resim
Fatih Terim
Görev:Teknik Direktör
Takım:-
Yaş:72
Uyruk:Türkiye
  • 30951
    makasın doğurduğuna inanıp, öldüğüne inanmıyor. ben şu masalı ilk okulda okudum. üstünden 20 sene geçti. ilk okulda bi masaldı bu benim için, ama artık değil. kanlı canlı bir hikaye.

    bu makasın ucunu kendisinin yetersizliğini kapatabilecek seviyeye kadar açabilmemiz gerekiyor anladığım kadarıyla. 10 milyon bütçelik takımlara karşı 200 milyonluk takımla çıkıp şov yapma peşinde. ama şunu yaptıktan sonra da kendisine milyon eurolar vermeye gerek yok zaten.

    gider genç, dinamik bir hoca getiririm.
  • 30952
    20-25 yaş bandında düşük maaşla aldırdığı oyuncuları görmeyecek kadar kendisine düşman olanların, galatasarayı batıracak diye ezber konuştuğu hocamız. kendisi ingiltere ikinci ligi için bile yeterli olmayan halil'i ayak tenisi oynatarak hazırlamıştır. bu nasıl topçu, çöp ilan edilen gedson'a futbolu unutturduğu için benfica satmıyor ki başka kulüplerin ağzı yanmasın. mostafayı bir kaşık suda boğmak istiyormuş, çünkü oyundan çıkarttı. hatta o kadar nefret etmiş ki mostafadan tatil bile zehir olsun diye oturup euro 2020de ileri uç oyuncuların oyuna katkıları hakkında beraber analiz yapmışlar.
    ne kendisinin bir transfer üzerinden alacağı komisyona, ne de galatasaraydan kazandığı paraya mutlak ihtiyacı vardır. daha futbol ekonomisi bu kadar büyük değilken futbolcu gelsin diye kendi cebinden, maaşından para verilmesini kabul eden bir insandır. 4 yıl içinde 2 kez şampiyon olmuş, herkesin görmek istediği futbolu dönem dönem oynatmış hocanın geri kaldığını, yeni düzene ayak uyduramadığını iddaa etmek, öyleymiş gibi yapmak da gerçek değil, safsata oluyor.
    kendisi hayal ettiği, yapmak istediği planlamayı hayata gericecek kadar krediye sahiptir. başaracaktır da.
  • 30953
    hocam seni severim sana da inanırım hatta. ama bazı yanlışların artık tartışmasız hale geldi. kesin yanlış yani yüzde yüz. takımın oynadığı futboldan transferden önce bunları düzeltmen gerekiyor. çok kritik yanlışların var. nedir bunlar:

    1-ayrımcılık: arda'ya gelince ömer'e aytaç'a gelince bizim futbolcularımız, sahip çıkmalıyız, bunlarla yola devam edeceğiz, belhanda'ya gelince ıslıklayanlar taraftar değil seyirci. ama gomis'e gelince penaltı'yı aynı yere vurursan kaçar tabi, mohammed'e gelince şanssızlık yok 2 metreden atıcaksın onu ben de özledim iyi oynamasını falan. olmaz böyle. bu takımda şuan ömer bayram'dan kötü futbolcu yok. ya herkese sahip çık ya da herkesi adaletli biçimde eleştir. galatasaray futbol takımı futbolcuları senin sevdiğin ve sevmediğin futbolcular olarak ikiye ayrılamaz. luyindama'nın mohammed'in üzerinde kenardan kurduğun baskı öyle böyle değil aşağı çekiyorsun adamları. nerede kaldı senin aferin aslanım bravo aslanım devamların. adamlar yanına pas vermeye korkar hale geldi. futbolcularına karşı adil olmalısın.

    2-doğru tespit: sana morutan'ı soruyorlar daha öncelikli mevkilerimiz var diyorsun. tutturmuşsun bir stoper meselesi. bu takımın ilk problemi orta sahaydı ve oraya transferler yaptık ama sıradaki problemini doğru tespit edemedin. sırada problem yaratıcı futbolcu eksikliği. bu takımın bekleri, orta sahaları ve kanatları. hiçbiri neredeyse bir sezonda 5 ve daha fazla asist yapmamış, ne etkili ortan atan ne de kilit pas özelliği ile ön plana çıkan tek bir oyuncumuz bile yok. hala önceliğimiz morutan değil diyoruz. berkan taylan aytaç kerem babel mostafa hatta gelirse gedson her kim aklında ilk 11 oyuncusu ise hiçbirinin asist özelliği yok. bu takıma servisçi transfer etmen lazım hocam. bunu görmelisin.

