resim
Eric Maria Lambertus Gerets
Görev:Teknik Direktör
Takım:Kariyer Sonu
Yaş:71
Uyruk:Belçika
  • 723
    gerets hocamın son dönemde fatih terim'e laf sokmak için sık sık anıldığını gördüm. madem bir kapı açılmış o zaman bizim de girip gerçekleri yazmamızın vakti gelmiştir. eric gerets sezonu şampiyon bitirdiğinde yönetime verdiği raporda kadrosunun çok kötü olduğunu, bu kadroyla şampiyon olduktan sonraki sezonda o gevşeme ile başarılı olabilmenin mümkün olmadığını belirtmiş ve revizyon istemişti. üstelik imkansızlıklar içinde aldığı şampiyonluk nedeniyle de bunu fazlasıyla haketmişti. ancak kendisine junichi inamoto ve marcelo carrusca verip devamke dediler ve 2. sezonunda başarısızlığa mahkum ettiler. sezon bitince de yeni kadroyu karl heinz feldkamp'a verdiler. o gün bir taraftar bile çıkıp da gerets'e büyük ayıp edildi, ona bütçe yok denilip feldkamp'a yeni kadro kurulması ayıptır demedi. sulu derbi sonrası onlarda mehmet aurelio oynuyor bizde mehmet topal açıklamalarına tepki gösterenler dahi oldu. oysa yerden göğe kadar haklıydı. çünkü mehmet topal'ın en prime dönemine ulaştığı zamandaki hali bile buydu, hiç bir zaman algılardaki kadar iyi bir çapa olmadı. https://gss.gs/E3k.jpg

    kötü kadrolara tek sezonluk kadro denilir. premier lig'deki leicester city şampiyonluğu gibi düşünün. wes morgan,jeffrey schlupp,dany simpson, dany drinwater, marc allbrigton vs gibi adamlarla sadece 1 kere şampiyon olabilirsiniz. onda da şansınızın yaver gitmesi ve müthiş bir hava yakaladıktan sonra camia odalarak odaklanmanız gerekir. 2 sene önce şampiyon olan başakşehir kadrosunun da şampiyonluktan sonra hedefe ulaşmanın verdiği rahatlama ile rutinine döneceği çok belliydi. o odaklanma o kenetlenme zirveye ulaşıncaya kadar olur ancak sonrası için önemli olan senin hedefe ulaşıp konsantrasyonnu normal seviyeye düşürdükten sonra rölantide neler yapabildiğindir, yani kalitendir kısaca. mesela bizim 4. yıldızı taktığımız kadro da oyuncuların o gün geldiği seviyeyi düşününce tek kurşunu kalmış bir kadroydu. 4. yıldızı takma motivasyonuyla o kurşunu sıktılar bir çoğu bir daha o sezonki kadar iyi oynayamadı. gerets hocamın sezonunda 4. yıldız yoktu ama çileli günler vardı, fenerbahçe dominasyonu vardı hem saha içi hem saha dışı. haliyle müthiş kenetlenmiştik. artık kenetlenemiyorsun 2 troll salıp bölüyorlar seni.

    sözün özü kendisi geldi, başarılı oldu. ancak fatih terim'in yaşadığından çok farklı bir süreç yaşamadı ve biz bugün terim'in arkasında durmadığımız gibi dün de onun arkasında durmadık. şimdi kendisini terim'e laf sokmak için anmak komik. o da gayet bu kadro yetersiz, geçen sene şampiyon olduk ama bu sene olmaz, transfer, değişim şart demişti. onun da arkasında durulmadı. bizim taraftarımızda hep yönetiicilerin yanında konumlanmak gibi bir hastalık var, sonra da arkalarında durmadıkları teknik direktörlere birbirleri üzerinden laf sokarlar.

    iyi ki vardın hocam, keşke daha uzun kalsaydın. galatasaray kötü yönetilmeye devam ederken senin marsilya'daki yapılanmanı gıpta ile izlemiştik. oysa nasıl da yakışmıştın kulübeye, alnındaki kan alnımızın akıdır.
  • 838
    2002 ballon d'or 11.si hasan şaş tek başına o 2006 fenerbahçe kadrosundan daha büyüktü. üstüne elinde rigobert song gibi afrika kıtasının yetiştirdiği en büyük defans oyuncusu, kral hakan şükür vardı. appiah'ların, aurelio'ların esamesi bile okunmaz bunların yanında. şampiyon olmayacak da ne yapacaktı sanki?

