• 401
    an itibariyle a spor kanalında konuşan ve daha önce trt sporda yaptığı açıklamayı da dinlediğim kişidir.
    seçime gitmesi yönünde mustafa cengiz' e öneride bulunduğunu itiraf etti. ancak şöyle de bir şey var. sayın süren milleti aptal yerine koymayın ibra etmemeyi sizin ekibinizin organize ettiğinin herkes farkında, ne siz ne de damadınız bu kulübü yiyemeyeceksiniz. galatasaray sizin oyuncağınız değildir.

    (bkz: 23 mart 2019 mustafa cengiz'in idari yönden ibra edilmemesi)
  • 494
    --- alıntı ---
    "diyorlar ki uefa kupası paraya çevrilemedi. bunu ertesi gün paraya çeviremezsiniz. bu bir sistem içerisinde olur. ama biz bunu yapamadık."
    --- alıntı ---

    ertesi gün de çevirirsin, istersen ertesi saat de çevirirsin.

    merterde özel şampiyonluk tshirtü tasarlayıp bastırmak, satmak için çok zaman gerekmez, ama biraz kafa gerekir.

    sen ali sami yen de özel sanatçılarla şampiyonluk kutlama partisi yaptın da biz mi gelip bilet almadık?

    uefa kupası onun sayesinde değil, ona rağmen alınmıştır. kaç ay para almadan çıkıp oynadı futbolcular o final maçını. sonrasında da utanmadan o futbolcular paralarını istiyor diye purosunu içip laflar hazırladı onlara, uefa altınlarını erken bozdurmasaydınız bu hafta altın fiyatları yükseldi filan dedi.

    sırf laf olan eski başkanımız.

    yaptığı tek iyi şey, iyi bir yönetim ekibi kurup onlara ve terime gerekli hareket alanını sağlamıştı.
  • 364
    eski başkanımız son haftalarda mustafa cengiz başkanın ofisini çok arşınladı. kuvvetle muhtemel bu damadı ile başkanın aralarını yapmak içindi. lakin mustafa başkan nuh dedi peygamber demedi ki bence doğru olanı yaptı. nitekim burak elmas geçirilen 4 aylık sürede ciddi sorun oldu. tanımlarsam, icraat sıfır ama dil* pabuç gibi formatında takıldı. mustafa cengiz yönetimi "aman tadımız kaçmasın rıza bey" diyerek hep idare etti.
  • 540
    https://x.com/...62RTIGn6BVQ&s=08

    --- alıntı ---

    hasan şaş: "uefa kupası'nı kazanırken 10 ay maaşımızı alamadık. sadece prim verildi. 5 kez prim aldık. 2001-2002 10 ay, 2005-2006 sezonunda da 10 ay maaş alamamıştık... üzülüyorduk evet ama 'mayıs'ta fenerbahçe şampiyon olunca sokakta sarı lacivert göreceksiniz', biz hep onu derdik. biz 'onların şampiyonluğunu görmek istemiyoruz, biz şampiyon olalım' derdik. o sahaya adım attığımız an mücadele başlıyordu. üzülüyorduk maaş alamadığımız için ama ne yapalım."

    --- alıntı ---

    çok kötü ve çok şanslı bir başkan olduğunu düşünüyorum. bu para vermeme olayını kendisi övünerek itiraf etmişti. gördüğüm en utanç verici başkan açıklamalarından biriydi.

    1 sene sonra okan buruk ve emre belözoğlu'nun bonservissiz inter'e gitmesi olayında da tek suçlu kendisi olmasına rağmen suç okan ve emre'ye kalmıştır.

