yapılır. türkiye’de sessiz olmak eziklik olarak algılanıyor. sen böyle sessiz oldukça daha çok uğraşırsın.

    hayır ben demiyorum ki fener gibi transferlerine salça olalım sponsorluklarına engel çıkalım. hakkımız olan bir konu varsa beklesinler seve seve işte. biz niye hakkımızdan feragat ediyoruz boşuna mı koyduk o zaman bu maddeyi? biz demiyoruz gidin cektirin bunlara diye en azından hakkınız olan şeyde dik dursaydınız. bu arada sadece suyun karşı tarafına da değil anadolu kulüplerine de kendi futbolcularımıza da anladıkları dilden konuşmak lazım. zamanı gelince gitmek isteyen herkese kolaylık sağlamak nedir mesela?
  • 8532
    suyun karşı tarafının bomboş hezeyanları ile uğraşmaması gayet yerinde ve doğru olan canım kulübüm. biz önce kendi işimize bakalım, ortada bir puzzle var ve eksik parçalarını tamamlamak elzemdir.

    imparator fatih terim'in dediği gibi:

    "biz, adı geçenlerin pek çoğuyla rakip bile değiliz. aynı yoldan yürümedik, aynı yollardan geçmedik. benzer başarılarımız da yok. üstüne üstlük rütbemiz de farklı."
  • 8533
    neredeyse her iki senede bir, bir anadolu kulübünün hatri için milyon eurolara gereksiz transfer yapar. hatır ickn beş kuruş parasızken sercan'a 5 milyon euro verir mesela.

    şimdi de uğurcan için 30 milyon euro bonservis vermiş. kimi mutlu etmek için yapıldı gerçekten merak ediyorum. hayır futbol dinamiklerinde hiçbir mantığı olmadığı gibi finansal anlamda da mantıksız

    transferlerde komisyon koparamamış yöneticiler için mi yapıldı, yoksa kasası düzelsin diye trabzon için mi yapıldı. ya da en kötüsü "elinizdeki parayı harcayın, sonra transfer için para kalmadı diyebilin" mi dedi birileri.

    bence üçüncüsü. kasadaki parayı bitirmek için böyle saçma para çıkartıp resmen ihanet ettiler.

    acayip kuşkunum yönetime, bu duruma. ucl maçı belki seyrederim, ama uğurcan'ı her gördüğümde içimden bütün yönetime küfrediyor olucam, o nedenle bir müddet maç seyretmem sanırım.

    dursun senin....
  • 8536
    maalesef erden timur’unda gidişiyle ve başkan yalakaları beceriksiz yöneticileriyle beraber rakibi gibi başkan kulübi olmuştur. hoca hakan’ı alın diyor ama başkan istemediği için alınmıyor. çok üst düzey kaleci isimlere giderken son çare başkanın en çok istediği uğurcan fahiş fiyata alınıyor. barış 3 haftadır terbiyesizlik üstüne terbiyesizlik yapıp gitmek isterken ve taraftar artık kendisinden nefret ederken elimize geçecek 40 milyon nakit teklif reddeliyor. hatta ve hatta zam yapılacağını söyleniyor.

    büyük ihtimalle başarıları kendinden sayıp güç zehirlenmesi yaşıyor daö. veya tepkilerden dolayı canı sıkıldığı için taraftara eziyet etme derdinde.

    sonuç olarak başkanıj istedikleri oluyor sürekli. ve bu galatasaray kültüründe olmayan bir şey. fakat genel kurul zamanı ibra olacağını ve hatta aday olursa seçileceğini düşünüyorum. çünkü o bir liseli.
  • 8537
    fatih terim ve ergin ataman ile türk sporunun en büyük ve en dominant iki ismine sahip büyük camiadır. bu başka bir seviye.

    kazanan olmanın ne demek olduğunu öğrenmek istiyorlarsa diğer camialar, buradan yola çıkabilirler.

    dışarıdan bakmaya çalışsam üç ismi plase olarak dillendirebilirim:
    aydın örs.
    şenol güneş.
    mustafa denizli.

    bu isimler öne çıkan isim ise bence aydın örs olurdu. ama yine de aradaki fark çok fazla fatih terim ile ergin ataman ile.

    bazen acaba çok mu abartıyorum diyorum ve galatasaray diye iltimas mı geçiyorum diyorum ama yok! öyle değil zannediyorum. fatih terim ve ergin ataman'daki kudurtuculuk başka bir seviye.
  • 8538
    bu yaz tatilinde ekran sürem çok fazlaydı.
    galatasaray hakkında twitter ve sözlük gündemindeki hemen hemen her şeyi yakından takip ettim.
    hemen hemen bütün gündemlere hakimim.
    okan hocanın çıktığı now tv canlı yayınında şunu net bir şekilde teyit ettim ki galatasaray'ın bütün sırları, bütün bilgileri dışarıya sızdırılmış.
    hocanın konuştuğu bütün konuları 5000 takipçili anonim twitter hesapları dahi günlerce yazdı.
    barış, hakan, ilkay, sane, osimhen, kaleci, zaniolo...
    hangi konu başlığı olursa olsun, okan hocanın ağzından çıkan bütün cümleleri twitter'da defalarca kez okudum.
    bir kulübün bütün gündemi bu kadar dışarıya çıkartılmaz.
    bir kulübün bütün stratejileri, bütün adımları sosyal medyaya bu kadar meze edilemez.
    bunun sorumlusu abdullah kavukcu mu, ibrahim hatipoğlu mu veya her ikisi birden mi bilemem ama ciddi anlamda ilk defa bu kadar bilginin dışarı sızdırıldığını gördüm.
    her dönem böyle bilgiler okurduk ama günün sonunda yalan yanlış şeyler olduğu ortaya çıkardı.
    bu dönemde yazılan şeylerin neredeyse hepsinin doğru çıkması hayretlere düşürdü beni.
    ''ulan bu hesabın sahipleri 15-16 yaşında velettir, uyduruyordur'' derdim.
    meğerse bu dönem özelinde öyle değilmiş.
    pes doğrusu.
  • 8540
    günlerdir dün akşamı bekliyordum. zaten ne zaman bir şeyi çok beklesem, hep o elimden kaçmıştır romantizmi içerisindeyim.

