• 4026
    galatasaray bizim çocukluk yaramız, tiryakiliğimiz belki, vazgeçemiyoruz.

    vazgeçebilseydim eğer hayatım şimdi olduğundan çok daha güzel olurdu. ne bileyim daha çok boş vaktim olurdu, kafamın içi daha boş olurdu, hayatımla ilgili şeylere takardım kafayı daha çok, şimdi olduğu gibi rüyalarımı bile galatasaray işgal etmemiş olurdu. sohbetlerimin konusu değişirdi kafadan, belki öykü yazmaya yeniden başlardım, şiir okurdum. ispanyolca kursuna yazılırdım, dünyanın bir çok yerinden ispanyolca konuşan arkadaşlarım olurdu, internette geçirdiğim ömrümün büyük bir bölümünü boşa harcamazdım.

    çocukluk yarası dedim ya işte, kendimizi bildik bileli, galatasaray denince kalbimiz farklı çarpıyor, bunun yüzündendir ilkokulda fenerli çocuklarla kavga etmemiz, okulu kırmamız bazen. harçlıklarımızı maç bileti için biriktirmemiz, ilk maaşımızı storelarda ıslatmamız filan.

    geri dönüp baktığımızda, sevinçler, üzüntüler, dostluklar, kardeşlikler arasında aslında uzun bir kariyeri arkamızda bırakmış oluyoruz. galatasaraylılık kariyeri.

    her şeye rağmen, bazen bu olayı da fazla abartmamak gerektiği gerçeği acımasızca çarpıyor suratıma. bazı realiteler, bazı rakamlar ortaya döküyor bir şeyleri. estalfmesela, afedersiniz kuzenimdir kendisi bilen bilir, 'abi sen de çok galatasaraylısın' diyor bazen bana, yani sen milyonların içinde sıradan bir insansın bu kadar abartma, sosyal hayatına önem ver' filan diyor. senin diyor, bir futbolcunun 1 yıllık maaşını karşılayacak kadar galatasaray'a para harcaman için 2.000 yıl çalışman lazım. siktir et ya gel takılalım filan diyor. yani bunları diyen de, abazanlıktan sol eliyle koalisyon kurmuş, seçim pusulasına çıplak kadın resmi çizip, hükümete mesaj vermek istedim diyen çaresiz asosyalin teki yani, düşünün.

    çok galatasaraylı olmak yada olmamak. bence olmamak iyi. ben olmasam da, sen olmasan da kulüp var olacak, oldu da. sıradan insanlarız biz sonuçta, denizdeki kum misali bizim gibi milyarlarcası gelip geçmiş.

    misal,

    eğer ben ilkokul 3. sınıfta sarı kırmızı kaplarla kaplamasaydım okulda defterlerimi, kitaplarımı, gider yapmasaydım dünyaya, yine de büyürdü galatasaray.

    show tv reklamlı formamın arkasına anneme rica minnet h. şükür yazısını diktirmeseydim de gollerini atardı o.

    galatasaraylı futbolcu kartlarını biriktirmeseydimi kepmeseydim mahalledeki bütün veledleri, yine transferler yapardı kulüp.

    ali sami yen'de, yeni açıkta sabahtan girip akşama kadar maçın oynanmasını beklemeseydim yine dolardı tribünler.

    sesimin kısılacağını bile bile, kan gelircesine bağırmasaydım yine şampiyon olurdu cimbom.

    kalp krizi geçirircesine, transa geçip , allah'a peygambere filan dualar etmeseydim yine direkten dönerdi toplar, yine kazanırdı uefa kupasını...

    .

    yarak kazanırdı amk.
  • 4027
    son ünal aysal döneminden itibaren mali anlamda ciddi şekilde kötü yönetilen klübümüzdür. roberto mancini döneminde ara transferde yapılan dokuz transfer ve iyileştirilen futbolcu maaşları mali anlamda dar boğazda olan klübümüzü daha da zora sokmuştur. yabancı futbolcu sınırının kalkmasıyla birlikte yerli oyunculara yüksek maaş verme zorunluluğu da bir manada ortadan kalkmıştı. ancak sabri sarıoğlu'na yıllık net sabit transfer ücreti olarak verilen 4.8 milyon türk lirası futbol ekonomisinden anlayan hiçbir kimse tarafından anlaşılamamıştır. umuyorumki bundan sonra imzalanacak olan sözleşmelerde klübün mali yapısı göz önünde bulunarak daha makul ve gerçekçi maaşlar verilir.
  • 4028
    şampiyon biz oluyoruz, 4.yıldızı takarak rakibimize psikolojik olarak adeta fark atıyoruz ama gel gelelim yönetmeyi beceremeyenler yüzünden hep en mutsuz taraftar oluyoruz. yemin ediyorum yönetmeyi becermeyen adamlara emanet ediyoruz kulübü. hep beterin beterini yaşıyoruz. turgay kıran'a laf ederken beterini bulduk geldik.