    velhasıl kelam kendisi galatasaray tarihinin en abartılan 2-3 figüründen birisidir.
  • 525
    tarihin ilk kuralı, olayların o dönemin şartları ile değerlendirilmesidir. yayın gelirlerinin düşük olduğu, store satış ağının sadece 3 büyük şehirde olduğu, kombine ve bilet satışlarının çok ucuz olduğu, göğüs reklamnlarının bile maçtan maça değişebildiği, forma sponsorunun tedarik ettiği ürünlerin tekrar tekrar kullanıldığı dönemlerle bugünü kıyaslamak abestir. 99-02 yılları arasında uefa’yı kazanan takımın aldığı para ödülü yaklaşık 1.2 m dolardı farkı siz düşünün. hep iyi örnekleri düşünüyoruz ancak, o dönemlerde dönemlik başarı yakalayan çoğu takım ekonomik buhranlar yaşadı. parma, leeds united, dortmund, alaves, leverkusen, valencia gibi 96-02 arası finaller oynayan ya da kupalar kazanan çoğu takım bundan nasibini aldı. kendisi belki bu krizi yönetemedi ancak aldığı 2 avrupa kupası sayesinde kulübün isminin avrıpada tanınan bir marka olmasını sağladı ki 2010da stat isim hakkında, 2011de bitmiş bir takıma nikeın elite kategori ve yüksek ücretlerle forma sponsoru olmasında hep bu marka olmanın olumlu etkileri mevcuttur. kendisi belki krizi yönetemedi ancak döneminde tüm avrupada tanınan galatasaray bugün bile bu marka sayesinde ek kazançlar elde etmekte. kendisi başarısız değil, son derece başarılıdır.
  • 242
    sadece algilar degil, finansal argumanlar da incelenirse, galatasaray'in bugun yasadigi mali sorunlarin temel sebebi efsane baskan faruk suren'dir. sportif acidan yasattiklari dusunuldugunde, yarattigi finansal problem kimsenin umrunda degildir heralde. acikcasi benim de umrumda degil. ancak kimse kimseyi yanlis yonlendirmesin diye bir iki sey karalamak gerekiyor sanirim. bastan soyleyelim, bu entry'nin baskani kotuleme amaci yoktur. bilgileri tazelemek diyelim.

    2001 yilinda yapilan mali kongrede ibra edilen borc miktari 36 milyon dolar(mis). buraya kadar her sey guzel gozukuyor. ancak 2000 yili 4. donem butcesi revize edilirken, hakan sukur'un inter'e transferinden dolayi 22.5 milyon dolar ve planlanan halka arzdan da 20 milyon dolar bilancoya alacak olarak kaydedilmis. daha sonra bu 42.5 milyon dolar 2001 yili butcesine aktarilmis.

    gercekten cok ilginc, cunku hepimiz biliyoruz ki galatasaray halka arzini subat 2002'de gerceklestirdi. yani mehmet cansun baskanligi doneminde. ayrica;

    (bkz: hakan şükür'ün inter'e bonservissiz gittiği gerçeği)

    bu konu nasil sonuclandi kimse isin dogrusunu bilmiyor. inter'den 16 milyon mark alindigi haberleri cikti ancak bilancolarda boyle bir gelir kalemi gozukmuyor. nihayetinde bir miktar para alinmis olsa da bu rakamin 22.5 milyon dolar olmadigi kesin. oyle olsaydi bu miktarda bir gelir kalemi bilancoya sokulmadan acik hesaba aktarilamazdi. hem de halka arz doneminde!

    burdan da anliyoruz ki, suren baskan gorevi biraktiginda kulubun konsalide bilancosunda borc alacak farki 36 milyon dolar degil, 78 milyon dolar civarindaymis.

    bu noktada enflasyonun ve kur farkinin ne demek oldugunu onemsemezsek carpiliriz. "2001'de 78 milyon dolar olan borc 2015'de 380 milyon dolara cikmis arkadas, bu yuzden faruk suren'i suclayamayiz" demek epeyce yanlis bir yaklasim olur. ozaman bu yanlisi yapmamak icin gelin 2001'deki 78 milyon dolarin gunumuzdeki kabaca degerini hesaplamaya calisalim.

    faiz vs. gibi karisik hesaplara girmeden bakkal hesabi tadinda inceleme yapalim ki kafalar karismasin. gerisini de sozlukteki finans ogrencilerine birakalim.

    2001 yilindaki nominal kurla bugunku nominal kur arasinda yaklasik 2 kat fark var. yine kabaca bir hesapla o gunlerden bugune enflasyon yuzde 500 civarinda artmis.