    3-öfke: adam sana basın toplantısında neden 3lü çıktınız diyor sen mi merak ettin diyorsun. yardımcı antrenör soruluyor soru mu bu diyorsun. forvet neden babel'di deniyor ona da kızıyorsun. 2. dk mostafa üstten auta atıyor suratında çocuk sanki 20000. kez gol kaçırmış bir ifade. ne bu sinir hocam sakin ol biraz. tamam sen busun biliyoruz mizacın bu ama bu kadar gereksiz öfke hem tribünlere hem sahadaki futbolculara hem taraftara olumsuz yansıyor bilgin olsun.

    acilen toparlanman gerek.
  • 30954
    henüz kötü oynayıp yenildiğine tanık olmadık çok şükür. insanlık tarihinin gördüğü en kötü futbolları oynayıp yenildiğimiz maçlardan sonra bile ısrarla “aslında iyi oynadık, pozisyonlar bulduk?!, biz atamıyoruz rakip bir defa gelip attı. şans yok, hakem ayrı mesele vs.vs”

    ya hoca, bir şey diyeceğim, senin takım 4 senedir bir futbol takımı ne kadar şuursuz ve biçare oynayabilirse işte o kadar kötü oynuyor. kimi istediysen aldılar, avrupadaki meslekdaşlarının 2-3 katı maaş alıyorsun, takımının maaş bütçesi avrupa ortalamasının çok çok üstünde... bunlara rağmen hayal mi görüyorsun da her maçtan sonra nasıl masal anlatabiliyorsun pes yahu!
  • 30955
    galatasaray'dan sonra onunla ilgili olan en sevdiğim varlık, hocam, canım.

    kuzey disipliniyle yoğrulmuş tüm oyuncularıyla birlikte savunma yapan, geride bekleyen bir takıma karşı yeni gelen üç nokta atışı transferimizle müthiş bir ilk yarı geçirdik. eğer pozisyonları gole çevirebilseydik, çok daha iyi bir ilk yarı geçirmiş olacaktık ve muhtemelen ikinci yarı aanholt dışında bir değişiklik olmayacaktı. hatta öyle ki ben ilk yarı, üç isim bizi bu kadar nasıl değiştirebildi inanamadım, çok da ümitlendim ne yalan söyleyeyim. ikinci yarıda diagne'nin oyuna gireceğinden emindim çünkü mostafa berbat bir maç geçirdi. bu sadece gol kaçırmasından mütevellit söylediğim bir şey değil, koşmadı, çabalamadı, pas atamadı, top kontrol edemedi... say say bitmez. arda'nın oyuna girmesi de kötü babel'i çıkartıp aynı oyunu devam ettirme isteğiydi bunu da anlayabiliyorum açıkçası. bence problem aanholt'un hocanın söylediği üzere fiziksel problem yüzünden oyundan alınmak zorunda olmasıydı çünkü ömer ile sol kanat işlevini tamamen yitirdi. ikinci yarı ilk yarı gibi başlayamadık maça ve çok erken bir gol yedik. yenilen gol psv maçlarındaki gibi yine oyuncuların abes hatalarından kaynaklandı, üstelik bu hatayı yapan isim 35 yaşındaki, dünya çapında kalecimiz olunca akıl almaz oluyor gerçekten. buraya kadar şansız bir süreç geçirdiğimizi düşünüyorum. sonrasında boey'in attığı müthiş gol ile beraberliği kurtardık.

    bu takıma fark atmak gerekiyordu ve bunu yapabilecek oyunu da oynarken gol atamazsanız ve saçma bir şekilde gol ve kırmızı yerseniz maalesef bugün bunları konuşmak durumunda kalıyoruz. tabi ki fatih hoca'ya bahane bulmak artık absürt bir durum çünkü bazen her şeyi şansla açıklamak falan mümkün olmaz ama bugün ben gerçekten bir kaç takviye ile bu kadronun iyi bir oyun oynayacağı konusunda umutlandım ve inandım. hocanın doğru yolda olduğunu düşündüm. aslında hiç entry girmek istemiyordum, zaten sözlüğü maçlardan sonra okumama kararı aldım. hocanın veya maçın hakkında neler yazıldığını, çizildiğini bilmiyorum fakat benim görüşüm bu.

    bu kötü günlerin acısını çıkartacağız inşallah.

