• 554
    çoğu zaman anlatamadığımdır. ya da her cümle kuruşumda, daha güzeli mümkün dememdendir kimbilir. ama bir şarkı dinliyorum cimbom'um tam da şimdi. seni anlatıyor sanki. ya da ben öyle istiyorum her şarkıda olduğu gibi.*

    'çağırmışsın ey şehir
    duyuyorum
    duyuyor..
    sen kadim, bense acemi
    büyüyorum
    büyüyor..
    kamaştı gözlerim ışıklarından
    arandım sakin yollarında
    geziyorum..'

    bir şehir olarak düşlüyorum seni bugün. öyle tasvir ediyorum hayalimde şimdi. kocaman bir şehir. o kadar güzel ki. manzaraları var bir bize özel. bahçeleri var bir bizi içinde barındırır. sesi var bir bize anlaşılır. hepimiz bir şekilde çağırıldık bu şehre. böyle düşünüyorum. seslenişler farklı olabilir: evvel zaman içinde anlatılan metinli, prekazili bir hikaye en gerçeğinden; renklerin enerjisinin mıknatıs görevi görüşü; çocukluğun bünyeye sadece büyüyene kadar bahşettiği, saf sevgiyi yalanından ayırt edip peşinden gidebilme yeteneği; sana doğru televizyonun camına inat koşan biraz sarı biraz kırmızı futbolcunun o hali; hayatını galatasaray'a göre yaşayan büyüklerin sana çizdikleri yol...

    çağırıldık ve davete icabet ettik. bu seslenişini duymayabilirdik davetsiz misafir'imizin. ama duyduk duyuyoruz hala.. aşkın sesi kuvvetlidir zira. bu şehrin her karışı, niyelere cevap veriyor. her karışı tutkuyla inşa edilmiş çünkü. niye burdayım, niye bu kadar güzel, niye bu kadar kalabalık, niye bu kadar vazgeçilmez, niye başka bir büyüsü var... cevaplarını aldıkça katre katre büyüyoruz sonra. en güvenilir, en huzurlu yürüyüşlerimizi yapıyoruz. hala yapıyoruz.

    bitmeyecek arkasında gidişimiz, eteğinden tutuşumuz. bu yüzden yürüyedur diyişimiz. teklerse tekler, yorulursa yoruluruz; sevinirse mutluluğuna esir, üzülürse çığlıklar oluruz.
  • 4983
    lanet olsun seni bu hallere düşürenlere, lanet olsun armanı kaldıramayan futbol oynamamaya çalışan insanlara. üzülüyorum takımımı, canımı bu hallerde görmeye, kahroluyorum. gerçekten artık birşeyler yapmamız lazım. 25 milyon taraftarı olan bir klübü 3 bin kişinin seçtiği başkan nasıl yönetebilir? dursun özbek denilen peşkeş başkanından kurtulmamız için türkiye'nin en büyük sivil toplum örtütü olarak bir organizasyon yapmamız gerekiyor. önce sözlük olarak bir fikir birliğine varmamız, daha sonra diğer sosyal mecralarda bunu yaymalı ve bir protesto organizasyonu düzenlememiz gerekiyor. aksi taktirde buradan istifa edin, çok kötüyüz demek ile %90 görüş birliği olunan konuda* bir çözüm üretemeyiz.
  • 5839
    https://twitter.com/...870048594853889?s=19

    ahahahahahhaahaha

    ahahahahahhahahah

    soluklanayım bir daha gülücem...

    hahahahahahahha

    abi bu kulübü satalım biz. kongreymiş, genel kurulmuş boş işler. alacak bir adam bu kulübü yatırım olarak, bağlayacak parasını bu kulübe, kulüp başarılı oldukça sahibi kazanacak kulüp başarılı oldukça taraftarı mutlu olacak.

    atayacak sahibi sabit bir yönetim kurulu idare edecekler. hiçbir boka dermanı olmayan ama her şeye kulp bulan saçma kurullardan da kurtulacak.