    beypiliç rumuzlu yabancı hoca düşmanı hesabımdan.

    ironi içerir. çünkü bu yanar dönerlik ancak ironi ile ifade edilebilir. hocamıza allah sağlık sihat versin. imkansızlıklar içinde aldığı şampiyonluğu da o şampiyonluğa rağmen yönetimi tarafından ihanete uğramasını da asla unutmayacağım. bugün kendisini sırf başka maksatlarla övenler yerli olsa muhtemelen lionel messi'nin kaptanı marcelo carrusca, arsenalli japon efsanesi junichi inamoto alındı ama o başarısız oldu diye gömerdi.
  • 533
    sağlık sorunları nedeniyle futbolu hayatından çıkardığını açıklamış, galatasaray tarihinin en özel lig şampiyonluğu olan 2005-2006 şampiyonluğumuzda takımımızın başında olan ve kesinlikle galatasaray tarihinin en keyif veren oyununlarından birini oynatmış, felsefi yediğinden fazla atmak olan ve bunu başaran aslanlar gibi teknik direktörümüz. allah acil şifalar versin kendisine.

    https://twitter.com/...s/798114689746173953
  • 536
    bir yığın teknik direktör gelmiş gitmiş ancak bir tek gerets galatasaray'ın oyun felsefesini ve ruhunu anlamıştır:

    - ne olursa olsun hücum
    - yesen de daha fazlasını at

    hücum futbolu galatasaray'ın genlerinde olan bir unsur.
    galatasaray tarihinde müdafaa çok nadir zamanlarda ve tamamen çaresizlikle olagelmiş, hatta başarıya ulaşsa daha kelle almış bir faktör.

    - tarihimizin en başarılı hocalarından, belki de en başarılısı, en donanımlısı olan lucescu bile sırf kompakt müdafaa oynattığı için inanılmaz derecede eleştirilmiş ve sonunda gönderilmiştir. sırf hücum sevdası sebebiyle gönderilip yerine terim getirilmiştir.

    - hagi gibi bir efsaneyi de götüren defansif yaklaşım olmuştur, başarısızlığı bir yana 3 yiyip 4 atan bir takıma 1-0 olsun bizim olsun mantığını oturtmaya çalışması kocaman olan kredisini yemiştir, (haksızlık etmeyelim, pino'nun dünyaları kaçırdığı fenerbahçe deplasmanı ve 5-1'lik kupa finali istisna)

    - hamza hamzaoğlu geldiği gibi 2-3-4 atan bir takım yapısı oturtmuş, "acaba oluyor mu?" denirken sonraları 1-0'lara razı bir oyunla triple şampiyonluk yaşamış ancak o futbol yeni sezonda da devam edince kellesi alınmıştır

    - mancini "savunmayı oturtacağım" derken kendisi oturmak durumunda kalmıştır, kazandığı kupa bir anlam ifade etmemiş, yollar medeni biçimde ayrılmıştır

    mustafa denizli, bülent korkmaz, cevat güler, ikinci dönem fatih terim, prandelli...

    bu adamların hiçbirisi galatasaray'ın kültüründeki hücum genlerini anlayamadılar ve biletleri kesildi. başarısızlık bir faktör olabilir, ancak galatasaray taraftarının başarısızlıktan daha çok kabullenemediği ve sindiremediği bir durum var;

    - galatasaray yenilse de "tahakküm eden" taraf olmalıdır. yenilse de maçta golleri kaçıran, hücum eden, boğan taraf olmalıdır.

    yılların ardından sürekli yeniden alevlenen sözüm ona fatih terim aşkının altında yatan sebep genelde budur.
  • 818
    çok hoş bir videoyla 70. yaş günü kutlanan efsane hocamız.

    bu tarz işler gerçekten çok önemli, galatasarayın bir his takımı olduğunu gösterir nitelikte. 70 yaşında yaşlı bir kurt, belki de yakınları tarafından bile bir kutlama beklemezken kendisinden kilometrelerce uzakta bir dünya eski öğrencisi onun doğum gününü kutluyor ve galatasaray futbol takımı bunu resmi hesabından yayınlıyor. videoyu izlerken yanında olup duygularını hissetmek isterdim.

    her neyse…
    klubümüze bu ince düşünülmüş video için teşekkür eder, hocamıza sağlıklı mutlu yıllar dileriz…

    (bkz: iyi ki galatasaray)
  • 686
    "alnındaki kan alnımızın akıdır" deyimiyle özdeşleşmiş olan eski aslan hocamızdır.

