resim
Didier Yves Drogba Tébily
Görev:Kulüp Sahibi
Takım:Phoenix Rising
Yaş:48
Uyruk:Fildişi Sahili
  • 1903
    belgeselini izledim ve gerçekten insan kendini zor tutuyor. ingilizce geçen bazı cümleler ve arkasından hakkında yapacağım tanımlar için..

    "when you say ivory coast, people hesitate but when you say didier drogba then people know where it is." (drogba'nın menajeri)

    fildişi sahilleri dediğiniz zaman insanlar tereddüt eder (bir düşünür) ama didier drogba dediğinizde işte o zaman fildişi sahillerinin nerede olduğunu bilirler."

    tanım 1: bir ülkenin siyasi tarihine girmiş bir futbolcudur.

    "when you are next to him, you feel strong, he shines, he protects you." (drogba'nın arkadaşı)

    yanında olduğun zaman kendini güçlü hissedersin, sürekli bir ışık saçar ve senin arkandadır."

    tanım 2: bir futbolcudan çok bir arkadaş, bir dost, bir insan.

    "the money we invested on him.. when we paid a lot of people said mourinho is crazy. now everybody says mourinho is intelligent and the money is not very much." jose mourinho

    onun için harcadığımız para... o parayı ödediğimizde bir sürü insan "mourinho çıldırmış" dedi. ama şimdi herkes mourinho bir dahi ve aslında harcanan para da hiç de çok değilmiş diyor.

    tanım 3: aldığı her kuruşun hakkını vermek için mücadele eden futbolcu.

    "i carried him 10 months instead of 9." drogba'nın annesi

    ben onu 9 ay yerine 10 ay karnımda taşıdım.

    tanım 4: farklı ve aykırı olacağı daha doğumdan önce belli olmuş futbolcu. :)

    "we could buy him another toy, but if he had not a ball, it was like if he didn't receive any present." (drogba'nın annesi)

    biz ona farklı oyuncaklar da alırdık ama oyuncaklarda top yoksa hiç oyuncak almamış gibi olurdu.

    tanım 5: çocukluğundan topa ve futbola aşık futbolcu.

    "it's like if jesus was back on earth. really!" (drogba'nın annesi)

    sanki hz. isa dünyaya geri gelmiş gibi.

    tanım 6: tapılacak kadar çok sevilen futbolcu.

    "i remember ı got a jersey of argentina after the world cup. i discovered maradona in this world cup and it's somehow he who gave me this passion." (didier drogba)

    hatırlıyorum, dünya kupasından sonra bir arjantin formam olmuştu. bu dünya kupasında maradona'yı görmüştüm ve bir şekilde bana bu tutkuyu veren o olmuştu.

    tanım 7: o zamanlar dünyanın en büyük yıldızını (maradona) kendine idol alan futbolcu.

    "he was always the leader. when we were young, he liked to lead operations." (drogba'nın arkadaşı)

    o her zaman bir liderdi. biz daha küçükken her şeyin başında kendi olmak isterdi.

    tanım 8: liderlik vasfıyla doğmuş futbolcu.

    "i experienced some wierd moments. somehow i think it is racism but it was unconscious." (drogba)

    bazı anlaşılmaz durumlar da yaşadım. bir şekilde ırkçılık yapılıyordu ama bilinçsizceydi.

    tanım 9: küçükken ırkçı anlara maruz kalmış futbolcu. bu ülkede bu adama ırkçılık yapanın allah belasını versin! emre oğlum sana söylüyorum!

    "when i started i was right wing back because i was tall and fast." (drogba)

    ilk başladığımda sağ kanat (sağ bek) oyuncusuydum çünkü hızlı ve uzundum.

    tanım 10: hangi bölgede olursa olsun yakınmadan oynayacak futbolcudur. örnekleri de mevcut zaten.

    "when we arrived in the new apartment it was very dirty but it was like a paradise for us." (drogba)

    (ailesiyle beraber) yeni evimize geldiğimizde ev çok kirliydi ama yine de bizim için cennet gibiydi. (ailesini fransa'ya yanına getirdiği zaman)

    tanım 11: yokluk içinde büyümüş bir futbolcu. bu yüzden kazandığı her kuruşun sahada kaldığı her saniyenin hakkını vermeye çalışacak aslanımız.