    tanım: dünyanın en potansiyelli ancak en kötü yönetilen kulübü.
  • 4032
    4 tane adam tarafından fatoş muamelesi yapılan takım. resmen göz göre göre ırzına geçiliyor takımın ama elimiz kolumuz bağlı izlemekten başka bir şey yapamıyoruz.* *

    grup vitamin - fatoş;

    https://www.youtube.com/watch?v=VPPYTubjwW0

    -birincisi biraz ürkek hamza hamzaoğlu
    -ikincisi biraz çapkın cüneyt tanman
    -üçüncüsü anasının gözü dursun aydın özbek
    -dördüncüsünün ne yaptığı burada söylenmez sabri sarıoğlu

    şampiyonlar ligi maçları öncesi ve sonrası bu şarkıyı bol bol dinleyerek kendime eziyet etmeyi planlıyorum. artık yapacak bir şey yok, zevk almaya bak galatasaraylı.

    --- spoiler ---

    aman cimbom, yandın cimmmmmmbom

    --- spoiler ---
  • 4033
    tarifi belki de mümkün olmayan, ne kadar sevdiğimizi, aşkımızı anlatacak bir ölçü birimi bulunmayan, kalbimizin en özel yerindeki değerlimiz.
    ama şu sıralar gerek burada, gerek sosyal medyada, gerekse yakın çevremde gördüğüm tablo beni gerçekten çok üzüyor. hani inanamıyorum yazılan, çizilen, hatta düşünülen şeylere.
    sanki 3 hafta kadar önce, rakiplerimizi alt ederek, yine bir ilki başarmamış, bir de üstüne tam 15 yıl sonra tekrar duble yapmamışız gibi; çizilen felaket senaryolarına.
    tabii ki şu ara bir mali krizdeyiz, belki de çok zor bir sezon bizi bekliyor.
    ama ilk defa bir galatasaray hocasına, bu raddede bir haksızlık yapıldığını görüyorum. (hemen fikrimi belirteyim, ben de sabri'nin max 600. usd gibi bir rakamla rotasyon oyuncusu olarak sözleşme yenilemesini yeğlerdim) yerden yere vuruluyor hamza hoca, bir de efsane kaptanlarımızdan efendi cüneyt tanman..

    neyse bu konular zaten hali hazırda bu platformda da ateşli bir şekilde tartışılan hususlar.
    ben bugün sabah uyandığımda eski dergilerimize bir göz gezdireyim dedim, malum oruç nedeniyle kahvaltı da yok.
    2015 nisan sayısında tarık ünlütürk'ün bir yazısını tekrar, ama bu sefer, daha iyi anlayarak okudum ve sizinle paylaşmak istedim. 2 ay önce okuduğumda bu kadar etkilememişti. neyse lafı fazla uzatmayayım.. belki de bizlere bu armayı neden bu kadar sevdiğimizi, neden bu armaya her zamankinden daha fazla sahip çıkmamız gerektiğini hatırlamamız açısından.
    başka galatarasaray yok.