    ne kadar kötü değil mi ya? 45 sayfalık rapor yazıyorsun ama gelen tepki "niye 45 sayfa yazdın" kulüp yönetiminde hak iddia eden kimse okumuyor, okusa umrunda olmuyor.

    niye 45 sayfa yazmış??? 45 sayfalık bok yemişsiniz çünkü!
  • 6669
    her şeyde olduğu gibi usulsüz olarak sahaya taraftar almanın cezası da bizim için çifte standarta tabi oldu. bulabildikleri bütün imkanları aleyhimize kullanan bir "organize kötülük yapılanması" ile karşı karşıyayız.

    --- alıntı ---

    kulübümüz, 15 mayıs 2021 galatasaray - yeni malatyaspor karşılaşmasında usulsüz seyirci alımı yaptığı gerekçesiyle 200 bin tl para cezası aldı.

    --- alıntı ---
  • 3908
    --- alıntı ---

    ekonomi dergisi forbes'un "dünyanın en değerli 20 futbol kulübü" değerlendirmesine göre, piyasa değeri 294 milyon dolar olan galatasaray, listenin 20. sırasında yer aldı.

    forbes, 11 yıldır yaptığı "dünyanın en değerli 20 futbol kulübü" sıralamasıyla ilgili son değerlendirmesini yayımladı. dünyadaki futbol kulüplerinin 2013-2014 sezonundaki mali durumunun değerlendirildiği sıralamaya göre, 746 milyon dolarla en fazla yıllık gelire ulaşan ispanyol kulübü real madrid, 3,26 milyar dolarlık piyasa değeriyle "dünyanın en değerli futbol kulübü" unvanını aldı. real böylece üst üste 3. kez listenin zirvesine yerleşti.

    madrid temsilcisini, bir diğer ispanyol kulübü barcelona izledi. 2013-2014 sezonunda 657 milyon dolar gelir elde eden "barca"nın değeri, 3,2 milyardan 3,16 milyar dolara geriledi.

    yıllık geliri 703 milyon dolar olan ingiltere premier lig takımlarından manchester united, değerini 2,81 milyardan 3,1 milyar dolara çıkardı ve geçen yıl olduğu gibi listenin 3. sırasında kendisine yer buldu.

    siralamadaki tek türk takimi galatasaray

    geçen yıl 16. sıradan girdiği listenin bu yıl da 20. basamağında yer alan galatasaray, 8 ingiliz, 4 italyan, 3'er alman ve 3 ispanyol ile bir fransız kulübünün bulunduğu sıralamada türkiye'yi temsil eden tek kulüp oldu. 294 milyon dolar değer biçilen sarı-kırmızılıların geliri, bir önceki sezona göre 16 milyon dolar artarak 220 milyon dolara ulaştı.

    forbes'un değerlendirmesine göre, "dünyanın en değerli 20 futbol kulübü" şöyle:

    takım ülke piyasa değeri
    1 real madrid ispanya 3,26 milyar dolar
    2 barcelona ispanya 3,16 milyar dolar
    3 manchester united ingiltere 3,1 milyar dolar
    4 bayern münih almanya 2,35 milyar dolar
    5 manchester city ingiltere 1,38 milyar dolar
    6 chelsea ingiltere 1,37 milyar dolar
    7 arsenal ingiltere 1,31 milyar dolar
    8 liverpool ingiltere 982 milyon dolar
    9 juventus italya 837 milyon dolar
    10 milan italya 775 milyon dolar
    11 borussia dortmund almanya 700 milyon dolar
    12 paris saint germain fransa 634 milyon dolar
    13 tottenham ingiltere 600 milyon dolar
    14 schalke 04 almanya 572 milyon dolar
    15 inter italya 439 milyon dolar
    16 atletico madrid ispanya 436 milyon dolar
    17 napoli italya 353 milyon dolar
    18 newcastle united ingiltere 349 milyon dolar
    19 west ham united ingiltere 309 milyon dolar
    20 galatasaray türkiye 294 milyon dolar

    --- alıntı ---
  • 5161
    ne demek 10 eylül'e kadar maç yok?