    geldi çattı 18 eylül 2025 eintracht frankfurt galatasaray maçı ve o da ne; çok iyi maça başladık. dakika 9'da 0-1 öndeydik. hatta ikiyi atıyorduk, barış alper dağlara taşlara vurdu. çok temiz bir gol attık, orta sahamızın çiçeği lucas'ın tertemiz aldığı top, ortaladığı top ile barış alper'in kafası gol olsa da şerefsiz insan hakem golü vermedi. sonrası... sonra fiyasko işte, hezimet, hüsran.

    hakan ünsal'ın kendi kalemize attığı gol yüzünden kalp krizi geçirip ölen bir adam vardı. kızıyla aynı sınıftaydık. kız bir gün geldi ağlıyor. herkes "ne oldu, ne oldu" diye sorarken dedi ki" babam öldü. hepimiz meraklıyız, kaç yaşındayız ki, soruyoruz ona "neden öldü" diye. "maç izliyordu, kendi kalemize gol yiyince fenalaştı ve öldü."

    altında yatan ağır hurdacılık işi ve kalp problemleri bir yana, bir insanın hayatının son dakikası galatasaray idi. büyüdüm, çok büyüdüm hani ama hep o çocuklukta kalan yanım benimleydi. bugün 18 eylül 2025 eintracht frankfurt galatasaray maçı sonrası hayatımı tekrar sorguladım. yalnızlığımı, yaşadıklarımı, maddi imkansızlarımı, başarısızlıklarımı, ülkemin içinde bulunduğu garabeti, adaletsiz her şeyi... mutsuz muyum? olabildiğince, mutsuzum. benim gibi düşünen burada şerefli arkadaşlarım var. onların mutsuz olması benim mutsuzluğumu arttırıyor. futbolcular mutsuz mu? emin olun psikolojileri darbe yemiş durumdadır. fanatizm kötüdür iyidir esprisine girmiyorum ama şu geçici, önünü sonunu bilemediğimiz lanet hayatta bazı değerler var ise hayat anlamlı oluyor. bu bizim için galatasaray olmuş. bir an, bir gün olmuş işte ve biz onunla yaşıyoruz. ne yaparsa yapalım bu apolet, bu iz, nişan bizimle. bırakalım demekle bırakılmıyor. sigara bile inanın daha rahat bırakılır. en azından mecbur kalır da insan bırakır ama galatasaray sevgisi böyle bir şey değil.

    ne yazacaktım, ne yazıyordum ki... her şey birbirine girdi. zaten mümkün değildi iyi bir şeyler yazabileyim ama işte galatasaray.

    hâlâ var.
  • 8541
    arkadaş çok seviyorum öyle böyle değil çok seviyorum. bambaşka bir sevgi, karşılığı yok olmayacakta platonik aşk gibi ama çok daha başka bir şey. küsemiyorsun, kırılamıyorsun, darılamıyorsun, galatasaray ulan bu nasıl küsülebilir aklından bile geçiremezsin.

    galatasaray'a ait giyilebilen daha doğrusu dolabımda duran kıyafetlerim mutlaka en üstte dururlar, onların üstüne kıyafet koyamam eşim koyarsa bile alır tekrar üste koyarım onları, mağazaya gittiğimde kendimi kaybediyorum kendimi tutmazsam yada beni tutmasalar kredi kartını bırakıp çıkacağım o derece seviyorum. galatasaray'a harcadığım paraya acımıyorum resmen.*

    biz renklere aşığız ne yaparsa yapsın seveceğiz, küsmek falan aklımızdan geçemez. ne demiş rahmetli alpaslan dikmen "hadi bana küstün, ahmet'e mehmet'e küstün, ulan galatasaray'a nasıl küseceksin?"
  • 8544
    hayatında çok değişiklik olur, kırılma noktaları olur her birimizin ama bu kırılma noktalarının sonunda yine yeniden galatasaray'da bulursun kendini.

    arkadaşlıklar biter, kırgınlıklar olur, küsmeler olur fakat tek bir gerçek vardır o da galatasaray'a olan sevgidir. galatasaray aşkı bambaşkadır.

    maç günü olur çok uzaktaysan o gün cimbom tişörtü giyilir her türlü veyahutta formanı giyer, hatta baba uyarılır ona da tişört giydirilir. maç beklenir sabırsızlıkla. uzun zamandır tribüne gitmediysen bu aşk çok farklıdır.

    oturduğun ülkeye geleceğine dualar edilir ve kura çekimi heyecanla izlenir örneğin ve aylar öncesinden araştırma yapılır ve deplasman tribününde olmaz ise bile o maç o stadyumda izlenir her türlü. eski bir dost değil de tekrar aşkların kavuşması gibi beklersin resmen. seviyoruz, seveceğiz inadına galatasaray.

    neler görmedik ki diyoruz şu an düşününce ve insan şükrediyor ve iyi ki galatasaraylıyım diyor göğsünü gere gere..
App Store'dan indirin Google Play'den alın