    (bkz: 5 ağustos 2021 galatasaray st johnstone maçı)
  • 30956
    5 ağustos 2021 galatasaray st johnstone maçı esnasında bir kez daha gördük ki maalesef bizim bildiğimiz, tanıdığımız terim yok artık.
    kendi sahasında bu kadar zayıf bir rakibe karşı 3 defansif merkez oyuncu ile oyuna başlamanın zerre izahı yok. hadi başladın diyelim, ilk yarının en kötüsü aytaç'ı oyunda tutmanın bir izahı yok.
    mohammed'e bir defa top getirmişsin çocuk atamamış ona laf ediyorsan kusura bakma sen liderliğini kaybedip yöneticilige dönmüşsündür. önce bi takımı analiz etseydin, oyunda yaratıcılığın eksik olduğunu anlardın hocam.
    ben topculara şut atmıyorlar diye kızıyordum ama bir kez daha anladım ki senden korktuklarina şut atmıyorlar.
    mac izlerken "sacma sapan geri paslardan vazgeçiremedi su takımı yine başımız yanacak uyarmazsa" dedik 5 dk gecmedi penaltı kırmızı kart oldu. bu kaçıncı artık. geri pas yüzünden kac defa zor durumlara düştü bu takım. hiç mi ders çıkarmaz? hiç mi uyarılmaz? çözüm bulunmaz? bu artık bireysel hata değildir bu artik taktiksel hatadır.
    berkan korner kullanırken "hayret on direğe kullanmıyor" dedik. aradan zaman gecmeden ömer aldı topları ve tabii ki on direge kullandı.
    serbest atışlarda hep arkadaki oyuncuya şişir o indirsin veya kaleye vursun taktiği var.
    duran top konusunda neden farklı varyasyonlarımız yok bizim?
    muslera candır cigerdir eyvallah ama aşırı özgüven yüzünden bu kaçıncı pozisyon artık. neden uyarılmaz?
    modern futbol dediğimiz şeyi biz ne zaman göreceğiz?
    kimse maliyetten bahsetmesin, al alanya denen koca örnek var önünde. modern futbol oynuyor hem de senin bütçenin baya aşağısında bir rakama. onu begenmediysen hatay verelim.
    kısacası artık masal dinlemenin zamani degil. tamam makas açıldı eyvallah da bir zahmet senden düşük bütçeli takım karşısında bari top oynasın su takım.
    hocayı eleştirmezsek ondan sonra burada kerem'e, emre'ye, bilmem kime saydırıp dururuz. oysa tüm sorumlu kendisidir.
  • 30957
    avrupa futbolunun son 10 yıldaki değişimine ayak uyduramamış teknik direktörümüz. peki nedir bu değişim? hız mı? evet. oyuncu hızı mı? büyük takımların iyi oyuncularındaki bireysel beceriler tabiki bu değişime katkıda bulunuyor ama asıl değişim ve devrim, tarihte her daim olduğu gibi önce kafalarda başladı.

    bu devrimi başlatan ve çığ gibi büyütüp fatih terim’in bahsettiği makası açan ve açmaya fersah fersah devam eden adam guardiola. aslında fatih terim’le guardiola’nın çok benzer yanları var. ve bunlardan en önemlisi iki hocanın da sahadaki oyuncunun önce yeteneğine odaklanması. ama iş aslında tam da bu noktadan sonra başlıyor.

    başta guardiola olmak üzere avrupalı teknik direktörlerin devrimi, sahadaki oyuncuların, topu ayaklarından olabilecek en kısa sürede çıkartmaya çalışmalarıyla başladı. yani takımdaki her oyuncunun belli başlı rolleriyle birlikte ilk yapmaları ve hiç unutmamaları gereken şey, topu ayaklarından bir an önce çıkarmasıyla alakalı. bu durum, sahadaki oyuncunun yeteneğine ve pozisyonuna göre tabi ki değişkenlik gösteriyor.

    misal efsane barcelona takımında sergio busquets’in topu ayağında tutma süresi; messi, iniesta ve xavi gibi oyunculardan çok çok azdı. ama busquets buna ikna edilmiş ve bu işi kusursuz yapan bir takım oyuncusuydu. bugün ispanya’nın ve barcelona’nın tarihindeki efsane oyuncularından biri olmasının sebebi de, yeteneğini çok basit bir şekilde kullanması ve haddini bilmesinden ibaretti aslında.

    o takımın en nadide parçalarından olan iniesta, barcelona kariyeri boyunca, topla messi’den daha az, busquets’den daha çok oynadı ama topu ayağından çıkaracağı zamanı hep çok iyi bildi. yeteneği zaten doğuştandı. ama yeteneğini yani potansiyelini kinetiğe çeviren, o’nu bu oyuna ve tarza ikna eden guardiola’ydı.

    tıpkı xavi gibi. tıpkı messi gibi. messi’yi messi yapan şey, o eşsiz yeteneğinin yanında, son hareketi aslında hep zamanında yapmasındandı. o’nu gelmiş geçmiş en büyük oyuncu yapan şey buydu. bazen 3 bazen 5 kişiyi geçti, bazen kimseyi geçmeden gelen topa gelişine vurdu ama hep zamanında vurdu. hiç fanteziye girmedi, hiç laubalileşmedi, oyun disiplininden kopmadı, takım oyunculuğundan uzaklaşmadı. ve tüm bu saydıklarımı bu oyunculara yaptıran guardiola’ydı. yoksa guardiola gelmeden messi de xavi de iniesta da oynuyordu barcelona’da.