    --- galatasaray dergisi nisan 2015 sayısı alıntı ---

    gayrı resmi sevgi indeksi

    ali sami yen : bir hayal kurup peşinden gittiği için.
    metin oktay : onu sevenleri üzmediği için.
    gündüz kılıç : içinde halat geçen bir cümleyi duyduğumuzda tüylerimizi diken diken ettiği için.
    çoşkun özarı : hocaların hocası olduğu için.
    turgay şeren : galatasaray lisesi'nde sınıfın en çalışkan öğrencisi olduktan sonra, takımın da bir numarası olduğu için.
    nihat bekdik : bizi aslan gibi yaptığı için.
    bülent - reha eken : galatasaray'ı kendilerine üçüncü kardeş bildikleri için.
    fatih terim : imparator olduğu için.
    brian birch : sağ yumruğunu her zaman havada tuttuğu için.
    jupp derwall : maçı kaybedeceğini bilse bile alan savunmasından vazgeçmediği için.
    graeme souness : çok değerli bir bayrağı olduğundan daha değerli hale getirdiği için.
    karl heinz feldkamp : disiplin nedir, bize yeniden öğrettiği için.
    erik gerets : geriye bakınca hayatımızın en keyifli 16 dakikasına ortak olduğu için.
    cüneyt tanman : öne çıkan kusursuz kaptanlığıyla ne kadar iyi bir futbolcu olduğunu unutturduğu için.
    cevad prekazi : az koşup, real madrid yerine, galatasaray'da oynadığı için.
    muhammet altıntaş : sahada basılmadık yer bırakmadığı için.
    uğur tütüneker : bir ayağının daha kısa olmasına aldırmadan galatasaray formasıyla koştuğu için.
    erdal keser : süper yıldız olmadan da çok gol atılabildiğini gösterdiği için.
    yusuf altıntaş : banik ostrava'ya 38. dakikada attığı gol için.
    bülent korkmaz : yüreğini bize gösterdiği için.
    hakan şükür : attığı her golün ardından tribüne koşarak, içimizden birisi olduğunu gösterdiği için.
    arif erdem : bütün michael'ler gelse de onun şutunu kurtaramayacağı için.
    tugay kerimoğlu : burada doğduğu burada öleceği için.
    tanju çolak : suyun karşı tarafına geçtiği gün "böyle olmasını istemezdim" dediği için.
    gheorghe hagi : meksika'ya giden uçağa binmediği için.
    zoran simoviç : maviyi olduğundan daha güzel gösterdiği için.
    aly faryd mondragon : bu renkler altında kocaman cüssesine inat gözyaşı döktüğü için.
    claudio taffarel : herkesin gözünü kapattığı anda, gözlerini dört açıp henry'in kafa vuruşuna uzandığı için.
    emre aşık : sahada, yedek kulubesinde, antremanda, başka şehirde ya da takımda... zaman ve mekan fark etmeksizin her daim galatasaraylı olduğu için.
    ümit davala : en kritik anda olanca soğukkanlılığıyla beyaz noktanın başına geçtiği için.
    suat kaya : her ileri çıkışında geri dönmeyi vicdani bir sorumluluk bildiği için.
    ergün penbe : birilerinin de soğukkanlı olması gerektiği anlarda bu rolü her defasında üstlendiği için.
    hasan şaş : sağ ayağı ile soldan gelip, her seferinde topu çekerek rakibi geçtiği için.
    dean saunders : 117. dakikada kadıköy'de attığı gol için.
    capone : her zaman arka direkte beklediği için.
    arda turan : galatasaray'ın adının geçtiği yerde profesyonelliği unuttuğu için.
    hasan kabze : beşiktaş maçında sonradan oyuna girdiği için.
    harry kewell : büyü ya da sihir; sadece masallarda olmadığını gösterdiği için.
    ahmet yıldırım : beşiktaşa attığı imza sırasında "ben büyük takımda oynamanın ne olduğunu bilirim, galatasaray'dan geldim" dediği için..
    ionut lutu : her rumen'in hagi olmadığı gerçeğiyle yüzleşmemizi sağladığı için.
    karıncaezmez şevki : maç boyu ayakta bir elinde galatasaray bayrağı, bir elinde meşale tutarak sevgisini somutlaştırdığı için.
    şişman yanko : altın işine girmeyip, bahçekapı'da kumaşçı dükkanı açtığı için.
    parçalı : hayatın tüm ikili zıtlıklarına inat, iki farklı rengi tek olarak gösterdiği için.
    soma kömür diyarı : sarı zemin üstüne kırmızı harflerle ne yazdığını bildiğimiz halde, tekrar tekrar okuduğumuz için.
    sokak : bir sokaktan ötesi olduğu için.
    kapalı : cehennemi tutup dünyaya getirdiği için.
    eski açık : bıkmadan usanmadan sarı dediği için.
    yeni açık : yağmura inat sevdiği için.
    numaralı : altında ıslanmadığımız için.
    orjin köfte : köftenin üzerinde kaşarın erimesini izlerken galatasaray diye bağırabildiğimiz için.
    florya : aslan yetiştirmeye elverişli iklimi için.
    kopenhag : gitmesek de, görmesek de en sevdiğimiz şehir olduğu için.
    mayıs : bize galatasaray'ı hatırlattığı için.
    arsenal : hayatımızın en güzel iki saatinde bizimle beraber olduğu için.
    ac milan : zafere giden yolda yol arkadaşı olduğu için.
    paolo maldini : 22 bin kişi olduğumuza inanmayarak gururumuzu okşadığı için.
    pierluigi collina : hakemlerin de sevilebileceğini gösterdiği için.