    2001 yilinda turk lirasi cinsinden borcumuz yaklasik 85 milyon tl. enflasyonla gunumuze cekersek bu 85 milyon tl'nin satin alma gucu, bugun yaklasik olarak 425 milyon tl yapiyor. 2015'deki tl cinsinden borcumuz ise 870 milton tl civarinda.

    aslinda bu noktada hukumetlerin* enflasyonu oldugundan cok daha dusuk gosterdigi de ortaya cikmis oluyor. 2001'de 7 bin tl'ye alinan passat* * bugun 112 bin tl civarinda. bir arkadasin 2000'de 4 bin tl'ye sattigi daireyi bugun 170 binden veriyorlar :)

    yani aslinda gercek enflasyonu hesaplarsak 2001'deki tl borcumuz bugunkunun de cok uzerinde cikar. ama madem finansal rakamlar uzerinden gidiyoruz, hesabi degistirmeyelim.

    kur farkina gelince,

    agirlikli olarak tl cinsinden para kazanip (yayin haklarinin buyuk bolumu, stat gelirleri, federasyon primleri, sponsor gelirlerinin buyuk bolumu, forma vs. satislari gibi) dolarla/euroyla odeme yapan firmalar icin, odenen her bir (1) liranin maliyeti 2001'den gunumuze 2 kat artmis durumda. bu donemde gelirlerimiz ise 7 kat artmis. yani enflasyondan nasibini baya bir almis. kabaca yapilan bu hesaptan da anlasilacagi gibi, aslinda 2001'deki borc yuku 2015'deki borc yukuyle neredeyse ayni.

    tabi butun bu rakamlar nominal degerler. reel hesaplarda isin icine faizi koymayan adami mezun etmezler aman diyim. ancak ulkemizde enflasyondan arindirilmis reel faiz son 10 yildir hep negatif oldugu icin cikacak rakamlar bizim soyledikelrimizden cok daha vahim bir tabloyu ortaya koyacaktir. bunu bilmek yeterli olur sanirim.

    daha fazla uzatmadan, su noktayi herkes bilmeli ki, kulup bugunku borc stogunun yuzde yuzune yakin bolumunu 2001'de sirtlanmis. bugune kadar da sirtindaki bu kufeyle ayakta kalip yurumeye calismis. suren'den sonra gelen diger baskanlar da, bir yandan gunluk yasami surdurup diger yandan sportif basari elde etmeye calismislar. ikinci bir uefa kupamizin olmayisi, cl'de yari final goremeyesimizin esas sebepleri bunlar.

    suren baskanin arkasinda biraktigi borctan cok daha buyuk hatalari var. sadece borc birakmis olsaydi, artan gelirler ve cekilen kredilerle bir sekilde duzluge cikabilirdik belki.

    ozhan canaydin, baskanligi boyunca aig'yle yapilan ve kimsenin akil sir erdiremedigi sirket ortakliginin yarattigi problemle ugrasti. dusunun ki bir ara baskanlik yetkisini kullanip kredi bile cekemeyecek duruma dustu. az kalsin tefecilerin eline dusuyordu. belki de dustu haberimiz yok. sportif a.s'nin yabancilara devri an meselesiydi. kulubu bu durumdan unal aysal kurtardi diyen de var, benim gibi elinde tuttugu o hisselerden para kazanmasi hic bir zaman icime sinmemistir diyen de.

    bunlarla da sinirli degil. yanlis sirketlesme ve yanlis ortakliklar, adnan polat'in kucagina sirket birlesmesi gibi cok buyuk bir yuk birakti. az kalsin tum divan hapislik oluyordu. bu birlesmenin maliyeti de yanilmiyorsam 70 milyon tl civarinda oldu.

    bonus olarak suren baskan halka arzi da yanlis planladigi icin, bir ara galatasaray a.s. kazandigindan daha fazlasini temettu olarak piyasaya oduyordu. guler misin aglar misin? dunyada kendisini bu pozisyona dusuren ilk sirket olabiliriz.

    ilginc de bir bilgi. 2001 mali kongresinde duygun yarsuvat divan baskaniydi. kongrede yasanan bir diyalog:

