• 7001
    “kendini gerçekleştiren kehanet” diye bir kavram var. yanlış bir beklenti veya düşüncenin, tetiklediği davranışlar nedeniyle doğruya dönüşmesi durumu.

    en tipik örneklerinden biri şudur: dünyanın ekonomik olarak en güçlü ülkesini düşünün. bu ülkede bir adam, bir meydanda “ey halkım! seni kandırıyorlar! bütün bankalar batacak ve paran uçup gidecek! paranı bankadan çek!” diye bağırmaya başlasın. esas itibariyle bu önermenin hiçbir temeli yok, ülkenin bankaları çok iyi durumda. ama eğer bu adam, bu yanlış fikrini yeterince insana aşılar, yeterince insanı inandırır ve bankadan paralarını çekmeye ikna ederse, oluşacak panik ortamı insanların bir çığ gibi banka kapılarına yığılıp paralarını çekmesine, ve bankacılık sisteminin iflasına sebep olacaktır. adamın (aslında saçma olan) kehaneti de böylece kendini gerçekleştirmiş olur.

    konuyu ilgi alanımıza, galatasaray’a getireyim. biz zengin bir kulüp değiliz. ligimiz de çekici bir lig değil. süperstar futbolcu ve teknik direktörün, her şeyiyle “olmuş” adamın burada işi yok. buraya gelen adamlar 2. sınıf olacak, hala öğreniyor olacak (aralarından bazıları kaliteli, bazıları kof çıkacak ve biz bunu önceden bilemeyeceğiz). öğrenme sürecindeki adam hata yapacak. bazı şeyleri deneyip batıracak. başka ihtimal yok. haliyle bu adamlar zamana, ve bizim desteğimize muhtaç olacak. yani bir başarıya ulaşılacaksa, bu bizim desteğimiz ve sabrımız olmadan mümkün olmayacak. biz gerekli desteği vermezsek, aksine ilk günden köstek olursak, adamı yerin dibine sokarsak nihayetinde kehanetimiz kaçınılmaz olarak gerçekleşecek.

    bu yazıyı torrent’i desteklemek için yazmıyorum. kendisi bir isim, ve bizim isimlerden çok daha büyük sorunlarımız var. kaldı ki kendisi, iddia edildiği gibi berbat bir teknik direktör de olabilir. fakat mevcut kafa yapımızla zamanı geri döndürüp nagelsmann’ı, klopp’u henüz ünlü olmadan, büyük takımlarda çalışmadan bulup getirip takımın başına koysak, kendilerine davranışımızın farklı olacağını zannetmiyorum. biz “destek” ve “sabır” konularında müthiş zayıfız, üzerine de önyargılarımızın esiri oluyoruz. bir isim gündeme geldiği an, hiç tanımasak dahi sadece cv’sine birkaç saniye bakarak çok keskin fikirler oluşturuyoruz (birkaç gündür gündeme gelen teknik direktörlerle ilgili yazılanlar da bunun kanıtı). bu şekilde davranarak mütemadiyen kendi topuklarımıza sıkıyoruz. böyle devam edersek kehanetlerimiz tutmaya, cimbomumuz da bir ileri bir geri olduğu yerde saymaya devam edecek.
  • 7003
    geleceği an itibariyle çağlayan adliyesinde tartışılan, kulübümüz

    gelecek için çok önemli ihtiyadi tedbir davası bugün görülüyor.

    dava 22 nisan 2022 saat 11'de başladı, buradan çıkacak karara göre ya normal seçim takvimi işleyecek ya da kaos başlayacak.

    seçimin ileri ertelenmesi tüm branşlarda yeni sezon hazırlık treninin kaçırılması demek.
  • 7005
    önümüzdeki senelerin galatasaray için maalesef çok zor geçeceğini düşünüyorum. öyle ki, uzunca bi süre bırakın şampiyon olmayı ilk 3'e bile girmekte zorlanabilir.

    böyle düşünmemin bi kaç sebebi var. öncelikle başkan adayı olan kişilerin hiç bir şekilde kalibresini yeterli bulmuyorum. ne maddi olarak kulübe katkı sağlayacak güçleri var, ne de profil olarak sağlam bi duruşları.