    şu takımın dört günde bir maçının olması lazım, bırak 12 günlük arayı, haftada bir maçı. bu takım şampiyonlar ligi lig maçları derken ayda 6-7 tane maça çıkması lazım. çünkü galatasaray olmak bunu gerektirir.

    bu sene şampiyonluk dışında bir şey başarı olarak kabul edilemez. o da aslında bir kıstas değil de, seneye şampiyonlar ligi'nde test etmek gerektiği için. yani esas başarı şampiyonlar ligi'nde gruplardan çıkmak olacaktır. bunun için de tatava yapmayıp şampiyon olmak lazım. 2018-2019 sezonunda şampiyonlar ligi grubundan ikinci (veya liderlik neden olmasın) olarak çıkıp son 16'daki rakibini bekleyene kadar başarılı değildir. bu noktaya geldikten sonra başarılı, bundan sonraki her galibiyet veya turda da ekstraya girecektir.

    beni korkutan şey 2018 mayıs'ından sonra başkanlık seçiminde takımın köküne kibrit suyu dökülmesi. malum dursun özbek, yapmadığı şey değil.
  • 2980
    şu hayattaki güzel şeylerden, gerçekten işe yarar terapilerden biri bomboş yürümek sokaklarda. ne kulakta müzik, ne elde telefon. bomboş. hiçbir şey düşünmeyerek değil, her şeyi düşünmek için. ama öyle bıkkın veya depresif de değil, düşünmek için sadece. durum değerlendirmesi gibi.

    arkadaşlar, aile, okul, belki iş hepsini düşünüyor insan. duruma göre arkadaşları daha çok düşünüyorsun, duruma göre aileni. geleceği planlamaya çalışıyorsun. olmuyor. olmaz da, hiçbir zaman olmadı ki zaten. o kadar çok değişken var ki şu hayatta. öğreniyorsun bir şekilde, o planladığın şey bir şekilde değişecek. az da olabilir o sapma, kökünden de değişebilir her şey. ama değişecek.

    hava da soğuk. ev en ideal seçim olarak duruyor önünde. ama o kadar güzel ki yürümek, bırakamıyorsun. yürürken bir otomobilin içinde, sol ön koltuktaki galatasaray atkısı gözüne çarpıyor. hoşuna gidiyor, gülümsüyorsun. sarı-kırmızı işte. güzel. devam yürümeye.

    o sarı-kırmızıyı gördükten sonra aklına 'o' düşmüş oluyor. şu hayatta seni en çok mutlu etmiş olan. sahi diyorsun, ''en çok ne zaman mutlu etti beni?''. hava soğuk, çarpıyor. kendin sorup, kendin cevaplıyorsun bir yerden sonra.

    neyse, nerede kaldık? ''en çok ne zaman mutlu etti beni?'' e galatasaray bu. mayıslar onun. haliyle bizim. bir mayıs akşamı geliyor aklına. 17 değil bu sefer. 14 mayıs 2006. ömürlük 16 dakika. hasan şaş, ağlayan mondragon, ekrana bembeyaz bir suratla bakan sasa iliç,''bitir ulan!'' haykırışıyla milyonların sesi olan emre aşık, tırnaklarını yiyen eric gerets. hepsi gözünün önünden film gibi geçiyor. her seferinde olduğu gibi, eksiksiz. sonra şampiyonluk kutlamaları. mikrofon sabri'de. üçlüsünü çektiriyor yine. kamera gerets'e odaklanıyor, ağzı kulaklarında, ''cimbombom'' diye haykırıyor. mutlu sonla biten filmin son sahnesi.