    --- galatasaray dergisi nisan 2015 sayısı alıntı ---

    tabii ki de eleştireceğiz, türkiyenin en çağdaş, modern ve büyük taraftarı olarak.
    tabii ki tepikimizi ve eleştirimizi göstereceğiz, ama en doğru ve bize yakışacak şekilde.
    unutmayın, nasıl galatasaraylı olduğumuzu, bu renklere nasıl aşık olduğumuzu..
    bir kez daha hatırlayın.

    başka galatasaray yok.
  • 4037
    galatasaray dendiğinde, ya da bir yerde galatasaray yazısı görünce mecnunun leylasına kavuşması misali içimi öyle bir his kaplıyor ki sanki bütün sıkıntılarım yok oluyor, kalp atışlarım hızlanıyor, yüzümde bir gülümseme oluşuyor.

    galatasaray bana aslan yürekleri, inanmayı, başarmayı, en umutsuz anlarda bile bir ihtimalin daha olduğunu çağrıştırıyor.

    hiç teknik direktörü olmasa, hiç yöneticis olmasa yine de başarabileceği hissini veriyor. bütün basın hunharca saldırsa da ayakta kalacağı, asla pes etmeyeceği, avrupanın devlerine kök söktürüp kupalara ambargo koyacağı inancını veriyor.

    kısaca galatasaray bana samimiyeti, sevgiyi, centilmenliği, sportmence başarıyı hatırlatıyor. bütün sportif başarıları tatmanı diliyorum aslanım benim.
  • 4040
    az önce ntvspor'da (adını hatırlayamadığım ercan taner ile program yapan) spiker şöyle bir açıklama yaptı.

    kulislerde galatasaray'ın transfer yapmak için parası olduğu söyleniyor. transfer yapmak sorun değil. ama teknik ekibin kafasında 1 ve ya 2 fark yaratacak oyuncu alıp gerisini emekçi futbolcular (anladınız siz, tabiri unuttum) ile kadroyu kurmak var. bunun sebebi de eldeki parayı harcayıp başarısız olunursa gelecek sene için cepte bir şey olmaması.

    programın adı spor merkezi. ben onların yalancısıyım.
  • 4041
    ali dürüst olayı kafamı karıştıran kulübümüz.

    şimdi üç seçenek var.

    birincisi, ali dürüst kendisinin istifa etmesine neden olaylar sonrasında kızıp kendi isteğiyle demirören'in listesine girdi.

    ikinci,istifalar falan baştan aşağı dümendi, federasyona galatasaray iradesi ile sokuldu.

    üçüncüsü, bu ülkede renk takım duruş falan kalmamış, herkes, herşey, "yukarıdan" gelen bir telefona bakıyor.

    üç ihtimalde birbirinden rahatsız edici. sonumuz ne olacak bilmiyorum vallahi.

    bu aralar her branşta,her alanda üsünde kara bulutlar dolaşan kulübümüz.
  • 4042
    nerede okuduğumu tam hatırlamıyorum, belki facebook'ta görmüşümdür belki bir blog'da ama şöyle bir yazıya konu olmuş takımdır, takımımdır.

    --- alıntı ---

    doktor, öleceğimi açıkladığından beri tek düşündüğüm yeni sezona yetişebilmek. 3 gündür öleceğimi biliyorum. bedenimdeki kanserli hücreler ben defterime bu yazıyı yazarken bile çoğalıyor ama yapacak bir şey yok. mücadele ? ne için ? 2 senedir bu saçma şeyle savaşıyorum ve daha sadece 24 yaşındayım. yo yo kusura bakmayın bu cümlelerden ilerideki zamanımda hayatın tadını çıkaracağım düşünülmesin çünkü ben zaten hayatın tadını çıkarabilseydim, ya da lanet olası beynime daha az kontrolcü davranmasını söyleseydim ya da vücudumdaki stres mekanizmasına ya da her ne bok deniliyorsa ona daha az çalışmasını söyleseydim hasta olmayabilirdim. suyun kaldırma kuvveti gibi düşünmek lazım bunu. geldiği an gider. hayatını yaşamazsan, hayatın gider. uçağa yetişemem korkusuyla 4 saat kala yola çıkarsan ve taksici ile hızlı sürmesi konusunda kavga edersen, hayatın gider. iyi yaşamazsan, hayatın gider. benimki gitti. dünyadaki var olmayan adaletin benim bedenim üzerinden adaleti sağlamasına müthiş saygı duyuyorum. ölümüme saygı duyuyorum. ne diyorduk ? ha evet, yeni sezon. hayatımda ölmeden önce ne yapmak istersin diye sorsalar haliyle "son kez galatasaray'ın" maçına gitmek derim. ve ne tesadüftür ki (!) ölüyorum. şu an mayıs ayının sonundayız ve doktor maksimum yaşama süremin 3-4 ay arası olacağını söyledi. ve ağustos ayında sezonun başlayacağını düşünürsek yetişebilirim. evet, evet en azından bunu yapabilirim. sezonun içeride oynanacak ilk maçına yetişmek için savaşabilirim, bunu yapabilirim. eğer bir şeyler için savaşacaksam bu ölmemek için değil, ali sami yen'de son bir kez maç izlemek için olmalı. bir amerikan filmi gibi olmalı vedam ve son sahnem ali sami yen'den çıkıp eve giderken olmalı... evet, ben bunu başarabilirim. hayatımda bir kez olsun bir şey için mücadele edebilirim. kendim için, galatasaray için..