    "i was looking for a tall, strong with a modern profile striker. i went to the president and told him "listen president, there is a player who is interesting. i have never seen him playing but we have to take him, an intern contract. psg wants him. the president: "are you crazy? we won't take a player who you haven't seen playing." dönemin le mans teknik direktörü

    uzun boylu, güçlü ve günümüz futboluna uygun bir golcü arıyordum. başkana gittim ve çok farklı bir oyuncu olduğunu, onu henüz izlemediğimi ama mutlaka almamız gerektiğini hatta onu psg'nin de istediğini söyledim. başkan ise "sen iyi misin? hayatında hiç izlemediğim bir futbolcuyu alamayız" diye cevap verdi.

    tanım 12: elalemin daha futbolunu bile görmeden yana yana istediği futbolcu. bizim içimizde hala burun kıvıranlar var.

    "when i was suffering, i didn't talk about it to anybody. i was doing everything to fool people and hide it from my parents." didier drogba

    acı çektiğim zaman kimseye bundan bahsetmezdim. etrafımdakileri kandırmak ve ailemden gizlemek için her şeyi yapardım.

    tanım 13: acı eşiği yüksek, belki de bundan dolayı bu kadar güçlü ve yırtıcı olabilmiş futbolcudur. saha da darbe bile yemeden kıvrananlar utansın.

    "when you are young and you get your first paycheck, you have a credit card, you do stupid things. i happenned to invite my friends to my apartment and to have a power cuttage during the dinner. i was thinking it was a problem coming form the power company but it was actually because ı had not paid the bill for three months." didier drogba

    gençken ilk çekinizi aldığınızda, bir kredi kartınız olduğunda aptalca şeyler yaparsınız. ben arkadaşlarımı evime davet etmiştim ve akşam yemeği sırasında elektirk kesildi. elektirk şirketinden kaynaklı kısa süreli bir problem olabileceğini düşünmüştüm ama aslında elektrik kesintisi 3 aydır ödemediğim faturalardan dolayıymış.

    tanım 14: öyle mütevazi ve alçak gönüllüdür. aklıma bir an sercan yıldırım geldi. her nedense. :)

    "he wasn't doing his best to sleep enough, he was going out at nights and he liked doing good things. dönemin le mans başkanı

    yeteri kadar uykusunu almak için çaba sarf etmiyordu. geceleri dışarı çıkıyordu ve eğlenceli şeyler yapmaktan hoşlanıyordu.

    tanım 15: büyük bir yıldız olma yolunda ilerlerken küçüklüğünde ona çektiren hayata inat az biraz(!) eğlenmeyi de ihmal etmeyen futbolcu. :)

    "despite of the notoriety, you haven' forgotten where you come from." bernadette - le mans'tan komşusu sanırım

    ününe rağmen nereden geldiğini unutmamışsın.

    tanım 16: nereden geldiğini ve ne olduğunu bilmenin asaletine sahip futbolcu. quzey adamsın!

    "ı was with the team for just 3 days and the coach said he wants more of me. i was determined and i scored." (guingamp'a transferinden 3 gün sonra oynadıkları metz maçı için)

    3 gündür takımla beraberdim ve teknik direktör benden daha fazlasını göstermemi istedi. kararlıydım ve çıktım golümü attım.

    tanım 17: 10 şubat 2013 galatasaray antalyaspor maçı için mesaj veren futbolcu. :)

    "the coach had decided to go with some experienced players and told drogba that he doesn't count in him for that match." (dönemin guingamp defans oyuncularından kouassi) "i was offended. but it gave me the envy to work harder in order to be ready." (didier drogba)

    koç önemli maçımız için tecrübeli oyuncuları tercih etti ve drogba'ya bu maç için ona güvenemeyeceğini söyledi. (drogba'nın duruma yorumu) zoruma gitti ama daha çok çalışmam ve hazır olmam için bende gerekli isteği uyandırdırdı.

    not: o maç lyon'a karşıydı ve takımı 3-1 gerideyken onu sahaya süren koçunu bitime 2 dakika kala skoru 3-3'e getiren golü atarak utandırmış.

    tanım 18: küsmeyen, olumsuz durumlardan ders çıkaran ve yerinde saymayıp daha iyisini yapabilmek için çabalayan bir futbolcu. bu bile bir takımın parçası olmak için yeterlidir sanırım.