    bir mayıs akşamı daha düşüyor aklına. anılar daha canlı bu sefer, daha temiz. 12 mayıs 2012. maçın öncesi, sonrası, her şeyi aklında. bütün gün aklında aslında. akşam 7'yi bekliyorsun ama hem gelsin, hem gelmesin istiyorsun. hala taktik, teknik konuşuyorlar. senin umrunda değil. maçı izleyeceğin yere gitmişsin. saatler önce. bir şekilde yer bulmuşsun. hani diyorlar ya, ''bu maça kalp dayanmaz'' diye. ne demek olduğunu o sırada anlıyorsun. kalp dayanmayacak çünkü. belli ediyor. stadı gösteriyorlar kalp çıkıyor yerinden. taffarel'i gösteriyorlar, yine aynı.

    sonra, şans işte, 15-20 kişi geçiyor sokaktan, onların peşine takılıyorsun. avazın çıktığı kadar bağırıyorsun, o gerginlik biraz olsun gidiyor, rahatlıyorsun. derken maç başlıyor. ikinci dakikada gözünün sağ üst köşede olduğunu fark ediyorsun. çünkü koskoca sezonun emeği o kronometrenin 90'da sabit kalmasına bağlı. bağlamışlar oraya bir şekilde. öyle istemiş para babaları, sen orada kendini parçalıyorsun.

    emre aşık geliyor aklına, ''bitir ulan'' diye haykırmak istiyorsun, dakika sekiz. dakikalar geçmiyor. rakip takım her yarı sahayı geçtiğinde kalbin olduğunu hatırlıyorsun. muslera'yı efsane mertebesine yükseltiyorsun gözünde. maç oynanıyor, sanki asırlar geçmiş. cüneyt çakır 96. dakikayı oynatıyor. maçı izlediğin sandalyenin tepesindesin. muslera'ya faul yapıyorlar. kaç milyonsak artık, o kadar kişi ''bitir'' diye bağırıyor. ve hiç bitmeyecekmiş gibi gelen o iki saat bitiyor. cüneyt çakır bitiriyor, galatasaray sezonun en büyüğü oluyor.

    aslında her şey o 45 saniyelik haykırış için. o 45 saniye o kadar değerli ki. o yüzden hiçbir şeye değişilmiyor, o sevgi bu dünyada. o 45 saniyeye ayları hatta yılları sığdırıyorsun. o 45 saniyeyi unutamıyorsun. unutamayacaksın. hangisini unutmuşsun ki?

    maç nasıl bittiyse yürüyüşün de bitiyor. evine dönüyorsun. yorulmuşsun. aklında tek bir şey var;

    ''ulan gaassaray! söyleyecek o kadar çok şeyim var ki sana!
    ulan! anlatacak o kadar çok hikayem var ki gaassaray!
    anam avradım olsun hiç bilemeyeceksin!
    bu kediler var ya...çok enteresan hayvanlar abi...''
  • 6323
    2019-2020 sezonunun kaybedeni. sezon başı yaklaşık 15 tane topçu alındı. yetmedi, sezon ortası da 2-3 tane daha geldi. ryan babel ve falcao'ya astronomik maaşlar verildi. şimdi o maaşlardan nasıl çıkacağız diye kara kara onu düşünüyoruz. üstelik 7-8 tane kiralık futbolcu aldık. transferlere bakıyorum, bu sezon en çok fayda aldığımız oyuncular seri, lemina, adem. ikisi kiralık diğeri de bedelsiz ve kulübün en az maaş alan topçularından biri. bu şampiyonlar ligi gerçekten türk kulüplerini salaklaştırıyor. biz de dahil. şampiyonlar liginden alacağımız para 15-20 milyon euro. senin "şampiyonlar liginde oyunuyorum abi ben" başlıklı transferlerinin kulübe maliyetini bunun 2-3 katı oluyor. gören de şampiyonlar liginde final yapıyorlar zanneder. zaten şampiyonlar ligi de baştan başa fiyaskoydu bizim için. halbuki ucuz yollu, ununu elemiş oyunculardan ziyade "kendini göstermek isteyen" mütevazi bir kadro ile gitseydik eminim böyle utanç verici şekilde evimize dönmezdik.