    12 mayıs 2012 kadıköy'ün fethinden sonra hayatımda tanık olduğum en anlamlı şampiyonluk onun sayesinde gelmiştir. hele o 16 dakika yok mu o 16 dakika, söylenecek çok şey var da... fenerbahçeli bir futbolcu kısaca özetledi o gün hepsini appiah'a...

    https://youtu.be/NPS5C7inbeU
  • 418
    bu topraklarda şüphesiz ki yüreğiyle iz bırakmış olan insan. defansın sağına ve soluna birer altyapı topçusu koyarak çıktığı derbi deplasmanları olsun, "tek forvet mi çift forvet mi" sorunsalına dört forvetini birden sahaya sürerek son noktayı koyuşu olsun, en çok da yarılmış alnına rağmen boynunu bükmeden kulübesinin önünde duruşu olsun...
  • 630
    vizyonu imkanlarıyla sınırlı olmayan, delikanlı efsane hocamızdır. şampiyon olmak için fener'in puan kaybetmesini bekleyecek olan takımın o son maçta full dolu tribüne oynamasının ana nedenidir. galatasaray kültürünü en iyi şekilde anlamış olan, kültürümüze uygun futbol oynatmış olan yabancı hocamızdır. zora giren maçlarda necati, ümit karan, kral ve hasan kabze'yi bir arada oynatmaktan çekinmemiştir...
  • 681
    onun döneminde de (2005/2006 sezonu) maaşları ödeyememe sıkıntıları çekerdik. kadromuz rakiplerimize göre daha mütevaziydi ama öyle hırslı ve başarıya aç bir takım oluşturmuştu ki her maç bir şekilde gol veya goller bulacağımızı biliyorduk. rakibi bunaltıyorduk, gol gelmeyince 4 forvet aynı anda oynatıyordu. santraforlarımız çok kaliteli ve rotasyona elverişliydi tek avantajı buydu gerets hocamızın. 2005/2006 sezonunda gerçekten mucize gibi bir şampiyonluk yaşatmıştır. o kadro ile o güzel futbolu oynatan hocanın kredisi daha çok olmalıydı. kendisi ile uyumumuz çok iyiydi. keşke birlikte daha fazla sezon geçirebilseydik.
  • 691
    en zayıf kadrolarımızdan biriyle, rakibin en güçlü olduğu dönemde muazzam bir şampiyonluk kazanmış, benim için futbol izlediğim dönemde fatih terim'den sonra ikinci sırada gelen galatasaray hocası.

    bir ara istatistiğini tutmuştum, göreve başladıktan sonraki 15-16 hafta içerisinde hiç savunmaya yönelik oyuncu değişikşiği yapmamıştı. bir ara kontrol etmek lazım. yanlış hatırlıyor da olabilirim. rakam daha fazla olabilir. :)
  • 20
    adnanlara lanetler yağdırma sebebimdir, mumla aradığımdır, özlediğimdir.

    galatasaray 3 haziran 2005 tarihinde iki artı bir yılı opsiyonlu olmak üzere 3 yıllığına erik gerets'e imzayı attırarak bembeyaz bir sayfa açmıştı. yepyeni bir sezona, yepyeni bir hocayla start verilmişti. hagi'nin gidişiyle birlikte, gerets'in gelişine ilk önce ön yargılı olarak baksam da zaman geçtikçe dimdik duruşuyla, konuşmalarıyla, adam gibi adamlığıyla, karizmasıyla beni kendine hayran bırakmayı başarmıştı. en zor şartlarda galatasaray'ı rekor puanla şampiyon yaparak, o en değerli şampiyonluğu iliklerimize kadar yaşatarak galatasaraylının hafızasına bir daha asla silinmemek üzere kazındı. lig başladığında göze hoş gelen hücum futbolu anlayışıyla ve saha kenarındaki duruşuyla, verdiği güvenle aklımızda hep öyle kalacak.

    sevmişti taraftar onu. övgüyü her zaman hak etmişti. futbolcularla diyalogunun çok iyi olduğu da her halinden belliydi. atılan her golden sonra futbolcuların kendisine koşması bunun en büyük kanıtıydı belki de. fenerbahçe maçında alnının yarılmasına rağmen bir şövalye gibi dimdik ayakta durması, galatasaray serüveni boyunca belki de en can alıcı noktaydı. bu duruşla taraftarın gönlünü yeniden fethetmişti. adına pankartlar hazırlandı üzerinde ''alnındaki kan, alnımızın akıdır, sarıyla kırmızıyla alnımızın akıyla' yazan. asla ve asla başarısız bir teknik direktör değildi. peki çok mu iyiydi? hayır! bir ferguson, yada bir benitez değildi; ama en azından ondan sonra geleni de göz önünde bulundurursak galatasaray için kaçırılmayacak bir fırsattı.

