resim
Emre Mor
Takım:Fenerbahçe
Mevki:Sağ Kanat
Yaş:28
Boy:1.69
Uyruk:Türkiye
  • 877
    satın alma opsiyonlu kiralamamız gereken futbolcu. alır denersin kardeşim rotasyon oyuncusu olarak 1 sezon oynatırsın. fatih hoca'nın ellerinde kendini bulursa satın alırsın, kendini geliştirmiyor takıma bir şeyler katamıyorsa satın almaz riske girmemiş olursun. önümüzdeki sezon 3 kulvarda yarışacak olan takımımız için gayet güzel bir transfer olur.
  • 878
    bizden uzak adamlara yakın olsun. aklını futbola veremediği çok açık. instagram'da paylaştığı son fotoğraf(padişah misali saçma sapan taht gibi bir şeye oturuyordu) da gösterdi ki bu yaşta edindiği egosu ile bir yere gelemeyecek(umarım ben yanılırım). bunun gibi sorun teşkil eden insanları takımımızda gram istemiyorum. fatih hocamın da bu saatten sonra isteyeceğini sanmıyorum.
  • 880
    iki yıllığına kiralamak istediğimiz iddia ediliyor.

    --- alıntı ---

    galatasaray'ın, emre'yi 2 yıllığına 2018-19 ve 2019-20 sezonları için kiralamak adına ispanyol kulübü ile masaya oturdu. kendisini a milli takıma kazandıran ve kariyerinde önemli bir yeri olan fatih terim faktörü nedeniyle " türkiye'de forma giyeceğim tek kulüp galatasaray" ifadesi kullanan emre mor, ispanyol ekibi onaylarsa sarı kırmızılı formayı giyecek.

    --- alıntı ---

    http://www.futbolarena.com/...llik-teklif-350817h/
  • 882
    2 yıllığına kiralama fikrine çok olumlu bakıyorum, üstüne 7-10 m € arası bir bonservis bedeli ile birlikte güzel bir yatırım olacaktır. eğer parlarsa ki parlamak zorunda kariyeri bitiyor tek şansı fatih terim ve galatasaray bonservisini alıp çok daha yüksek bedellere satabiliriz. olmazsa da rotasyonumuzda genç ve yetenekli bir türk oyuncu bulundurmuş oluruz.
  • 886
    kendisi çok yetenekli ama aklı hala çocuk. terim hocamız kendisini çok güzel şekilde eğitecektir. kadro rotasyonumuza muazzam bir katkı sağlayacağına eminim. çok hızlı ve harika bir çalım yeteneği var birazda son vuruş katarsa kendine mükemmel futbolcu olabilir. umarım 2 yıl kiralarız. kendisini kiralamak yerine serdar gürler'e 10m euro mu verelim? geçiniz.
  • 890
    emreyi istemeyen arkadaşlar onun yerine alabileceğimiz türk oyuncuları da söylerlerse çok memnun olurum.

    nagatomo donk ve denayer de dönerse zaten transfer edebileceğin yabancı oyuncu sayısı 2. ilk 11 zaten tamamen yabancıydı yani gelecek yabancı oyuncular daha çok yedek ağırlıklı olacak.

    bizim en büyük eksikliğimiz yerli kalitesizliği. yerli oyuncuların kalitesini arttırmalıyız. burda da alınabilecek en mantıklı isim kendisidir.
  • 894
    milli takım performansı bizim için bir kriter olmamalıdır. kendisinden takım oyuncusu olamadığı ve bir sisteme uyamadığı için dortmund gibi bir takımdan yollandı. keza nuri şahin ise tam tersi mesela. tek oynayabildiği takım dortmund olmuştu kendisinin. çünkü adamlar bir sisteme uygun oynuyorlar. sistem dışında olanı ise yolluyorlar. nuri'nin milli takım performansı ortada.

    şimdi bize uygun mu ona bakalım. bir sisteme uygunmuyuz orası tartışılır. set oyun beceremiyoruz. bireysel yetenek arıyoruz. işte rodriguez adam eksiltese, belhanda nokta pas atabilse diye bakıyoruz. emre çok yetenekli ama sonunu getiremiyor. kapanan savunmalarda, deplasmanlarda katil olabiliriz. 1-0 gerideyiz mesela 10 kez top ezdiğini düşünün. ancak kendini biraz geliştirir, pas oyununa katılırsa kendisinden verim alırız diye düşünüyorum. iki ucu boklu değnek.
  • 895
    gelirse zaten kiralık gelecek. kısacası kaybedeceğimiz hiçbir şey olmayacak. bu sezon iyi işler yaparsa, hem kendi piyasasını arttıracak, hem de bizi iyi yerlere taşıyacaktır.

    kapımızda bekleyen yabancı sınırı kabusu varken, böyle futbolcuları kaçırmamak gerek. hatta bizde iyi performans gösterirse bonservisini bile alabiliriz.