    sezonun 2. yarısı aslında bir şekilde düzeni oturttuk. 8-9 haftalık gerçekten son yıllarda oynadığımız en iyi topu oynadık. sonrası lanet corona dönemi ve dönüşünde muslera'nın sakatlığı ve sezonun mental olarak kafada bitişi. bu sezonun planlamasında çok sevdiğim fatih hocam çok kötü bir iş çıkardı. o kadar başarıdan sonra bu sene şampiyon olmayalım canı sağolsun. her kaybedilen maç sonrasında tudor gibi hatayspor'da iş bulsam diye hatayspor'un kapısında yatan adamın başlığına üşüşenler bu "canı sağolsun" kısmını anlamayacaktır.

    ben "şampiyon olacağız" diye kiralık futbolcuları, yüksek maaşlı oyuncuları kulübe doldurmaktansa mütevazi ama ununu elememiş oyuncuları alıp 2-3 yıllık bir gelişim sürecinin içine girebiliriz. buna da en çok kredisi olan adam fatih terim'dir. benim tek anlamadığım, anlayamadığım nokta bu. bu süreçte yüksek maaşlı oyuncuları gönderir, iyi bir maaş dengesi kurar, potansiyelli bir takım yaratır ve hocanın istediği futbolu aynı futbolcular birlikte oynayarak bir süre sonra sağlam bir oyunu olan oldukça potansiyelli bir takım olabiliriz. ancak bu yola başvurulmuyor. transfer haberlerine bakacak olursak yine başvurulmayacak.
  • 5121
    gerçekten dursun özbek mi? mehmet özbek mi? kim idare ediyorsa, adım gibi eminim bu kulübün yararını düşünmüyorlar.

    ne kabiliyetsizler ne de basiretsizler. isteyen hayal gücü desin isteyen komplo teorileri desin. dursun özbek'in galatasaray'a gelişinde başka işler var.

    adam doğru hiç bir şey yapmıyor, yapmadı. yaptığı doğru işleri de taraftarı oyalamak için yaptı.

    bir düşünsenize gerçekten, koskoca galatasaray başka tek bir adam çıkartamıyor mu? bal gibi de çıkarır, genel kurul üyeleri kongre üyeleri arasında dursun özbek'ten memnun olmayan yok mu? bal gibi de var. arkadaşlar bir muhalif çıkamıyor, neler dönüyor arka planda neler hesaplanıyor bilmiyorum ama ne kısa ne de uzun vadade galatasaray'ın yararına olmadığı kesin. ben mehmet özbek ve dursun özbek'in samimi olmadığına, galatasaray'ın zararına çalıştıklarına inanıyorum.

    sportif, ekonomik, marka değeri, kulübün gelenekleri, etik, ahlak, galatasaray kültürü, yönetim geldiğinden bu yana hepsi negatif yönde ilerliyor. ve bu dursun özbek'in kabiliyetsiz ve başarısız olmasından dolayı değil. bu kadar art niyeti bu kadar düşüşü gerçekten kabiliyetsizliğe, basiretsizliğe, vizyonsuzluğa bağlamak çok fazla iyimserik gerektiriyor.

    yahu bana hiç ama hiç kimse, kulüp aidatını ödemediği için genel kurula giremeyen bir adamın, bir anda galatasaray sevdası ile ortaya çıkmasını, galatasaray için gece gündüz çalışmasını, kendi cebinden milyonlar yatırmasını açıklayamaz.