    --- alıntı ---
  • 4043
    uyku tutmuyor.
    kafamda elli tane sorun ve tonlarca dert...
    dünyalık dertler işte.
    aşk acısı, gelecek kaygısı, ailevi sorunlar vs.
    gülmemem, mutsuz olmam için tonlarca sebep var aslında.
    zaman da geçmek bilmiyor. geçse n'olur?
    sabah kalktığımda yeniden gerçeklerle yüzleşeceğim sonuçta. hayatın acı gerçekleri ile.
    sonra tv'de kanalları dolaşırken trt spor'da 2015 - 2016 sezonunda ligde attığımız golleri izlemeye başlıyorum. her golün bende ayrı bir önemi,
    takımımız içinde ayrıca hayati önemi var tabii ki.
    golleri izleyip bitirdikten sonra şunu farkediyorum ki yüzümde güller, gülücükler açmış.
    az önce beni saran o dertlerden eser yok.
    farkediyorum ki 10 dakika da olsa mutluyum ve gülüyorum.
    beni güldüren beni yarı yolda bırakmayacak tek sevgilim, arkadaşım, dostum, ailem galatasaray. beni yine güldürdün.
    çok büyüksün be galatasaray, çok büyüksün.
    iyi ki varsın...
  • 4048
    türk olmayan oyunculara sadece bir maçımız izletiliyordur illa ki.
    bazen oturup ulan bu kadar karşılıksız sevilebileceğiniz başka neresi var ? kim sizi bu kadar, sırf bu armayı taktığınız için sever deyip düşünüyorum. ortam ses görüntü his aşk sevgi ulan ne ararsan var bu armanın altında..
    buraya gelip de ya valla önceki klübüm de beni daha çok seviyorlardı diyen bir tane daha yabancı futbolcu görmedim, duymadım...
    bu takımın ismine, armasına aşık, bu takım uğruna herşeyi yapanları görüp şaşırmamak, ağlamamak... bilmiyorum, benim aklım almıyor.
    ha türk oyunculara gelirsek, onlar zaten deplasmana geldiğinde herşeyi görüp yaşıyorlar fazla söze gerek yok...
  • 4050
    sabahtan #1749423 no'lu entry'de bahsettiğim, birebir lionel carole sağlık kontrolü sırasında bir kaç şeyi yazacaktım, yazamadım. ancak müsait olabildim.

    sabahtan liv hospital'deydim. apar topar zenci bir adam geldi. lionel carole'in ta kendisi. yanında da sarı kırmızı giyinmiş bir ablamız. baya gizli gizli fısıldıyarak konuşuyorlardı. ismini yazmayın, zenci futbolcu diye kaydedin falan dedi kadın tabi orası biraz komikti.

    kulüp bu sene sanırım baya gizli çalışıyor transfer konusunda. herkesin bildiğin bir şeydi lionel carole'in alındığı ama istanbul'da olduğunu kim biliyordu ki?

    neyse, onun öncesinde de umut gündoğar ve bilal'i görmüştüm. başka bir görevli de görmüş olacak ki daha gelecek olan var mı diye sordu. kadın da kamp başladı, burada olanların çoğu geldi, milli takım izninde olanlarla birlikte 10 temmuz'da iki yeni transferi de getircez dedi. demek ki 2 futbolcu daha alınmış. biri heralde podolski ama diğeri kim bilemiyorum. hatta ikinci dönem kamp dönüşü de yeni birisinin geleceğini kontrole söyledi. he bir takım personelinin bu kadar şeyi bilmesi normal mi bilemedim.

    duyduklarım bunlar.

    güzel günler galatasaray'ın olsun.
App Store'dan indirin Google Play'den alın