    öyle ya da böyle, acısıyla, tatlısıyla, şampiyonluğuyla, üçüncülüğüyle, parasızlığıyla, sıkıntısıyla koskoca 2 sene geçmişti. üzüldüm, kırılıdım ama asla şaşırmadım gidişine. yönetim yine başaramadı, yapamadı. basireti bağlandı yine. çıkarlar ön plana geçti yine. birilerinin koltuk sevdası uğruna yaktılar. sadece ona yapılmadı bunlar. fatih terim'e, mircea lucescu'ya, hagi'ye de aynı masallar anlatıldı hep. onlar da aynı bu masallarla uyutuldu. uyandıklarında çoktan galatasaray'dan gitmişlerdi. yönetim hepsinin arkasındaydı oysa ki. çıkıp televizyonlara pişkin pişkin, teknik direktörümüzle 1 senelik sözleşmemiz devam ediyor, sonuna kadar arkasındayız dedi. sonuç hep böyle oldu. o yüzden alışığım, işte bu yüzden şaşırmadım gidişine. ne olursa olsun bu kadar kolay olmamalıydı her şey. bu kadar acele edilmemeliydi.

    gitti. 26 eylül 2007'de artık olympique marseille için vardı. imzayı atarken bile hala bizden biri olduğunu gösterdi. galatasaray'dan ayrılırken 'gs' amblemli montu, marsilya'ya imza atarken de üzerindeydi. hepimiz görüyoruz şimdi marsilya'da neler yaptığını, yapabildiğini. 18. sırada aldığı takımı 4. sıraya kadar çıkaran da gerets'in ta kendisi, bi başkası değil. 28 kasım 2007 beşiktaş olympique marseille maçı için türkiye'ye geldiğinde lig tv'ye verdiği ropörtajda marsilya'nın başındayken bile 'ben hala galatasaraylıyım.' diyebiliyorsa, 'türkiye'de başka takım çalıştırdığımı hayal bile edemiyorum.' diyebiliyorsa, 'keşke galatasaray'a tekrar geri dönsem diyebiliyorsa.' ve 'bir gün mutlaka türkiye'ye döneceğim.' diyebiliyorsa hepimizden çok galatasaraylıdır bu böyle biline!

    vefasızlıkların en alasını yapan, başarısızlıklarını içlerinden bir günah keçisi seçerek ki bu genelde teknik direktörler oluyor- ört pas eden iktidar manyakları(!) yüzünden gitmek zorunda kaldığı için, ayrılmak zorunda olduğu için üzülen, hatta sadece üzülmekle kalmayıp veda konuşmasında duygulanıp göz yaşlarını tutamayan, efendiliğiyle galatasaray'da olmayı sonuna kadar hak eden, babacanlığıyla futbolculara kol kanat geren, futbolcuları koruyan, kollayan başka bir yabancı teknik direktörün olmadığını hepimiz biliyoruz ve belki de bunun için onu çok seviyoruz, mumla arıyoruz, özlüyoruz, gidişine üzülüyoruz, keşke geri gelse diyoruz. bir tek ben geri gelmesini istemiyorum, oda iktidar manyakları diye tabir ettiğimiz adnanlar ve daha niceleri yüzünden!

    nerde olursan ol takibimdesin! seni seviyorum adam gibi adam!
  • 470
    bu adamla yaşadığımız şampiyonluğu hiçbir şampiyonluğa değişmem. son maçımızda büyük çoğunluğumuzun ümitsizlik içinde olduğu zaman kilometrelerce mesafeden 50 kişilik otobüs kaldıran derneğimizde sadece 5 inanmış kişiydik. bu inancı bana yaşatan eski başkanımız adnan polat ( kendisini hiç sevmem ama her zaman saygı duyarım ) ve eric geret'tir. seni ve o unutulmaz 15 dakikayı unutmadım hocam. seni seviyoruz..
App Store'dan indirin Google Play'den alın