    (marsilya'ya transferinden önce) "i went to velodrome to watch marseille against lyon. i loved it. i loved the fans and the stadium."

    marsilya-lyon maçını izlemek için velodrome stadına gittim ve seyircilere, stadyuma hayran kaldım.

    tanım 19: asıl hayran kalacağı stadyum, taraftar ve atmosferi çok yakında görecek futbolcudur. karşılamanın kralını hak etmiyor mu sizce?

    "he doesn't only score but his goals are rare that make people talk about." (guingamp'tan takım arkadaşı)

    o sadece gol atmakla kalmıyor attığı goller hakında konuşturacak cinsten goller atıyor.

    tanım 20: daha henüz istanbul'a ayak basmadan kuşları da konuşturan / ürküten futbolcu. ya ne olacağıdı?

    "a defeat.. it marks you and stays in you.." (valencia-marsilya maçı - kaybedilen uefa finali için) didier drogba

    mağlubiyet.. seni damgalar ve içine oturur.

    tanım 21: mağlubiyeti asla kabullenmeyecek futbolcu. (bkz: şampiyonlar ligi şampiyonluğu)

    "i am a winner!" didier drogba

    ben kazananım, kazanmayı bilenim!

    son tanım: o galatasaray.
  • 1914
    mucizedir bu adam. tek kelimeyle mucize.

    gstv'de yayınlanan ve ender gelişen osasuna atakları'nın drogba'yla alakalı çalışmış olduğu belgeseli izledim ve bu kanıya vardım. ve bu adam yaklaşık 48 saat sonra istanbul'da olacak; akabinde parçalı formayı giyecek ve tutkusu olduğum takımın futbolcusu olacak.

    hani heyecanımı nasıl dindereceğimi de bilmiyorum ama böyle bir mucizenin isminin galatasaray camiası adı altında anılması benim için, bizim için büyük bir gururdur.

    çok değil bundan 8 ay önce allianz arena'daki finalde dakikalar 88'i gösterirken bu adam kafayla tek ayak üzerinde şut çekti. baya baya şuttu o. topun gittiği nokta, topun hızı ve estetik açıdan o benim gözümde şuttu. allianz arena'da bayern münih gibi bir takıma 1-0 mağlupsunuz ve bitime sadece 2 dakika var. chelsea'nin kupayı kazanması için tek birşey gerekliydi; o da mucize. mucizenin adı da didier drogba'ydı.

    edit: bu entry'nin neyi ofsayt onu da anlamadım ya neyse, saygı duyarım.
  • 1916
    marsilya'da oynadığı son sene* takımını uefa'da final oynatmış, 32 gol atmış, 11 golle avrupanın en çok gol atan oyuncusu olmuş, ligue 1'de en iyi 11'e seçilmiş. peki neden ayrılmış? bu kadar başarılı bir oyuncunun transferini hepimiz daha büyük bir kulübe gitmek istemesi olarak yorumlarız. fakat didier için durum böyle değil. belgeselin sırf şu kısmı bile bizim gibi bir kulüp için ne kadar uygun bir oyunu olduğunu gösteriyor.

    --- alıntı ---

    d*: taraftarın oyunculara sıkıca bağlı olduğu birçok kulübe gittim. fakat buradaki tutku... çok sıkıydı. hep marsilya'da kalmak istiyordum. kariyerimi orada sürdürmek istiyordum. maldini gibi. marsilya'nın beni ingiltere'ye veya başka bir ülkeye satmak gibi bir düşüncesi vardı. fakat marsilya her şeyden önce geliyordu. hiçbir yere gitmek istemiyordum.

    y*: benim kulübe gelişimden 1-2 hafta sonra chelsea'den harika bir teklif geldi. fakat teklif benim masamda değildi. kulübün asıl sahibi r.l. dreyfus'un masasındaydı. drogba'ya gelen teklifi hiç düşünmeden kabul etti.

    m*: didier marsilya'ya çok bağlıydı. ona ne önerirseniz önerin, kabul etmeyecekti.

    d: onlara teklifi umursamadığımı söyledim. belki bazı insanlar ve chelsea taraftarları şok olmuştu. fakat ayrılmak istemiyordum.

    y: didier marsilya'ya gelmeden çok kısa bir süre içinde velodrome'un kralı oldu. marsilya'nın kralı oldu. kendisinin farkındaydı. takımın lideriydi. o marsilya'da çok az insana nasip olacak bir şekilde seviliyordu. zeki bir çocuktu. oraya gidiyor fakat orada ne bulacağını bilmiyor. gerçek şu ki: ayrılıyordu.

    d: zamanında chelsea'ye gitmemek için çok saçma şeyler yaptım.