    ikinci konu hoca konusu. seneler sonra ilk defa futbolun teknik, taktik kısmından anlayan bi hoca geldi kulübeye. gel gör ki eline fatih terim'in kurduğu galatasaray tarihinin belki de en kötü kadrosu verildi. ona rağmen takımı belli bi düzen içinde oynatmayı başardı. yanındaki yardımcılarıyla iş birliği içinde çalıştı. taylan ve berkay yetenek fakirlerleriyle barcelona'ya kafa tuttu. yani bana göre, elindeki bu boktan kadrodan maksimum verimi almayı başardı. buna rağmen başkan adaylarının hepsi seçilmesi halinde yeni bi hocayla devam edeceklerini açıkladı. çok merak ediyorum euro'nun 15 lira olduğu bi ülkeye hangi kariyerli hocayı getirecekler. kaldı ki bi tanesi( metin öztürk) türk hocayla çalışmak istediğini söylüyor. adayları da nuri şahin ya da okan buruk'muş. şimdi soruyorum, bu sezon futbolculuktan teknik direktörlüğe geçmiş nuri şahin mi yıllarca avrupa'nın en büyük kulüplerinde görev almış domenec'ten daha kariyerli bi hoca?

    yani demem o ki, domenec'i gönderecekseniz yerine zidane ya da marcelo bielsa gibi birini getirmeniz lazım ki bu hareketiniz anlamlı olsun. yoksa nuriyle muriyle olmaz bu iş.

    son olarak en büyük sıkıntı kadroda. takımın yüzde 70'i çöp. orta sahanın sıfırdan kurulması gerekiyor. forvet desen 1 maç var, 3 maç yok. bekler kötünün iyisi. yani kadronun baştan kurulması gerekiyor( thanks to imparator). fakat kulübün de ya da başkan adaylarının da güçlü bi kadro kuracak bi kaynağı olduğunu düşünmüyorum. büyük ihtimal, yine romanya'dan, arap ülkelerinden topladıkları üçüncü sınıf oyuncularla kadro kurmaya çalışacaklar. izle sonra curcunayı.

    velhasıl kelam, durumumuz kötüden de kötü. takım uzunca bi süre beşiktaş, trabzonspor ve fenerbahçe'nin arkasında kalabilir. çünkü bu takımların da maddi durumları kötü olsa da kadrolarında bizden daha kaliteli oyuncuları var. biz taylanlarla berkaylarla uğraşırken bu takımlar bi kaç sene mevcut kadrolarının ekmeğini yiyebilirler.

    peki bu durumda ne yapılabilir?

    bi kere şu bi gerçek ki, artık bu döviz kuruyla yabancı ve kaliteli oyuncu bulup getirmek çok zor. onun yerine en başta yapılacak iş takımın başına, alt yapı oyuncularını geliştirmeyi bilen, kariyerli bi hoca getirmek olmalı. fakat yukarda da dediğim gibi, eğer yeni gelen hoca böyle bi biri olmayacaksa, gelecek sezon domenec torrent'le yola devam edilmeli. en azından iş ahlakı olan, efendi, taktik, teknik biren bili. ha ille işin içine türk hoca sokacaksanız, okan ya da nuri'yi yardımcı olarak kulübeye sokun, olsun bitsin.

    ikinci olarak, artık şu diğer branşlarla ilgili ciddi bi karar alınmalı diye düşünüyorum. örneğin erkekler basketbol takımı da, kadınlar basketbol takımı da yıllardır yokları oynuyolar. voleybol takımları keza öyle. bence artık bu branşlarda iddialı hedefler ve kadrolar kurulmayacaksa kapatılmalı. en azından bu ekonomik kriz geçinceye kadar böyle bi karar alınabilir. zaten ortada ne bi başarı ne de altyapılarından çıkan oyuncu var. biz taraftarlar için çok bi şey farkettirmeyecek yani bu branşların kapatılması.

    son olarak, kulübün uyanık olması lazım. eğer avrupa ligi kurulma girişimi tekrar gündeme gelirse balıklama üzerine atlamalı. çünkü zaten mevcut tabloda belki de yıllarca şampiyonlar ligine gidemeyeceğiz. böyle bi durumda avrupa ligi bizim için müthiş bir fırsat olur.