    belki biraz konudan saptım ama toparlayacağım. demek istediğim şey yani avrupa futbolunu son 10 yılda bizden çok uzağa götüren şey; topun ayakta kalma hızı. bu elbetteki topun ayağında olduğu adama göre değişir tıpkı messi’de olduğu gibi ama bunun ayarını yapan kişi teknik direktördür. fatih terim yeteneğe inanan bir adamdır tıpkı guardiola gibi ama yeteneği harmanladığı bir şey yok artık hocanın. guardiola bugün ilkay’ı ya da de bruyne’ü topla yeteri kadar oynamaya ikna ettiği için city üstüne koya koya gidiyor. ama fatih terim’li galatasaray yıllardır bırak üstüne koymayı, sürekli geri gidiyor çünkü hoca, sahadakileri, topu ayaklarında gereksiz tutmaları sevdasından vazgeçiremiyor.

    bugün ne taylan ne aytaç ne gedson ne bir başkası, topu 3-4-5-6 defa dürtmeden ayağından çıkarmıyor. çıkarmayınca ne mi oluyor? karşında köy takımı diye ciddiye bile almadığın adamlar gelip, hemen savunma pozisyonunu alıp alanına yerleşiyor. böylece ne oluyor? kalite farkın ortaya çıkamıyor. çünkü taylan ya da aytaç ya da her kimse, topu, futbol oyunundan daha çok seviyor ve bunun sorumlusu bizzat fatih terim. dünyanın gelmiş geçmiş en iyi ön liberolarından biri olan busquests, rakip atağı kesip hemen önündeki xavi ya da iniesta’ya oynamaya gocunmuyor ama taylan da aytaç da ali de veli de selami de gocunuyor. çünkü fatih terim senelerdir bunu öğretmiyor. bu konuda antrenman yaptırmıyor, oyuncularını mental olarak buna ikna edemiyor. dolayısıyla makas açıldıkça açılmaya devam ediyor.

    üzgünüm ama fatih terim bu kafa yapısından kurtulmazsa; oyuncularını, göze hoş gelen 1-2 hareketle taraftarın sempatisini kazanmak yerine takım oyununa inandıramazsa, yakın zamanda arkasında olduğunu sandığı taraftarı tarafından beyaz mendillerle uğurlanır.

    bizim galatasaray olarak bir an önce, yarından tezi yok, bu mental devrimi yapmamız şart. fatih terim bence bu devrime ayak uyduramadı ve malesef 4 yıldır bir paradoksun içindeyiz. sahadaki düğümü her zaman yetenek çözer ama o yeteneği işlemez, o’na yardım etmez, o’nu basit oynamaya ve takım oyununa inandıramazsak, tıpkı emre mor gibi harcanıp giden yetenekler görmeye ve çözümü transferde aramaya devam ederiz. nasıl olur, böyle batılı bir kafayı buraya gelmeye nasıl ikna ederiz bilmiyorum ama bir şeyleri yapmak zorunda olduğumuz kesin.
  • 30959
    çok kısa süre sonra 68 yaşına girecek olan, artık saha kenarında olmaması gereken futbol adamı. kaç senedir takımın başında, felsefesi nedir ne oynatmaya çalışmaktadır hala bilinmiyor. sabır sabır da bir yere kadar. bu adam 1500 tane transfer yapsa da takımına istikrarlı, ne yaptığını bilen bir oyun oynatamayacak. geçti artık fatih terim’den.
  • 30960
    -yönetimler değişiyor;
    -futbolcular sürekli değişiyor "6 ayda 1 pozisyona 2 transfer bile yapılıyor";
    -yardımcılar, antrenör ekibi değişiyor.

    değişmeyen 2 şey var,
    -fatih terim;
    -kötü futbol.

    daha sezonun başında bu tarz şeylerin konuşulması hiç hoş değil ve hem taraftarı hem takımı yıpratıcı şeyler. lakin maçtan sonra hocanın şenol güneş tarzı bence skandal bir basın toplantısı yapması gösteriyor ki belki de bu tarz şeyler artık yüksek sesle konuşulmaya başlanmalı.

    kaybettiği bir sürü futbolcu örneği ortada dururken, "biz maç kaybedeceğiz ama futbolcu kaybetmeyeceğimiz diyen" fatih hocanın kötü geçen bir müsabakanın ardından kötü futbolu aynı dinazor şenol güneş'in sıkıştığında yaptığı gibi futbolcular üzerine atması, kötü oyun içerisindeki 45 dakikalık performansı ile bir oyuncuyu medyada hedef haline getirmesi beni çok şaşırttı.

