• 9527
    sene başından beri osimhen'le yatıp kalkan camia. yok istesek biz alırdık, yok önce bize önerildi, yok parayı bastırıp bonservisini alalım. sanki karar sadece kendilerine ait, osimhen de bayılıyordu onlara gitmeye. bize gelen sansasyonel isimlerin kendilerine de gelebileceğini sanıyorlar.

    hani bazı dandik şehirlerde bir tane dört - beş yıldızlı otel bulunur ve hasbelkader yolu o şehre düşen tüm steril insanlar o otele gider ya. bizimki de o hesap. galatasaray, dandik bir şehirdeki tek hilton kardeşim. haliyle o şehre doğru düzgün niyetlerle gelen tüm seçkin insanların tek tercihi. kurallara uygun bir şekilde yıldız kullanamadığı için işletme logosunu yıldızlarla donatan, arka odasında mahalledeki esnaf abilere her türlü illegal iş için ortam sunan, duvarları dökülmüş, sidik kokulu şen palaslar ise "biz de o kadar ikram yapsak zenginler bize de gelirdi" diye caka satmaya çalışıyor. bok gelirlerdi size, haddinizi bilin mk.

    dört yıldızlı (inşallah çok yakında 5 olacak) otelin geleni başkadır, illegal işleriyle ünlü döküntü otelin geleni başka. bu iş böyle.
  • 9531
    o kadar garip bir camialar ki ali koç'a muhalif olan kesim alternatifi olarak bugünün baş sorumlusu olan aziz yıldırım'ı destekliyor. ali koç'a kalsa muhtemelen ismail kartal'la devam eder, en azından bu kadar rezil olmazlardı. aziz yıldırım karşısında gariban kalmamak için mourinho'yu getirdi. koskoca camia birkaç tane ultra zengin iş adamı dışında başkan adayı çıkaramıyor, çıkardıklarına da en az on sene biat ediyorlar.
  • 9532
    camia problemi var. biraz klişe olacak ama ali koç bir sonuç. gerçeklerden kaçıyorlar, reaksiyon veremiyorlar, başarı asla bir kıstas değil. zaten bu profilden yarım yamalak bir futbol aklı bile çıkması mümkün değil. bakınız 300 milyon euroluk kadro deniyor, kadroda koşabilen 3-4 oyuncu var, her şey koca bir yalan. ne başkan seçebiliyorlar, ne başkan gönderebiliyorlar, ne hoca seçebiliyorlar ne de gönderdikleri hocanın arkasından ağlamaktan vazgeçiyorlar. her sezon aynı şeyler yaşanıyor hem de döngü şeklinde. şike de yapıyorlar ama bu şikenin yansıtmasını galatasaray'a atsalar bile bunun da geri dönüşü kötü oluyor. bir takım her maç 5 penaltı bekler mi ya, topçu olsan top oynamayı unutursun. gerçekten hastalıklı bir camia. sosyologların psikologların incelemesi gerekiyor bu camiayı.
  • 9533
    son yıllarda müptezelbahçe gibi takılıyorlar.

    eh 1992-2002, 2011-2025 periyotları nasıl psikolojilerini bozduysa tırlatmışlar iyice.

    ali koç dediler olmadı. jose mourinho dediler olmadı. edin dzeko dediler olmadı. daha artık ne yapacağız diyorlar.

    saha dışında ayrıcalık ve imtiyaz aramak yerine sahada dürüst ve adil şekilde mücadele etmeyi öğrenip alışkanlık haline getirebilirsiniz. o zaman iflah olursunuz.
  • 9535
    morinyo okan hoca'nın burnunu sıktığında tazminatsız gönderme şansları vardı. bunu bile göremediler. bir de bu rezilliğin arkasında durdular. içine düştükleri duruma en ufak üzülmüyorum ama rakibin bile akıllısı lazım. biz her sene bu ligin içinden geçersek, lig ikincisi bile bu durumda olursa, ligin seviyesi magmada kalırsa, nasıl oyuncu getireceğiz nasıl avrupada var olacağız asıl problem bu.
  • 9538
    bütün sorununu çözdüğüm takım.

