• 1402
    --- alıntı ---
    galatasaray, bütün bu süreçte, hiçbir tahrike kapılmadan, kimseyi hedef almadan kendisine, kültürüne yakışır bir duruş göstermeye özen göstermiştir. galatasaray’ın bir hatasında, resmî internet sayfalarını (gbkz: "sonuna kadar takipçisiyiz") diye açanlara, her türlü tahrike rağmen cevap vermemeyi yeğlemiştir.
    --- alıntı ---
    *

    bu ayardan bile gocunmayacak kadar yüzsüzlerdir.
  • 1403
    çıkıp halen beyler cemaat:( diye ağlayanları varsa onların ta kafasına sıçayım. siyasi partilerin hepsi kendilerini kurtarmak için ellerinden geleni yaptı. suat kılıç ve recep tayyip erdoğan gibileri kıyamadılar kendilerine., ama sorsan halen cemaat,halen helikopter ihalesi.

    tarihleri boyunca sırtını bir yerlere dayayarak ilerlemiş bir pislik yuvasıdır.
  • 1411
    20 puanını silme gündemde. madem düşürmeyeceksiniz bari adam gibi ceza verin. kadın gibi değil. bunlar 10-12 maçta şike yaparak(trabzondan çaldıkları puanlarda dahil) zaten 30'dan fazla puan aldılar. her şikeli maç için 3 puan ceza alsınlar. puan çalmaya gelince 3'er 3'er çaldılar. geri ödemeye gelince 1'er 1'er veriyorlar. zaten angut olmayan anlar play off sisteminin getirilme sebebini. 15-20 puan silinmesine rağmen feneri şampiyonluk yarışında tutmak.
  • 1417
    sadece yöneticileri değil oyuncuları da şike yapar. sadece futbolda ya da basketbolda şike olmaz, günlük hayatta da yapılır.

    nasıl mı? anlatayım..

    iletişim fakultesinde radyo tv sinema okuyorum ve bu yüzden sürekli set, kanal yada yapım şirketlerinde iş ilişkileri içindeyim. son olarak 1 ay kadar önce büyük bir production şirketinde işe başladım. bu ay çekilecek olan iki animasyon reklamı var ( nesquik ve danino ) ve cast çalışmaları yapıyoruz. geçen akşam bu iki firmaya sunacağımız çocuk oyuncu adaylarını seçerken bir kızı kesinlikle kataloğa koymamız söylendi ama cast çekimini yaparken bu kızı beğenmemiştik. sonradan öğrendik ki o kız semih şentürk'ün kızıymış. şaşırmadım açıkçası ama daha işimin ilk ayında böyle bir olayla karşılaşmam güzel olmadı. semih, kızının daha önce başka bir casta gelip seçilemediğinde çok üzüldüğünü bu yüzden bu kez seçilmesini istediğini yada rica ettiğini (!) söylemiş. anlayacağınız eğer nesquik yada daninoya da kabul ettirirse kızı reklamlarda oynayacak.

    sadece semih için değil, günlük hayatta böyle işler yapanlardan tiksinmişimdir, ister siyasi ister ticari..ama gerçek hayatta bu işlerde olan kişileri 2. sınıf insan kategorisine düşüremezsin, gerçi futbolda da düşüremiyoruz, cezalarını çektiklerini, hakettikleri yere dönmelerini göremiyoruz..
  • 1419
    ben çocukken bu takımla yaptığımız maçların ertesinde güzel şeyler yaşanırdı. dediğim zamanlar aklımın yeni yeni ermeye başladığı 1995 yılından 2000li yıllara kadar sürdü. şenlik havasında geçerdi bu maçlar güzeldi. derbiydi heyecanlanırdık ailecek falan ama asla şimdiki gibi sinirden stresten heyecandan elim ayağım titreyip kırmızı kesilmezdim. maçın skoruna bakar, sevinir veya üzülürdük, dalga geçerdik veya geçilirdik.