    (bkz: 5 ağustos 2021 galatasaray st johnstone maçı)
  • 30962
    galatasaray'ın yaşayan en büyük efsanesi. hatalar da yapan bir insan aynı zamanda. yalnız galatasaray'in bir değişim içinde olduğunu neden kabul etmiyoruz. takımın yaş ortalaması düşüyor. taraftarın bir çoğunun beklediği gibi transferler yapılıyor. eksik olan bir kaç yerimiz var, onlarında halledilmesi ile gelişime açık bir takım oluşturulacak. terim'in bu takımı geliştirip oyun olarak yükselip yukselecegimizi gösterecek 1 yılı var zaten. o nedenle sezon başında istifa diyerek enerjinizi tüketmenin bir anlamı yok. terim haftaya elense, ligin ilk üç maçını kaybetse de sezonu tamamlayacaktir. ben takımın iyi oynayacağını ve gelişeceğini düşünüyorum, düşünmeyen arkadaşlara da saygı duyuyorum. karşılıklı saygı çerçevesinde, bir sene sonra olup olmayacağını göreceğiz.
  • 30963
    2-3 senedir çok formsuz. bunu kabul etmemek takıma yapılacak en büyük kötülüktür. defalarca yazıldı, takıma transfer olup tank gibi gelen her oyuncu geriye gitti. bugün çok beğendiğimiz berkan, sacha bile 1 ay sonra bu fiziki yeterlilikte olmayacaklar. hoca da biliyor bişeylerin yanlış olduğunu, scott piri’nin gelişi de bundandı ama o da çare olmadı. eksik mevkilerimiz olsa bile eldeki oyuncularımız kaliteli, fiziksel kapasiteleri artarsa ciddi fark olur ama 2 senedir buna çözüm bulamayan hoca avrupa’dan elenmeden buna çözüm getirebilir mi, hiç sanmıyorum.
  • 30965
    bu kafayla devam ederse bir daha bırakın büyük hayalleri süper lig şampiyonluğu bile göremeyecek olan efsanemizdir.
    5 ağustos 2021 galatasaray st johnstone maçında takım iyi oynamadı. sadece psv maçlarına göre daha istekliydi ve rakip bizden çok daha zayıf bir rakipti.
    bu maçta bulduğumuz pozisyonların çoğu ya aytaç'ın sıfıra bile inmeden gelişi güzel ortalarıyla ya sacha'nın kendi bireysel çabalarıyla ya kerem'in ısrarıyla ya da duran topla üretilmiş pozisyonlardı. johstone gibi bir takıma bile bir tane takım halinde organize atağımız olmadı.
    hoca'nın antrenman teknikleri ve oyun felsefesi maalesef artık ümit vermiyor.
    dünyanın transferi yapılsa ne yazar başında iyi bir hoca olmadıktan sonra.
    kendi kurduğu takım için hala değişe değişe değişeceğiz demek ben bu işleri yanlış yaptım demenin farklı bir biçimidir.
    her maç çıkıp futbolculardan veya hakemlerden şikayet etmekte maalesef o çok övündüğümüz hoca'nın karakterinin de artık bir hayli değiştiğini ve onu imparator yapan karakterin dışına ittiğini gösteriyor.
    ilk fırsatta bahanelere sığınan ve hemen çareyi transferden yana bulan bir fatih terim profilini biz hayal bile edemezken kendi kendine bu profili zorla kafamıza yerleştirdi.
    biz seni böyle anmak istemiyoruz hocam.
    pandemiden dolayı seyircisiz maçlar oynanmasaydı eğer belki şu an koltuğunda bile oturmuyordu.
    en çok şikayet ettiği bu durum yani pandemi aslında en çok kendisine yaradı.
    artık ayakları yere basan, açıklamalarını çok daha dikkatli yapan ve adımlarını çok daha sağlam atan bir yönetim var.
    ve bu yönetim görünen o ki kendisine yönetimle suni savaşlar çıkarıp bahane üstüne bahane üreterek tutunacağı malzemeleri vermeyecek gibi görünüyor.
    bu sene maçlar seyircili oynanırsa kendisinin sene sonu gelmeden gideceğini düşünüyorum.
    umarım işler tam tersi gider. hoca yanına iyi bir ekip kurarak kendi fabrika ayarlarına geri döner ve biz tekrar o çok özlediğimiz baskılı, savaşan, inatçı takımı sahada görürüz.
  • 30966
    yaşayan yaşamayan en büyük efsanelerimizdendir kendisi. bazılarımız için babamızdan sonra en çok saygı duyduğumuz 2. erkek bile olabilir. bu denli sevdiğimiz biri yani fatih hoca.