    ayrıca, bana göre aktif futbol oynayan en yetenekli türk futbolcusudur. fakat yeteneklerinin %20 gibi bir oranını ancak sahaya yansıtıyor. mental problemleri olduğu açık. dortmund'un her yolladığı futbolcu berbat olacak diye de bir kural yok.
  • 896
    direkt satın alınacaksa söylenen gibi ciddi risk olacak olan oyuncu. maliyeti de yüksek olur ki satın alacak paramız olmadığından satın alınması düşünülmüyordur. malum, celta de vigo ciddi yatırım yaptı ve birkaç milyona bırakmaz. biz de 10 mn euro falan veremeyiz bu elemana.

    ancak satın alma opsiyonlu kiralık bu çocuk için tam olarak yapmamız gereken kiralama çeşidi. çok ciddi eksiklikleri var, doğrudur ama bu eksiklikler yetenek eksikliği değil. o eksiklikleri giderirse ve futbolun tek kişilik bir oyun değil bir takım oyunu olduğunu idrak edebilirse çok iyi yerlere gelir. hoş, halihazırda bunu idrak edebilmiş olsaydı zaten şu an acaba alırsak iyi olur mu diye burada tartışıyor olmazdık zira bize gelme ihtimali olmazdı. yedek olarak takımda olmasının bir eksi değil bir artı olacağı oyuncu.
  • 897
    emre mor, rodrigues, bruma, queresma hatta volkan şen gibi yetenekli ve takım oyununa çok uygun olmayan oyuncuların bir sistem üzerine oynayan ve şablonların dışına çıkmayan takımlarda oynamaları oldukça zor. özellikle fatih hoca ve şenol hoca bu tarz oyunculara oyun içinde çok fazla özgürlük tanıdığı için bu tarz isimlerden oldukça verim almaktadırlar. fatih hoca özgürlükle beraber sorumluluk bilincini işliyor ve oyuncuların motive olmasını da sağlıyor. linnes gibi hava toplarına çıkmaktan , ikili mücadeleye girmeyen bir oyuncudan bile canavar çıkartabiliyor.

    bütün bunları bir araya getirdiğimizde emre mor'un kapasitesini tam manasıyla ortaya çıkarabilir fatih hoca. 3 kulvarda yarışacağımızı ve özellikle 14 yabancı hakkını düşündüğümüzde bizim için çok önemli bir transfer olabilir.

    10 milyon gibi opsiyonla 2 yıllık kiralanması çok iyi olur.

    not: volkan şen'in takım oyununa uygun olmamasının sebebi beyni olmadığı için de olabilir :) şaka maka şenol hoca çok iyi verim aldı kendisinden o yüzden o listeye ekledim. :)
  • 898
    safi yetenek.

    emor'u fatih terim'li milli takım'dan beri takip ederim. hatta o zamanlar, bir kanatta armindo bruma, diğer kanatta emor olmak üzere "kaç para ulan bir emor?" diye sormuşluğum çoktur. ikisini aynı takımda izlemek aşırı zevkli olurdu açıkçası. takım olarak ne kadar başarılı olurduk onu bilmem.

    öncelikle üzüntümü paylaşayım. bana hep hayattan bir beklentisi yokmuş gibi hissettiriyor, sahada onu izlemek, saha dışında haberlerini okumak. açıkçası üzülüyorum. sahada sanki bir kavga veriyor. kendisiyle, onu görmeyenlerle... falan filan.

    neyse. emor'u o zaman bu zaman takip ederim. bundesliga'da borussia dortmund'u tuttuğum için zaten takip ediyordum. emor ile birlikte daha bir şevkle takip etmeye başlamıştım. o zamanki borussia da acayip yetenekli oyuncuyla doluydu. ne takımdı be! neyse, emor saha dışı ve içinde isteneni veremedi. beklentileri karşılayamadı. sonra celta vigo'ya gitti. yine saha dışı ve içinde beklentileri karşılayamadı.

    bana kalırsa, işimiz emor'a kaldıysa sıkıntı var. ünal aysal'dan yadigar bir çilek meselesi var ya hani, işte emor o çilek bile değildir. emor, çileğin üstündeki süslemedir. pastayı yaparsın, üzerini çilekle süslersin, baktın vakit ve malzeme var, çileğe kremayla göz ağız çizersin ya da üstüne biraz çikolata sos dökerek süslersin.

    bununla birlikte o kadar büyük bir yeteneği var ki, bir an düşünüyorsun "acaba" diye.

    hemen tüm maçlarını izlemiş biri olarak söyleyeyim, sorunları var. katılırsınız katılmazsınız ben gözlemlediklerimi yazayım.

    en büyük sorunu, futbolu bilmemesi. saf yetenek bir futbolcunun yetenekleriyle ne yapabileceklerini bilmemesi can sıkıyor açıkçası. mesela sergen yalçın'ın hep yeteneğine ihanet ettiğini düşünmüşümdür. genel kanı da bu yöndedir. ama sergen yalçın, o büyük yetenek, futbolu biliyordu. nasıl skora gideceğini çok çok iyi biliyordu. bunun dışındaki, profesyonellikle ilgili kısımlarda sıkıntısı vardı. sergen yalçın'ın işine gelmiyordu doğrusu.