    biz dursun özbek'i tanımıyorduk ama genel kurulda oy verenler, bu adamı aday gösterenler dursun özbek'i tanıyorlardı. bu adamın nasıl biri olduğunu biliyorlardı.
    gerçekten kulübünün çıkarını düşünenler bu adamı değil galatasaray'a yeni malatya spor'a başkan yapmazlar.
    ve o zeki, başarılı iş adamlarından, akademisyenlerden oluşan genel kurul bu adamın hala arkasında, hala sahip çıkıyor ve bir iki cılız ses dışında muhalefet dahi çıkaramıyor. bu işin arkasında gerçekten büyük bir şeyler dönüyor.
  • 3553
    gün itibariyle geleceği hiç iyi görünmeyen takımım.

    eksik bölgelere takviye yapamadık, formaya sponsor alamadık. hadi fener'i anlarım şike mike derken itibarları fena sarsıldı, onlar sponsor bulamayabilir. biz nasıl sponsor bulamıyoruz akıl alır gibi değil. bu tamamen yönetimin basiretsizliği.

    transfer yapmayı geçtim artık, eldeki ıskartaya çıkmış adamları bile gönderemiyoruz. eboue, dany, yiğit, engin, sabri, ontivero falan hala takımda. nereden baksan 10 milyon maaşı var bunların.

    sağ ve sol bekin yedeği yok, forvet burak ve umut gibi iki beton ayağa emanet. mutlaka takviye gerek. hele ki rakiplerin durumu göz önüne alınırsa.

    işin kötüsü bunları yapmak için sadece 10 gün kaldı. 3 aydır yatış yapan yönetimin, 10 günde bu işleri başaracağını hiç düşünmüyorum.
  • 3796
    fenerbahçe'ye karşı geride olduğu tek konu yönetimsel mevzular olan takım. amatör branşlarda fenerbahçe'nin gerisinde olmak diye bir şey söz konusu değil, özellikle erkek basketbolda şampiyonluk sayıları eşit, kaldı ki bu şubeyi daha düşük bütçelerle ve zor şartlarda yürütüyoruz, bu alanda fenerbahçe yönetimi basket şubesinin üzerine daha çok düşüyor doğrudur ancak başarı olarak bizden fersah fersah önde değillerdir o yatırıma karşılık, hatta kafa kafayayız, bu net kere net. zaten fb nin son 3 ya da 4 şampiyonluğu ülkerle birleştikten sonra, biz daha küçük sponsorluklarla başka bir kulüple birleşmeden son 5 sezonu domine ettik neredeyse.

    bayan basketbolunda şampiyonluk sayılarında yine öndeyiz lakin uzun süre şampiyon olamadık doğrudur ancak uzun yıllar türkiyede tektik bu şubede de, yine öyle olacağız.
    tekerlekli sandalyeden bahsetmek bile istemiyorum dünyada bir numarayız, fb nin şubesi bile yok. su topu, yüzme, kürek, judo gibi amatör branşlarda yine en öndeyiz. fb nin bizim önümüzde olduğu tek branş ise voleybol.

    yönetimsel olarak bir istikrar durumumuz yok maalesef, birileri geliyor, ufak tefek iyi işler yapıyor ancak arkası gelmiyor, başarı varsa mali açıdan çöküyoruız, mali durumu biraz toplasak başarıdan uzak kalıyoruz kısa süreliğine, bazı başkanlar ne başarı ne mali durumu toparlayabiliyor,istinasız her başkan kulübü sikib bırakıyor, sonra da toparla toparlayabilirsen. hatta şöyle baktığımız zaman bu kadar yönetim zaafiyetine rağmen türkiye'nin en büyük spor kulübü olmak mucizevi bir başarı.

    dediğim gibi yönetimsel konuları bir kenara bırakırsak çok şükür hiçbir konuda fenerbahçe'nin gerisinde değiliz, en zor durumlarda bile bir şekilde tepeye çıkmayı başarabilen bir takımın taraftarıyız, işte bu yüzden biz türkiye'nin en büyük spor kulübüyüz, boşa demiyoruz '' türkiyedir galatasaray'' diye.
App Store'dan indirin Google Play'den alın