    fakat 3 senedir oynanan oyun zevk vermiyor kimseye. güzel anılarımız çabuk unutulur bu memlekette. olmuyor hocam, yavaştan geç başkanlık vs mevki düşüncelerine. florya'yı çekip çevir. gönlüm razı değil sana bunları derken ama cidden artık takım zevk vermiyor...

    seni böyle eleştiriyorsak bunun sebebi sensin. bize fatih terim seviyesini sen yaşattın. şimdi nerelerdeyiz allah aşkına sen söyle hocam?
  • 30967
    kötü oyun oynatıyor bize hoca. 18/19 başından beri bak iyi oynadık diyebileceğim maç sayısı 10 en fazla. bence bu durumun en büyük sebebi de pas oyununa fazla takması. bir kere geriden pasla çıkamıyoruz. bu durumu 19/20 sezonunda lemina'yı stoperlerin sağına mariano'yu kanat bekine, seri'yi de registaya çekiğimiz 5 6 maçta çözdük sadece. sonra fenerbahçe'yi başka bir oyunla yenince ondan da vazgeçtik. bazı kronik sorunlara çözüm bulamıyor. duran toplardan tehlike yaratamıyoruz. yeterli pas opsiyonu oluşturamıyoruz. bence takım savunmamız iyi, ama 17/18 fenerbahçesi gibi delicesine bireysel hata yapıyoruz. bir de hocayı en çok bozan şey de 5. oyuncu değişikliği hakkı oldu. sanmıyorum ki bu yeniliğe daha kötü cevap veren başka hoca olsun.

    bence birkaç kilit çözücü adam almamız şart. yetenekli gerekirse koşmayan feghouli tarzı. üzgünüm ama böyle. hoca eğer pas oyununda ısrar edecekse bize yoktan var edecek oyuncu lazım. çünkü üretemiyoruz. ama dün bu takım ilk defa birbiri ile oynadı. muslera saçma sapan hata yaptı, 10 kişi kaldık vs.

    ne trömsöler, östersundslar görüp şampiyon olduk. takım daha oturacak. eksikler de dolacak. her şeyi geçtim, 2019'da millet abdullah avcı'dan ders alsın, 2021'de sergen yalçın'dan ders alsın derken son hafta buraların havası malum. hoca ile iddiaya girilmez. yanlışlar dolu. ama toplanacak.
  • 30970
    "galatasaray takımı sahaya 11 kişi çıkıyorsa eksik yoktur" sözünün sahibi hoca.

    artık her yenilgiden sonra daha gelenler olacak, daha değişecek, eksik çok diyor. evet haklı ama kaç oyuncu transfer edildi, değişen tek şey görmedim.
    kadro kalitesi kötü, ona bir şey demiyorum ama kadro kalitesiz olsa bile takımın bir oyun planı olur, ne oynamak istediği konusunda bazı işaretler verir. haa futbolcular kötüdür, yapmak istenileni bir türlü yapamazlar, anlarım.

    dün bir pozisyonda babel sol açıkta ayağında topla bekliyor, yanındakiler de öyle bekliyor , kimse ne yapması gerektiğini , nereye hareketleneceğini, nereye pas opsiyonu yaratıp nereye cıkacagını bilmiyor.. herkes babel'in ne yapacağına bakıyor..
    bunlar bana bir işaret gibi geliyor, oyun planı; oyuncu refleksiyle , oyuncu ezberiyle, ipucu verir.

    3 yıllık projeksiyon güzel ama başarıyla beraber olmalı, proje takımı değiliz , zaten buna tahammülümüz de olamaz maddi manevi. böyle giderse bu yönetimle de aran bozulur 3 vakte kadar, çünkü senden başka her şey ve herkes suçlu, bir tek sen her şeyi doğru yapıyorsun.
  • 30972
    5 ağustos 2021 galatasaray st johnstone maçı sonrası basın toplantısında, yani henüz ligin başlamadığı, transfer sezonunun bile bitmediği, ikisi içeride olmak üzere üçüncü resmi maçın da kazanılamadığı bir günde ocak ayını telaffuz etmiş teknik direktör. içinde bulunduğu umutsuz mental durumu özetlemesi açısından kritik bir vurguydu. her ne kadar mustafa muhammed özelinde söylemiş olsa da aynı toplantıda bireysel hatalarını tekrarlayanların yerine başkasının koyulacağını da ifade etti, yani önceki senelerde olduğu gibi, isim vererek yahut vermeyerek henüz sezonun başında bütün oyuncularını tehdit etmiş oldu.