    neyse uzatmayım daha fazla. şimdiden önümüzdeki seçimin kulüp için hayırlı olmasını diliyorum . ne diyelim, gazamız mübarek olsun galatasaraylı dostlarım.
  • 7007
    dahili ve harici bedhahları çok kulüp.
    haricisi normal de dahilinin bu kadar çok olması çok saçma.
    geçen sene bir halt yendi ve büyük kayıplar yaşandı karar süreçlerinde, daha senesi dolmadan aynı haltı yemek çok garip.
    hakkaten türkiye'dir galatasaray, aynı çürümüşlük, aynı vasıfsızlık ve bencillik. maalesef bu çürümüş ülkeyi bu karanlığından sıyırıp kurtarması gereken eğitimli kitle ortalamadan çok da ileride değil.
    ciddi satışların olabileceği bir tarnsfer sezonuna sahipsiz çıkacak futbol takımı.
  • 7010
    ne polat-albayrak ikilisine ve ardıllarına, ne özbek-lise ve şürekasına ne de aysal-süren-elmas üçlüsüne bırakılmayacak kadar büyük bir kurumdur. aynı zamanda bunların hiçbirinin de peşini bırakmayacağı kadar büyüktür. iç hesaplaşmalar beni çok yordu, çok sıktı, çok uzaklaştırdı. benim 16 dakika tırnak yiyerek beklediğim galatasaray da bu değil, karanlıkta kupasını beklediğim de. sami yen’de kocaeli’den 5 yiyen galatasarayım da bu değildi, basketbolda küme düşen de…

    bir ışıtan gün’e bile istifa ettiremeyen biz galatasaray taraftarı umuyorum artık bu adamların gözünde ne olduğumuzu iyice anlamışızdır. galatasaray’a küsülmez belki ama uzaktan da sevilir.
  • 7013
    yordu, üzdü belki parça parça etti bizi. kalbimizi kirik da hissettik yalnız da. ama ertesi sabaha uyandığımızda yine vardı galatasaray. kalbimin attığını en çok hissettiren hep bu sevgi oldu, yaşadığımdan şüphe duymadan tereddüt etmeden bir bu renklere bir bu kulübe aşık oldum ben.

    her ne yaşayacaksak şu ahir ömrümde sana dair hakkım helal. yönetenler, idareciler, hocalar, futbolcular hepsi geçici ben sana aşık oldum ve bir senle mesudum bu dünyada. bu kadar bunalmisken yine sende buldum ya kendimi daha ne diyeyim. bir tek sen varsın galatasaray.
  • 7014
    dün bir kere daha gündeme geldiği üzere 4 büyükler içinde şampiyonluk sayısını doğru yazan tek kulüptür. fenerbahçe biri şikeli olmak üzere 19 şampiyonluğu olmasına rağmen 28 şampiyonluk illüzyonu yaşıyor, jimnastik kulübü'nün süper lig kurulduğundan bu yana 14 şampiyonluğu olmasına rağmen lig kurulmadan öncesinden 2 tane ekleyip 16 diyor, trabzonspor ise resmiyette 7 olmasına rağmen 8 şampiyonluğum var diyor. galatasaray ise lig kurulduğundan beri neyse onu söylüyor yani net şekilde 22. iyi ki galatasaraylıyız dedim bir kere daha.
  • 7016
    sanırım sona yaklaşan kulüp. dibi görüp uzunca bir süre orada kalacak gibi duruyor.

    adnan oktar’ın mehdi olduğuna inanan bir adam tarafından seçimi iptal edilebiliyor ki bu adamın bu zamana kadar ihraç edilmemesi ayrı bir rezalet konusu. efendime söyleyeyim 3 kuruşluk gazeteciler dizayn edebiliyor kulübü.

    2 tane aday çıkıyor ikisi de birbirinden beter, dursun özbek’e yalvaran bir kesim var aday olsun diye falan filan. kepazelikleri yazmaya kalksak paragraf paragraf yazı çıkar. o çok övünülen lisenin maharetleri işte hep bunlar.
  • 7017
    bu gece büyüklük mevzusu açılmışken potansiyelinin ne denli büyük olduğu tekrardan unutulmaması gereken takım. yeni nesil farkında değil ama galatasaray türkiye’nin de üstünde doğu avrupanın en prestijli takımıdır.