    bunu kendi adıma söylemiyorum. bunu yazdığım zaman "ulan daha çocukmuşsun denyo normal zaten" denilebilir fakat şimdi o günleri gözlerimin önüne getirince herhangi bir golde evi titreten babam bile şimdi benim davrandığımdan daha insancıl yaklaşıyordu bu kulübe. keza ben de öyle. tabii sosyal medya gelişmemişti o zamanlar her şey göz önünde değildi. halk o zaman da var olan endüstriyel futboldan izoleydi.

    ben kıçımın altında straforla maç izlediğimizi hatırlıyorum bugün. yani bazı şeyler şimdiki kadar modern değildi stadlar yarı yarıyaydı. ben ankara'da ikamet eden bir insan olarak gençlerbirliği ve ankaragücü maçlarına babam vasıtasıyla gittim çocukken. o zaman bile gündüzden stada girip havayı karartıp maçı başlatan bir dönemi az da olsa görebildim.

    her neyse konu biraz dağıldı sanırım. işin özü, ne kadar saysam da ben bu takıma gerçekten üzülüyorum, hatta o takımın iyiliğini kendi taraftarlarından daha iyi bildiğime de yüzde yüz eminim.

    son 15 yılda fenerbahçe taraftarları yönetime gelen insanlar sayesinde ve medyanın gittikçe artan gücü sayesinde inanılmaz derecede özlerinden sapıp, kapitalist düzenin yılmaz savunucularının yapacağı cinsten tavırlara girerek yalnızca kendilerinin faydasına olan şeyleri dillendirmeye başladılar. kendi hatalarında ise sağır dilsiz moduna girdiler. bu davranış biçimi onlara nasıl empoze edildi diye soracak olursanız eğer bu bir süreç biçiminde ilerlemiştir. bu fenerbahçe tarihinde her zaman var olmuş olan, paranın ve dönemin güçlü adamlarının bu kulübe çöreklenmiş olmasından dolayıdır. az önce yukarıda da yazdım, eskiden medya ağı kuvvetli değildi, ama şimdi yöneticilerin ağzından çıkan laf piyasaya düşüyor ve bu bilgi ağı gün geçtikçe genişliyor. fenerbahçe'nin her zaman var olmuş olan, paraya ve düzene tapan yöneticileri, taraftar güruhlarını sıradışı bir toplum mühendisliğiyle bu konuma getirmiştir.

    bu dönemi başlatan adam da bariz biçimde şimdi layığı olan yerde bulunan, diğer takım taraftarlarının ahlakını gereksiz yere bozan aziz yıldırım'dır. aziz yıldırım, kendi taraftarını fenerbahçe cumhuriyeti masalıyla uyutmuş, biz bize yeteriz geyiğiyle iyice kendilerini bu dünyadan ayrı varlıklar olarak görmelerini sağlamıştır. bunun öncesinde ise planlı pisliklerle dolu derbi galibiyetleriyle, kadıköy'ü başkent belletmiştir taraftarına. gerçekten bunları yapmak kolay değil; ama adım adım giderek bir nefret imparatorluğu oluşturmayı başladı aziz yıldırım.

    benim hatırladığım sarı kanarya ile aslan'ın mücadelesinden; "hepiniz orospu çocuğusunuz"lu , "götünüzden siktik mi"li günlere geldi. teknik direktör ve hakemlerin kafalarının yarıldığı, sahaya bin türlü maddenin atıldığı bir etki-tepki mekanizması oluştu. aziz yıldırım'ın fenerbahçe'yi alet ederek yarattığı bu lanet geçen sezon insanları futbol izlemekten vazgeçer bir konuma getirmişti. şike soruşturması da bu sürecin son noktasında geldi.

    işte şike soruşturması öyle güzel bir zamanda geldi ki umarım bu fırsatı kullanabilir fenerbahçe. kanserli hücrelerinden arınıp tekrar yeni bir forma bürünebilir. yavaş yavaş taraftarlarında da çözülmeler başlıyor zaten, hafif hafif rüyalarından uyanıyorlar. "güç dengeleri değişiyor" açıklamasına kızan bir çok fenerbahçeli taraftar gördüysem eğer bu ezeli rakip hala düzelebilir demektir.