    böyle bir mental durum ve ruh hâline sahip bir yönetici idaresindeki bir işletmede çalışıyor olduğunuzu düşünün; üstelik yaptığınız küçücük hatada bile herkesin önünde size bağırıp çağırabilir, işletmenin bürokratik yapısından kaynaklanan hatalar zincirinin mecburen parçası olduğunuz için sizi günah keçisi ilan edebilir. (yanlış taç > yanlış pas > yanlış kontrol... = yenilen gol) düşünün, ne yaparsınız? kendi adıma konuşmam gerekirse (eğer hagi, drogba, sneijder filan değilsem) sürekli en risksiz tercihleri yaparım, garanti yan pas varken ileriye oynamam; çizgiye yatmış boşta bek varken şut çekmem; yerleşmiş rakibe karşı hazırlık pası yaparken boştaki kaleciye pas vermek varken kalabalığın içine top atmam. çünkü hoca ellerini yana açıp somurtabilir, hakaret hatta küfür edebilir her an, elindeki su şişesini sizden sebep yere fırlatabilir. belli olmaz. ve ilk transfer döneminde kendinizi bin km ötedeki bir anadolu şehrinde bulabilirsiniz.

    2021-22 sezonunun ilk üç resmi maçının bu mental sıkıntılarla geçişine üç buçuk yıldır adım adım tanık oluyoruz. tudor sonrası geldiği 2017-18 sezonunu hatırlayanlar hocanın gerek saha dışı olaylar, gerekse takımına karşı kenarda ne kadar sakin olduğunu hatırlayacaktır. ertesi sezon da kısmen devam eden bu durum bahar aylarında kontrollü ve motivasyon sağlayan bir gerginliğe bırakıyordu yerini yavaş yavaş ama sonraki sezon hatalı transferler, şl hezimetleri ve pandeminin bahaneye dönüşmesiyle tamamen kendisini ve takımını aşağı çeken bir yapıya büründü. 2020-21 sezonu hafızalarda zaten taze; iyi giden oyunu ve kadroyu bozmalar; kötü oyuncu ve oyunlarda ısrarcı olmalarıyla kendi gölgesiyle kavga eden bir hâle geldi. bu süreçte gerek federasyon vb. dış mihrakların, gerekse eski yönetimin bu duruma çanak tuttuğu yadsınamaz fakat hiçbir şey de siyah-beyaz değil. bu ülkede fatih terim gibi bir figürseniz sizinle uğraşılmama, rahat bırakılma gibi bir şansınız olmaz. zaten en başta bu gibi atmosferleri yönetebilme, başa çıkabilme gibi özellikleriniz sayesinde fatih terim olabilmişinizdir. dolayısıyla gelinen noktayı salt iç-dış mihraklara bağlamanın ne anlamlara geldiğini ve ne gibi sonuçlara gebe olduğunu biliyoruz: mesela kendine ve çevrene karşı körleşme...

    fatih hoca'nın bu sezon bir olmama-olduramama psikolojisine çok erken girdiği görülüyor. hazırlık maçları da dahil daha ilk dakikalarda fırçalara, somurtmalara, bağırmalara başlıyor. saha içine, takıma, taraftarlara sürekli negatif basan bir yapıya bürünmüş vaziyette. bir an önce muhteşem bir futbol ve 10 dakikada 3 gol atıp maçı kopartan bir takım istiyor sanki sahada. özellikle takıma yeni katılan ve/ya genç oyuncuların gözleri, içinde bulundukları her pozisyondan sonra hemen kulübeye dönüyor tedirgin bakışlarla. fatih hoca kendisinde mevcut olmayan sabır, tolerans ve desteği taraftardan istiyor. stadyumda en az oynanan futbol kadar kenardaki imparatoru izleyen ve onun hal ve hareketlerine göre tavır alan bir kitleden son derece mantıksız bir istek bu. 3 yıllık planlamadan bahsedip daha 3. dakikada kenarda çıldırmak ciddi mental sıkıntılara işaret ediyor. teknik direktörün kendi çalıştırdığı, hazırladığı takımına ve oyuncularına göstermediği tahammülü taraftar da göstermez. ve eğer tepkisini hocaya gösteremiyorsa oyuncuya gösterir.

    iyi futbol ancak coşkulu, keyifli ve disiplinli ama özgür hissedilen ortamlarda yeşerir; hocanın florya'da ve stadlarda yarattığı atmosfer tam aksi: gergin tempo, tedirgin oyun, az sonra son isteği sorulacak idam mahkumları gibi bembeyaz suratlarından soğuk terler döken oyuncular... durduk yere yapılan 2'li 3'lü değişiklikler; gerekli olduğu bas bas bağıran zamanlarda ısınan oyuncu bile olmaması... neyse teknik-taktik işlerine girmeye niyetim yok. bu hükmen mağlup halet-i ruhiyede, bu gerilim atmosferinde, dünyanın en güncel, en etkili taktiğini de icat etsen, en uçurucu kondisyonerini de getirsen ortaya iyi bi'şey çıkmaz. kara bulutların dağılıp hocanın ve takımın üstünde çiçekler açması için en az 5-6 maçlık bi galibiyet serisine ihtiyaç var, fakat o serinin yakalanması da büyük ölçüde hocanın yarattığı bu mental ve psikolojik atmosferde çok zor.