    endüstriyel futbola kafa tutabilmiş ve başarı yakalamış son doğu avrupa takımıdır. şampiyonlar liginde çeyrek final oynama başarısı gösteren son doğu avrupa takımıdır. 1960-1990 arası doğu avrupa takımlarının da başarısı vardı. endüstriyel futbolun temel başlangıcı şampiyon kulüpler kupası yerine şampiyonlar ligine geçiştir. buna diş gösterebilen tek doğu avrupa takımı da galatasaray olmuştur. 1999-2002 arası avrupa da gerçek anlamda diz titreten takımlardan birisiydik. 3 yıllık bu şekilde dönem yaşayabilen başka bir takım yok.

    ayrıca şu sıralar büyüklüğünden bahsedilen real madrid’e karşı 3 kere diz çökmüştür. normal bir galibiyetden bahsetmiyorum. bildiğiniz 3 kere kafalarına vura vura real madrid’e diz çöktürdük.

    25 ağustos 2000 galatasaray real madrid maçı öncesi real madrid’in müzesinde bulunmayan tek kupa uefa süper kupasıydı. real madrid en az bizim kadar bu kupayı istiyordu. sonuna kadar mücadele ettiler ama sonunda kupayı galatasaray kazandı. o maçta real madrid’in kalecisi olan ıker casillas 18 sene sonra verdiği bir röportajda unutamadığı 2 maçtan birinin galatasaray ile oynadıkları final maçı olduğunu söylemişti. kaybedilen o maç zannedilenden kat kat daha fazla real madrid tarafına acı vermişti.

    3 nisan 2001 galatasaray real madrid maçı şampiyonlar ligi çeyrek final eşleşmesinin ilk ayağıydı. şampiyonlar liginin son şampiyonu real madrid devreye 2-0 önde girmiş galatasaray ikinci yarı da bambaşka bir şekilde real madrid’in karşısına çıkmış ve maçı 3-2 kazanmıştı. yine real madrid’in kafasına vura vura, bu sezon real madrid’in paris’e, chelsea’ye, manchester city’e yaptığının aynısını yaparak maçı kazanmıştık.

    3 nisan 2013 galatasaray real madrid maçı ise yine şampiyonlar liginin çeyrek final eşleşmesiydi. ilk maçı barnebau’da real madrid 3-0 kazanmış. istanbul’da ki maçta da devreye 1-0 önde girmişti. ikinci yarı tekrardan bambaşka bir galatasaray sahneye çıktı. akın akın real madrid kalesine giderken 57. dakikadan sonra maç bambaşka bir hal almış ve 15 dakika da galatasaray skoru 3-1’e getirmişti. o zamanlar saçma sapan bir kural olan deplasman kuralı olmasaydı belki de tarihin en büyük futbol kulübüne karşı tarihin en büyük geri dönüşüne imza atacaktık. real madrid’in bu zamanlar yaptığını biz 2013 yılında real madrid’e karşı yapacaktık.

    bunları neden anlatıyorum. galatasaray camiasının büyüklüğünü tekrardan hatırlayın. bırakın doğu avrupa takımını belki de real madrid’e karşı 3 kere kafasına vura vura maç kazanan başka bir futbol takımı yoktur. bakın tekrardan altını çiziyorum. galibiyet değil tamamen rakibi düşüren ve sindiren galibiyetlerden bahsediyorum. real madrid 2021-2022 sezonunda paris’i toplam 3-2, chelsea’ye 4-3, manchester city’i 6-5 yenerek finale yükseldi. bu maçları 3-0 4-0 kazansa belki de bu kadar olay olmayacaktı. ama eleyiş biçimleri ne kadar büyük takım olduklarının kanıtı oldu tekrardan. işte biz de bu real madrid’e aynı şekilde 3 kere darbe vurduk. yoksa 6-0, 6-1, 4-1 yenildiğimiz maçlar da oldu. üstelik bizim kazandığımız maçlarda ki real madrid’in kadroları tarihlerinde ki en iyi 3 kadrodan 2 tanesiydi.