    --- alıntı ---

    yonetim kongrede eleştiri de aldı. kemal onar, bütçenin gerçeği yansıtmadığını, kaan kesimgil de borçların vebalini sonraki yönetimlerin çekeceğini söyledi. hayri kozak, kulübü büyük bir tehlike beklediğini vurgularken haluk sanver eski almanya’nın da "heil hitler" sloganı ile mahvolduğunu hatırlattı. divan başkanı duygun yarsuvat buna tepki gösterdi

    --- alıntı ---

    duygun hoca iyi niyetli biri belki ama camiada bazi insanlar arasindaki akil sir ermeyen baglantilarin, ki bu yapiya kendileri cemiyet diyor, galatasaray'a ciddi zararlar verdigi gun gibi ortada.

    hayri kozak'in da 15 senedir kendisini hic yenilememis oldugunu burdan gorebiliyoruz. ancak kulupte te o gunden bugune kadar pek bir sey degismemis olmasi aslinda kongre uyeleri icinde isinin ehli insan sayisinin yok denecek kadar az oldugunu gosteriyor. olmaz ya gunun birinde kozak'in destekleyecegi bir baskan cikarsa ya gercekten ucariz ya da bu sefer hepten batariz heralde.

    4 sene ust uste sampiyonluk, ustune alinan uefa kupasi ve yasadigimiz birbirinden guzel samiyen anilari pek tabii paha bicilemez ama bu basari finansal olarak ta duzgun yonetilmis olsaydi su an cok farkli bir seviyede olurduk demeden de edemiyor insan.

    son olarak;

    baskanin basliginda baskasina bok atmak gibi olsun ama finansal anlamda suren'den sonra kulube en cok zarari veren isim de unal aysal'dir. aysal'in verdigi zararlar bundan 5 sene sonra daha iyi anlasilacak. sermaye artisi ve hisse satislarindan elde ettigi gelirleri carcur edip kulubun zaten tukenen oz kaynaklarini geri konulamaz sekilde sokaga atmasi, isin icinden cikamayacagini anlayinca gozunu rivaya dikmesi, bes para etmez yerli futbolculari doldurdugu futbol takiminin piyasa degeri uzerinden spk'yi kaziklayabilecegini sanmasi gibi saymakla bitmeyecek finansal yanlislarin altinda hep onun imzasi var.
  • 351
    galatasaray'ın futbol anlamında zirve gördüğü dönem, kendisinin dönemindedir. ancak buz dağının görünen yüzüdür bu.

    unutulmasın ki, hala sahip olduğumuz dünya kadar borcun ve aig hisseleri illetinin başımıza musallat olmasının da baş sebeplerinden birisidir.

    bunlara ek olarak, milenyumda, bir takım uefa&süper kupa kazanacak ve bunu reklamla, pr çalışmalarıyla gelire çevirmeyecek? evet, bu takım faruk süren'in başkanlığını yaptığı galatasaray.

    diğer başkanların da buna tüy dikmesi ayrı bir fecaat tabi.
    edit: böyle otomatik düzeltmenin abv. ne yazacaktım, ne yazmışım. düzelttim.
  • 458
    yönetimi fatih terim sayesinde kurtardılar diye eleştiren eski galatasaray başkanı. kişi kendinden bilir işi misali yıllarca terim üzerinden başarıya dahil olmuş, hisse satışı, stat projesi diye milyonları çöpe atan harcamaya imza atmıştır. fatih terim ile çalışmayı sürdürememiştir ama şimdilerde bunu başarmış gibi pazarlamaktadır. yaşı yeten biri olarak 96-2000 döneminde sürekli galatasaray'lı oyuncuların maaşlarını zamanında alamadığı, terim'in ikna ve kendi cebinden ödemesi yoluyla işleri rayında götürdüğü yazılır, çizilirdi. geçmişte yaptığı hataları görmezden gelip "liseli" olmadığı için mustafa cengiz'e sallamayı kolay görmüş.
  • 493
    --- alıntı ---
    "diyorlar ki uefa kupası paraya çevrilemedi. bunu ertesi gün paraya çeviremezsiniz. bu bir sistem içerisinde olur. ama biz bunu yapamadık."
    --- alıntı ---