    allah yardımcımız olsun, meşakkatli bir sezon bizi bekliyor.
  • 30973
    maalesef artık sürekli mazeretlere sığınıyor. ortada hep bir suçlu var ama nasıl oluyorsa ortada sorumluluk alacak hiç kimse yok. hoca farklı zamanlarda farklı maçlardan sonra bazen kendisini bazen takımı bazen oyuncu gruplarını sorumlu tuttu. fakat sıkıntı şu: ortada bir sorumluluk var ama bir yaptırımı yok.

    en üzücü olan ise demeçleriyle gittikçe malum bir şahsa benzemeye başlaması. sürekli ileri bir tarihe gönderme yapmak, o zaman düzelecek demek vesaire...

    ya da şöyle bir demeci var hocanın:
    "size yardımcı beğendiremedik. yardımcılarımdan çok memnunum. galatasaray'da yardımcı antrenör sorunu yok. gelirse bir kişi gelir, o da daha önce galatasaray'a hizmet etmiş biri olması kaydıyla."

    liyakatın içinden geçen bir demeç bu. ne demek galatasaray'a hizmet etmiş biri olması kaydı? liyakat nerede? adam dünyaca ünlü bir antrenör olabilir ama galatasaray'da hizmet etmemişse "istemez" mi? yahu peki galatasaray'da hizmet etme şartını yeni yeni elde etmek isteyenler ne olacak? bu gidişle galatasaray bir güruhun dönüp dolaşıp çalıştığı bir yer mi olacak?

    galatasaray'da yardımcı antrenör sorunu olmayabilir. zaten o yardımcı antrenörlerin ne yaptığını, görev tanımlarını neredeyse kimse bilmiyor. sadece piri var. o da kondisyondan sorumlu olduğundan.

    mesela bu takıma duran top çalıştıran kim? hangi yardımcı bu konuda daha sorumlu?
    mesela bu takıma kontra çalıştıran kim? hangi yardımcı bu konuda daha sorumlu?

    hoca her şeye sen mi bakıyorsun? öyleyse gerçekten yardımcı antrenör sorunu yoktur. aslında vardır. bu adamlar ne işe yarıyor? futbolcular koşarken onları izlemekle mi yetiniyorlar?

    hele son bir mostafa demeci var. ilk geldiği halini özlüyormuş hocam. yahu şaka yapıyor artık bence hoca... bu ne demek hocam? "ben oyuncuyu aldım, ilk geldiği halinden bu duruma getirdim." demek değil mi? bu oyuncular geldikleri halinden geriye gideceklerse, o zaman yüz tane transfer yapsak ne değişecek?

    şu çok net hocam. galatasaray'da bir antrenör departmanı sorunu var. kendin görüyorsun, dilin söylüyor ama kabul etmiyorsun.

    bu kabul etmeme hali ise teşhiste hata demektir, teşhis hatalıysa tedavi nasıl doğru olabilir? tedavi doğru değilse sadece emareleri ve belirtileri çözersiniz. ama sorun hala oradadır. illaki tekrar gün yüzüne çıkar. çünkü meselenin köküne inilmemiş.

    not: tabii ki bunlar sahadaki futbol, fatih terim hocamız'ın açıklamaları sonrası birikmiş çıkarımlardır. çıkarımlarım yanlış olabilir. ortada bir problem bile olmayabilir. yani... evet... bir ihtimal...

    sürekli değişimden bahseden hocamız, maalesef değişime dair hiçbir emare göstermiyor. iki sene önce yazdığım giriler duruyor. hafızaya atmışız. hoca ta o zamanlar değişimden bahsediyordu. oysa hiçbir şey değişmiyor, değişim söylemleri dahil...

    hocam, kendi kendini olumsuzluyor.

    oyuncu tercihleri, oyun tercihi, performansın düşük olması umurumda değil. ben sahadaki performansa ve buna mükabil verilen demeçlere bakarım. ve benim naçizane aklım hiç iç açıcı bir tabloyu çıkarımsayamıyor.

    peki ne yapacağız? eleştireceğiz. yanlış olduğunu düşündüğümüz şeyleri dile getireceğiz. eleştiri olmadan gelişme ve düzelme olur mu? olmaz. hiç eleştiri olmayan yerde gelişme görülebilir diyorsanız da orada öz eleştiri olduğunu görmezden gelmeyin derim.

    hadi eyvallah.
App Store'dan indirin Google Play'den alın