    -ne gibi

    sağlık kontrolünde dizimde veya ayağımın bir yerinde bir problem bulsalar diye dua ediyordum.

    -gerçekten mi?

    evet, öyledi.

    -sınırları zorladın?

    -evet.

    y: maaşı katlanacaktı, büyük isimlerle mukayese edilecekti. bunlar gerçekti. fakat bunlar onu marsilya'dan ayırmak için yeterli değildi.

    d: beni marsilya'dan para ayıramazdı. beni gitmem için ikna etmeye çalıştılar.

    -gitmen için baskı yapıldığını mı söylüyorsun?

    bilmiyorum.

    antrenörümün beni yüksek bir bedelle başka bir kulübe satmanın şu an için en iyisi olduğuna karar verdiğini düşündüm. eğer gitmezsem kulüp para kaybedecekti. bu yüzden ayrılmaya karar verdim. eğer bu şekilde düşünüyorlarsa artık burada gereksizim diye düşündüm. gitmeliydim.

    m: imzadan önce londra'ya gitmek için hazırlanıyorduk. uçak biletimiz hazırdı. her şey planlanmıştı. görüşmeler bitmişti ve saat 4 civarıydı. televizyonun karşısında kanepede oturmuş birisini gördüm. çocuk bana dedi ki: ''konuşmamız gerek.''

    d: hayır, hayır ayrılmak istemiyorum. ayrılmıyorum. bana dedi ki ''zor biliyorum fakat artık geri dönüş yok.'' ben de dedim ki ''umrumda değil. ayrılmak istemiyorum.''

    m: ona ''ne yapıyorsun'' dedim. anlayamıyordum. bana dedi ki ''hiçbir yere gitmiyorum.'' ona sakin olmasını söyledim, her şeyi açıkladım ve sabah gittik.

    (chelsea'ye imza attıktan sonra)

    d: bezmiş ve yorulmuştum. inanabiliyor musunuz chelsea'ye imza atıyorsunuz ve artık bezmişsiniz. çok az oyuncuya böyle olur.

    -zor anlaşılır bir durum.

    -evet öyle, çünkü insanlar genelde işin ekonomik ve sportif tarafına bakıyor. benim için bu kadar önemli değildi. mutlu değildim.

    --- alıntı ---
  • 1919
    --- alıntı ---

    dünyaca ünlü yıldız sneijder'i transfer ederek büyük sükse yapan galatasaray, ikinci büyük transferi drogba'ya da yarın kavuşuyor. sarı-kırmızılı yönetici emir sarıgül, drogba'yı almak için dün londra'ya uçtu. drogba'nın ailesiyle birlikte yarın istanbul'da olacağı kesinleşti.

    taraftar sabirsizlaniyor

    özel uçakla istanbul'a gelecek olan drogba'nın sneijder'in gelişindeki gibi izdiham olmaması için geliş saatini gizli tutmaya çalışan sarı-kırmızılı yönetimin pazar günü drogba'yı pazar günkü antalya maçına tt arena'ya getirmeyi planlıyor.

    cumartesi sağlik kontrolü

    drogba'nın antalya maçı öncesinde 12 numaralı formasını giyip tribünleri tek tek dolaşıp selamlayacağı ifade ediliyor. drogba, kendisi için özel olarak hazırlanan locada antalya maçını izleyecek. sneijder'in de istanbul'a adım attığında konakladığı ortaköy'deki four seasons otel'de kalacak olan fildişi sahilli yıldız, cumartesi günü sabah saatlerinde ulus'taki liv hospital'de sağlık kontrolünden geçecek.

    ilk idman pazartesi günü

    pazar günü tt arena'da antalyaspor maçını tribünden izleyecek olan drogba, florya'daki ilk idmanına pazartesi günü çıkacak. usta golcünün lisansının hafta içinde çıkması bekleniyor. eğer fifa'nın vereceği geçici lisans yetişirse fildişili yıldız akhisar belediye maçında sahada olacak ve terim, dünyaca ünlü golcüyü schalke maçına hazırlayacak.
    --- alıntı --- f5 haber
App Store'dan indirin Google Play'den alın