    bunların şimdi sürekli eskiye hasret olayı varya o tam olarak şuradan geliyor. eski olan onlarlayken tam olacakmış gibi oluyor, umutlanıyorlar umutlanıyorlar, işkence uzuyor da uzuyor* tam son anda pat. mayıs geliveriyor.

    uzuyor: işte o uzama aşamasında bir türlü olmadıkça envaye çeşit bahane, türlü delüzyonlar, hayaller, yanılgılar vs vs yaşıyorlar. burada gerçeklikle olan bağları tamamen gidiyor.

    bağ: işte o bağ kopunca sanıyorlar ki ulan aslında eskisi çok başarılıydı, son anda olmadı. hakem vs bahaneleri unutuluyor, çünkü zaten içten içe biliyorlar ki bunlar yalandı, temelsiz iddialardı. birileri osurup osurup ipe dizmişti bunlar da o an kendilerini kandırmak tatlı geldiği için ve bir nebze moral bulmak için afiyetle yemişlerdi.

    yalan: temelsiz iddialardı çünkü, tıpkı bu sene 8 aydır hakem diye ağlamaları ama ilk 6daki hiçbir takımı yenememeleri ve hala puan tablosunda 2. olmaları. dünya liglerini açın hiçbir 2. ilk 6daki takıma karşı galibiyetsiz değildir bunu onlar da içten içe biliyor.

    içten içe biliş: sonra olmuyor tabii. bir başka hoca geliyor, yeni transferler. yeni umutlar. döngü başa sarıyor.

    hatta öyle ki 20 senesinde sadece 6 şampiyonluk alabilmiş aziz yıldırım'ı şuan kurtarıcı olarak gören milyonlar var. geri dönüş, unutulan rezillikler ve sarmallar...

    emin olun yarın ali koç istifa etsin, 3 4 sene sonra yeni gelişecek olan başarısızlık sarmalına o da eklenecek. ya şunu iyi yapıyordu denecek. böyle böyle genç nesli kaybettiler.

    acıların ve kısır döngülerin takımı.
  • 9544
    psikolojik olarak her futbol sezonun sonunda daha da çöken takım. taraftarı ise hayal dünyasında yaşayarak suçu durmadan olmayan bir yapıya ve galatasaray'a atmakla meşgül. son on iki yıla baktığımız zaman beşiktaş takımından bile daha başarısız konumdalar ve üçüncü büyük olma yolunda ilerliyorlar. zamanında babam dahil üst jenerasyonla on dört sene şampiyon olamama durumu ile çok dalga geçtiler şimdi baktığımız zaman bu kafayla devam ederlerse o duruma kendileri düşecekler. düşüyorlar da.
  • 9545
    şapkayı önlerine koyup, samimi bir öz eleştiri yapmadıkları, zaman zaman başkalarının onlardan daha iyi olabileceğini kabul edip suçluyu sürekli dışarıda aramak, bedeli dışarıya ödetmek yerine kendi içlerinde başarısızlığın bedelini ödetmedikleri sürece sittin sene bir arpa boyu yol alamayacak olan kulüptür. umarım bu zihniyetlerine ilişkin istikrarlarını korurlar...
  • 9547
    jose mourinho'ya müthiş bir bahane ortamı hazırlayan camia. adam dümdüz başarısız, önemli maçlarda hep çuvalladı ama bir kere de çıkıp sorumluluğu üstlenmedi.

    niye üstlensin ki, başkanından yorumcusuna kadar yapı, hakem, düzen gibi laflarla bahaneleri mourinho'ya altın tepside sundular zaten. o da geldiği andan itibaren aynı şeyleri söylemeye başladı tabii. başarılı olsa yapıya rağmen diyecekti, olmayınca da ben demiştim dedi.
  • 9548
    aslında 90’lı yıllarla birlikte fiilen bitmiştir. neden 90’lar? askeri baskıdan yeni yeni nefes almaya başlayan bir türkiye, serbest piyasa ekonomisi, özel kanallar vs vs. bu konuya daha sonra değineceğim.

    daha derinden inceleyeyim, 90 yılından 2000 yılına kadar 1 tane şampiyonluğu bulunmakta mesela. o süreçte beşiktaş 3 kez şampiyon olmuş, galatasaray ise 6 kez ipi göğüslemiş.