    ne olursa olsun tuttuğumuz, gönül verdiğimiz ve bağlandığımız galatasaray’ın büyüklüğünü unutmayın. ne kadar umutsuz olursa olsun geleceğe hep umutlu bakalım. olmaz demeyin olur. bu takım tarihin en kötü lig performansını sergilediği sezonda yardımcı hoca ile, taylan-berkan orta sahası ile az daha barcelona’yı eliyordu. çünkü bizim genlerimiz de bu şekilde işliyor. bu yüzden biz hiçbir final yolunda mağlubiyet
    yaşamadık. hangi kadro hangi hoca olursa olsun galatasaray ligin sonunda ışığı görünce bütünleşir ve kupayı söke söke alır. bu zamanlarda önünde hiçbir güç duramaz. tekrardan hatırlatıyorum. biz doğu avrupa’nın en büyük futbol takımıyız. endüstriyel futbola bir darbe vurulacaksa bunu yeniden galatasaray yaşatacaktır !!!
  • 7021
    en büyük sevinçlerimin çoğunda payı olan takım. gerçek aşk.

    öyle bir burukluk var ki içimde uzun süredir. galatasarayın içinde olan kimse galatasaray'ı sevmiyor aslında, çıkarı için kullanıyor, galatasaraya zarar veriyor hissi çok yoruyor beni artık. kulüp kimsesiz gibi hissediyorum. yani yarın 10-15 kişi toplanıp gidip kulübe girse, bu kulüp artık bizim, yerine pinpon kulübü açacağız dese kimse sesini çıkarmayacakmış gibi hissediyorum. öyle sinmiş bir vaziyetteyiz ki aklım almıyor. kimse ses çıkarmıyor, kimse elini taşın altına sokmuyor, herkes eleştiriyor da kimse çözüm sunmuyor. bu buruklukla birleşmiş sinir hali de futbola dair her şeyden soğuttukça soğutuyor.

    sen düştükçe ülkede hiçbir şeyin tadı yok galatasaray. ayağa kalk lütfen.
  • 7023
    çok uzun zamandır fatih terim dışında kimsesi olmayan kulüptür. eskiden de fatih terim giderdi fakat asla bu halde olmazdı. resmen kimsesizdir.

    ben ilk defa galatasaray'dan hem kısa hem uzun vadede ümidi kesmiş bulunuyorum. umarım yanılırım fakat bana göre bundan sonrası kapkaranlık. beni şu duygu ve düşünceye getirenlere hakkım varsa helal etmiyorum.
  • 7024
    yönetilme becerisi olarak maalesef kısa vadede önü çok karanlık olan sevdamız. başkan seçilmeden ve nasıl yöneteceği belli değilken 10 ay sonraki mali ve idari genel kurulu bir tehdit gibi işaret eden, verilere dayanmadan sadece hissi duygularla yönetimlerin kaderini tayin etmeye çalışan, kendi pr’si ve kürsüde konuşup spor servislerinde isminin geçmesi için kaos ortamı isteyen, ibra edilmeyip daha sonradan sırf bunun intikamanı almak için ibra etmeyen üyeleri olduğu sürece bu kulüp yönetilemez. kendinizi galatasaray başkan adayı olarak düşünsenize biraz ya da başkan olma hayali olan bir üye olarak? öyle bir genel kurul yapısı var ki kulübü yönetmemen için saçma sapan argümanlarla karşına geçip seninle savaşıyor. başkan olmak ister misiniz bu yapıda? galatasaray genel kurul üyelerinin oyuncağı olan hukuka aykırı idari ibra mekanizması üyelerin elinden alınmadıkça galatasaray’ın her genel kurulu mahkemelik olacaktır. temel bozuk çünkü. haliyle de kulübü yönetme becerisi olan insanlar da bu cenderenin içine girmek istemiyor olabilirler. eşref hamamcıoğlu ve metin öztürk bizim iyi günlerimiz. bu yapı devam ettiği sürece daha da dibi göreceğiz insan kaynağı olarak. kulübün gelmiş geçmiş en kötü başkanlarından olan dursun aydın özbek bile tüm ısrarlara rağmen bu cendere içinde aday olmuyor işte. düşünün halimizi. ünal aysal kulübün yapısının sağlıklı olmadığını beyan ederek başkan adayı olmadı. adam düşündü muhtemelen ulan bu yaştan sonra kafayı mı yedim böyle bir organizasyonda her gün fırça yiyeyim diye. velhasıl üyelerin elinde bir oyuncak var ve bu oyuncak alınmadığı sürece daha başkan bile belli değilken sopa gösterme olayları devam edecek.
App Store'dan indirin Google Play'den alın