    mehmet cansun başkanımızın da söyleyip durduğu, ağzına sakız ettiği bahane. takım turları geçerken ağzın açık izleyip sadece tezahürat yaparsan, yurtdışı deplasmanların tadına odaklanırsan kışın da dans edersin. yazın o kadar çok saz çalmayacaktın. dönüp dolaşıp aynı kapıya çıkıyoruz; sen yöneticisin. işin bahane üretmek değil çözüm üretmek.
  • 534
    galatasaray'ın efsane başkanı. janti başkan. galatasaray'ı şöyle anlatmış...

    --- alıntı ---

    "galatasaray; çağdaştır, ilericidir, demokrattır, özgürlüğü sever, bağımsızdır, baskıya gelmez, emrivaki yapılmaz."

    galatasaray kulübü eski başkanı faruk süren: "bizim amacımız; şampiyonlar ligi'ni kazanmaktı ama olmadı uefa kupası'nı kazandık. gaye, finale çıkmak değil. gaye, finali kazanmak. gayeyi finale çıkmak olarak görüp onu kutlarsanız kazanamazsınız..." (aslanlar gibi)

    --- alıntı ---

    ayrıca mecidiyeköy'den seyrantepe'ye geçilmesini de ""geçmiş asırda kalmış bir stadyum yaptık!" diyerek eleştirmiş. haklı buluyorum.

    --- alıntı ---
    "geçmiş asırda kalmış bir stadyum yaptık!"

    galatasaray kulübü eski başkanı faruk süren: "mecidiyeköy'de ali sami yen'in olduğu yere yeni bir stadyum yapmak istemiştik, 2000 yılında bunun ihalesini yaptık. yeni stadyum için finansman ararken 2001 yılında türkiye'de ekonomik krizi oldu...

    planı, ihalesi yapılmış stadyumu mecidiyeköy'de yapmaktansa yapay bir ihtilaf çıkarılıyor vazgeçebilmek için. ondan sonra seyrantepe'ye gidip 90 model stadyum yapıyoruz! bana göre kullanımı son derece geçmiş asırda kalmış bir stadyum yaptık." (aslanlar gibi)

    --- alıntı ---
  • 513
    bir galatasaray klasiği haline gelen kaos ile geçen olağan mali genel kurullarında yaşanan karmaşadan memnuniyet duyar gibi bir hali olan ve galatasaray başkanlarına (yanlış hatırlamıyorsam, adnan polat, dursun aydın özbek ve mustafa cengiz) mütemadiyen seçime gitmesi tavsiyesinde bulunan efsane eski başkanımız.

    26 mart 2022 galatasaray olağan mali genel kurulunda burak elmas'ın da benzer bir ortam ile karşı karşıya kalması halinde aynı tavsiyede bulunacak mı merak ediyorum.
  • 475
    galatasaray lisesi mezunu değildir. sadece damadının yanında olmak adına bütün saygınlığını yok etmiştir. yazık günah bu adamlar nasıl galatasaray'da başkanlık yapabilmişler. yemin olsun bir çocuktan farkları yok. böylelerini görünce ülkenin yöneticilerini de normal karşılıyorum.

    herkes layık olduğu kişilerle yönetilir. galatasaray başkanı böyleyse ülkenin yöneticilerinin de daha iyi olmasını beklemek iyimserlik olur. çünkü galatasaray bu ülkenin kültür ocağıdır. atatürk’ün fikir babası bile bu ocaktandır. şimdi soranlar olabilir kim bu diye? biraz araştırın.:)
  • 406
    ibra edilmeme mevzusunda baş aktörlerden biri olmuştur, her kanaldaki yayına katılarak sanki anlık gelişen bir olay gibi anlatmaya çalışmıştır. ibra oylamasından önce, seçime git diyen adamın nasıl hiç bir şeyden haberi olmuyor ?

    bu tiyatroyu galatasaray taraftarı ya güdecek ya bu diyardan gidecek, bu adamların kurguladığı galatasarayı hazmedemiyorum.
App Store'dan indirin Google Play'den alın