    fenerbahçe'nin şu anda yapması gereken tek şey, cezasına razı olup bir sezon bank asya 1. lig'de oynamasıdır. şikeye bulaşanları gönderip, takımı zamanla tasviye edip yeni teknik ekip ve yeni bir oluşuma gitmelidir. bir sezon için 20 yıllık geleceği yakmak yerine tüm türk futbolu adına, hakkaniyetin gerektirdiği cezayı çekip yenilenmiş olarak, hatalarından ders almış olarak, gerçek rekabet bilinci içinde geri dönsün fenerbahçe.

    çünkü ben de iyi biliyorum ki, fenerbahçe olmadan bu ligin tadı olmaz. ama bu şekildeki bir fenerbahçeyle hiç mi hiç tadı olmaz. umarım o 90'lardaki rekabeti tekrar görürüm o rüya gerçek olur. gene 1996-2002 arasında yaşadığımız o güzel yılları bu sefer tüm takımlar birlikte yaşarız.

    gerçekten artık yeter. üzülüyorum bu takımın onun bunun elinde paçavraya dönmesine.
  • 1425
    bence yeryüzündeki en büyük günahtır kibir. bütün günahların temelini bu oluşturur. hangi suça, günaha baksan ucu kibire dayanıyor. 3 büyük dinde de büyük günahtır. ayrıca taoizm, hinduizm gibi disiplinlerin de temelinde insanın kibirden uzaklaşması yatar. işte bu kulüp de öyle bir kibir içerisine girdi ki şu son 10 senede başlarına bunun geleceği belliydi. ligde son 10 senede belki 30 farklı takım oynamıştır. bu 30 farklı takım da nefret etti bunlardan ve bu bizim değil bizzatihi kendilerinin ifadesi. bu iğrenç durumu bile "17'ye karşı tekiz", "çok büyüğüz kıskanıyorlar hıh" gibi yine kibir temalı ifadelerle belittiler. oysa ki durum zaten safi kibirden kaynaklanıyordu. yanılmıyorsan lao tse'ye ait bir söz vardı çok da severim. şöyle diyordu; "bir toplulukta en çok ne konuşuluyorsa, o toplumda o yoktur". bu herifler de yıllardı "biz büyüğüz, biz en büyüğüz" diye diye kafamızın etini yediler. neden? çünkü onlarda o yoktu da ondan. şimdi konu o da değil aslında. gerçekten çok büyük bir kulüp olabilirsiniz. önemli olan büyürken küçülebilmeyi bilmek. rakibi küçük görmemek. ne olursa olsun rakibine saygı duyacaksın. şimdi bu herifler bank asya'ya da düşse, amatöre de düşse ben onlara saygı duyarım. onlar benim her zaman en büyük rakibimdir. hep de öyle kalacaklar. bizim her zaman onlara saygı duymamız gerekir. ama onlar öyle yapmadılar, hiç yapmadılar. galatasaray ne zaman zor bir duruma düşse olayla dalga geçtiler. fakir fukara edebiyatı yapıyorlar dediler. al işte ne oldu şimdi. bizi sezon sonu düşürün de futbolcuları satacak vaktimiz olsun diye yalvaracak duruma geldiler. kıytırık bir anadolu topçusuna maaş veremeyip rezil oldular ve gariptir bu halleriyle hala da kibirlerinden ödün vermiyorlar. hala büyüklük zırvalarıyla karın doyurmaya çalışıyorlar. burayı okuyan fenerli var mıdır bilmiyorum. çok da zannetmiyorum. eğer bir tane bile varsa ona sesleniyorum. bak sevgili rakibim, senin çok sevdiğin takımının başına ne geldiyse sizin bitmek tükenmek bilmeyen kibirinizden ötürü geldi. eğer bu iğrençlikten vazgeçmezseniz gelmeye de devam eder. eğer düzlüğe çıkmak istiyorsanız önce kibirinizi yenin. rakiplerinizi yine yenersiniz, saygılar.
App Store'dan indirin Google Play'den alın