    sonra bahsettikleri dominasyon dönemi başlıyor. yani 2000-2010 arası. hemen buraya da bakalım. 4 kez şampiyon olmuş fenerbahçe. galatasaray 3, beşiktaş 2 ve bursaspor’un da 1 şampiyonluğu bulunmakta. pek bi dominasyon değil aslında ama fenerbahçe gibi loser bir kulübü düşündüğümüzde bu onlar için başarı işte.

    madem fiilen bitmişlerdi, bu yıllardaki başarıları neden diye sorduğunuzu duyar gibiyim. cevabım tek kelime; stadyum.

    stadyum revize edilip kapasite büyütülünce doğal olarak rakiplerinin 2 katı belki de fazlası gelirler etmeye başladılar. stadyum ne zaman revize edilmeye başlandı? 2001 yılı. rakiplerinin 2 belki 3 katı kadar gelire sahipsin, bi zahmet şampiyon ol. o yıllar galatasaray’ın fetret dönemiydi hatırlarsanız. doğru düzgün transfer yapmayı bırakın, oyuncuların maaşları bile zar zor ödeniyordu, bazen ödenmiyordu. getirdiğimiz en büyük yıldız olan ribery parasızlık yüzünden kaçmıştı. onu saymazsak, getirebildiğimiz en büyük yıldız transferi lincoln’du. bunca sıkıntıya rağmen kendilerinden sadece 1 şampiyonluk az almışız. çok büyük başarı gerçekten. şu durumda biz olsak o 10 yılı da firesiz tamamlardık. belki 1-2 tane arada fire verirdik o kadar. ama konumuz bu değil.

    stadyumdan devam edelim. rams park’a 2011’de geçtik. dilerseniz 2011-2020 yılları arasındaki şampiyonluklara bakalım. biri 2011 şampiyonluğu olmak üzere, 2014’le birlikte 2 şampiyonlukları var. bizimse 5 tane. 2 tane beşiktaş sığdırmış araya, 1 tane de pandemi dönemi başakşehir şampiyonluğu var. burdan da anlıyoruz ki stadyum gelirleriyle birlikte kulübün ekonomisi düzelmiş ve buna paralel olarak güçlü kadrolar kurulmuş. kötü yönetildiğimizde zirveden çok uzakta kalmışız ama iyi yönetildiğimizde ise şampiyonluğu kimseye bırakmamışız.

    2020’den günümüze kadarki geçen döneme de bakalım. pandemi dönemi beşiktaş şampiyonluğu, trabzonspor’un erken gelen şampiyonluğu ve 2 kez bizim şampiyonluğumuz. 3. de çok yakın inşallah.

    pandemi olmasaydı ben 2019-2020 ve 2020-2021 sezonlarında da şampiyon olurduk diye düşünüyorum ki çoğu kişi de hemfikirdir benimle sanırım. bilin bakalım bu dönemde 0 başarısı olan takım kim? doğru tahmin ettiniz.

    başa dönmek gerekirse, fenerbahçe zaten 90’lı yıllarla birlikte yavaş yavaş biten bir takımdı. stadyum gelirleriyle birlikte birkaç sene kafa çıkarmış sadece, o kadar. onda bile derbiler haricinde bir dominasyon durumu söz konusu değil. zaten bitik bir takımdı yani. 35 sezon geriye gittim görüyorsunuz. bu süreöte fenerbahçenin şampiyonluk sayısı 7. beşiktaş’ın bu süreçteki şampiyonluk sayısı 8. başakşehir, bursaspor ve trabzonspor da 1’er kez mutlu sona ulaşmış. şimdi sıkı durun; galatarasayın şampiyonluk sayısı= 16, 17’e de çok yakınız artık. yani tüm takımların şampiyonluk sayılarının toplamı kadar şampiyonluğumuz bulunmakta nerdeyse. al sana dominasyonun alası.

    başta saçmaladığın özel kanallar, askeri vesayet, serbest piyasa gibi şeylere değinmedin dediğinizi duyar gibiyim. onu da fenerbahçe’nin maçlarına zamanında tam teşekkül teşrif eden paşalara, rütbelilere, generallere sorun bence. ülkenin askeri vesayetle yönetildiği dönemlerle fenerbahçe başarısı arasındaki korelasyonu anlatmak isterler size belki.
App Store'dan indirin Google Play'den alın