    japonca'da mendokusai (めんどくさい) diye bir sözcük vardır. türkçe'de tam olarak bir karşılığı var mıdır bilmiyorum. "can sıkıcı, uğraştırıcı, uğraşmaya değmez, zahmetli, baş belası, yapmak istemiyorum" gibi anlamların birleştiği bir sözcük düşünün. işte sergen yalçın'ı bu kelime ile özdeşleştiriyorum ben.

    iki saf yetenek arasındaki en büyük fark sanırım burada yatıyor. ve bu durum yani futbolu bilmemesi emor'un gelişimini de tehlikeye atıyor bana sorarsanız.

    bunun haricinde, "kendini kanıtlama isteği" ya da "kendini gösterme isteği" bir başka sorun. bir psikolog değilim ama çocukluğuna inmek gerekir sanırım. dediğim gibi o konuda kalifiye değilim. o yüzden geçiyorum.

    borussia dortmund'a transfer olduğunda yedek kaldı. takıma girebilmek için kendini göstermek istedi. anladım. olmadı. hem saha içinde hem saha dışında olmadı. celta vigo'ya gitti, daha alt seviye bir takıma gittiği için tekrar kendini göstererek büyük takımlara gitmek için yine kendini göstermeye çalışıyor. anlıyorum. ama bunu çok yanlış yapıyor. futbolu bilmemesi en büyük etken burada. sahada "ben buradayım!" demek istiyor. o yüzden topu hep istiyor, assolist olmak istiyor ve topu vermek istemiyor. futbol sahasında, top neredeyse, bütün odak oradadır. o halde topu ayağında tutmak istemek pek de yanlış bir düşünce tarzı değil. düşüncenin yanlışlığı ise tartışma konusu.

    tüm bunlara rağmen, acayip hırslı. hakem faul vermiyor, hakemle dalaşıyor. savunma yapmak zorunda kalıyor, son sürat adam kovalıyor. bence oyuna küsmüyor. hep bir sonrakinde kendimi göstereceğim diyor. bu sefer daha fazla zorlamaya başlıyor. bu da takıma zarar veriyor.

    bunun dışında teknik sorunları var. pas oyununa yatkın değil. yapmak istediklerini de pek yapamıyor. misal savunma arkasına sarkan arkadaşını görüyor, pası yapmak istiyor ama o pası yapamıyor.

    ilk önce kendisi geldiği için, basit de oynayamıyor. önce bir kendini gösterip sonra olacaklara bakıyor. istiyor ki, rakip takımın tamamını çalımlayıp rencide etsin. yine bireyselliğin doruk noktasından bir örnek: önce kendi yapabileceklerine bakıyor, ancak son raddede takım arkadaşlarının ne yapabileceklerine bakıyor. bir yerde güvensizlik, bir yerde aşırı özgüven, bir yerde aşırı yetenekli olduğunu düşünmenin getirdiği bir eksiklik bence bu. sözgelimi, ikiye bir kaldılar diyelim. çok rahat arkadaşına pas verip gol yapabilecekleri durumlarda, çoğunlukla son adamı da geçip pas vermeyi yeğleyebiliyor. bu hem kendi yeteneğine güven, hem kendini gösterme isteği, hem de arkadaşının yeteneğine güvensizlikten kaynaklanıyor gibi.

    topu hep istiyor dedik. eğer topu alamazsa, çok geriye geliyor, topu almak için. bu sefer topu ileri taşımak için büyük efor sarfediyor. iş yapması gerektiği yerde, işi yapamaz hale geliyor. yani eğer emor'u transfer edecekseniz, topu mümkün olan en ileri uçta topla buluşturmalısınız. yoksa, etkinliği oldukça düşüyor.

    bitiriciliği neredeyse yok hükmünde. ne son pası atabiliyor, ne de şutu. bu aslında biraz da yukarıda bahsettiğim efor sarfetmesi ile de alakalı bir durum. tabii şut tekniğinin de pek olmadığı aşikar.

    yani geliştirmesi gereken hem mental hem teknik bir sürü detay var. hem saha içinde hem saha dışında aşması gereken bir çok sorunu var.

    oyunun kitlendiği anlarda, sıkışıklığı gidermek, kilidi açabilmek, oyunu kaosa sürüklemek, kalenin önüne otobüs çeken kapanan takımların içinden geçebilmek için daha cazip birini düşünemiyorum. ama bu kaos ortamı, iyi yönde de seyredebilir, kötü yönde de. oyunun seyrini değiştirmek için birebir olabilir ama skoru değiştirmek için ancak bir araç olabilir, şu haliyle. onun karıştırdığı oyunu fırsat bilecek diğer oyuncularınızın işi bitirmesi icap eder ancak.

    sonuç olarak tüm sorunlarına rağmen, saf yeteneğini düşünerek ve henüz 21 yaşında olduğunu göz ardı etmeden hareket etmek gerekir.
App Store'dan indirin Google Play'den alın