resim
Barış Alper Yılmaz
Takım:Galatasaray
Mevki:Sol Kanat
Yaş:25
Boy:1.86
Uyruk:Türkiye
  • 8502
    oynadığı arkadaşının parasının hesabını yapan, antermana çıkmayıp arkadaşlarına saygısızlık yapan adam özür dilese ne dilemese ne. ancak menajer dediği çakalı başından atacak ve gelecek herkesten samimi şekilde özür dileyecek ve ortalık duruluna kadar as kadroda yer almazsa belki. umarım 50 milyonu getirir ve gider. ya da okan hoca artık bu naifliğini bırakır da biraz fatih hocayı örnek alır. kendisini kadro dışı bırakır. gerçi bu kararı okan hoca değil esas yönetim verecek. çek kenara, yazma avrupa listesine bakalım kim kaybediyor.
  • 8503
    bu iş uzadıkça kötüye gidecek belli oldu. uzamadan çözülmesi artık şart, ama bu çözüm ancak ve ancak galatasaray'ın şartları ile olursa çözüm olacak herkes için.

    iki senaryo var bu işin çözümü için:

    1) barış satılacak. menajeri komisyonunu alacak. keçiörene payı ödenecek. biz de aldığımız bonservis ile zaman kaybetmeden şartlarda anlaştığımız kaleci - sağ bek - stoper ve hızlıca anlaşacağımız orta saha transferlerini çözüp konuyu arkamızda bırakacağız. bu satış da bizim şartlarımıza uygun olacak, ne alıcı kulübün ne menajerin ne barış alperin ne keçiörenin değil. bizim şartlarımızla olacak. bizim şartlarımız için de bu 4 transferde kullanılacak para emsal alınacak, bu bedelin altında bir bedel kabul edilmeyecek.

    konuşulanlara göre de bu 3-4 transfer için bize 40 milyon euro'dan biraz daha yüksek bir bedel gerekecek. hadi 40 diyelim, keçiören payını da bunun üzerine ekleyip arap kulübüne bu bedel söylenecek. bu bedeli getirecek, peşin olarak tek parçada ödeyecek (taksit - pay vs. olmayacak asla) ve konu kapanacak.

    yel kayadan ancak toz alır. barış gidince nasıl olsa kendisi kaybedecek, bizim kaybedeceğimiz bir şey (bu para alınır ve doğru transferlerde kullanılırsa) yok burada. hasan şaş'ın konuşmasında en çok beğendiğim söz zaten "galatasaray ağaçtır, gerisi dal. kırılır gider" sözü oldu. aynen öyle. ağacın dalı kırılır, köküne bir şey olmaz. hele hele şu andaki halinde emin olun hiç bir şey olmaz.

    ama şunu da ekleyeyim, her ne kadar bizimle artık alakası olmayacak olsa da barış menajerinin aklına uyup menajerine hayatında bir daha göremeyeceği paraları kazandırıp da arabistan'a gittiğinde "ulan ben ne yaptım" diyecek. arabistan bu ya yani, sanki bana italya - almanya. neyse, dediğim gibi o kısmı bizim için artık önemsiz.

    2) barış satılmayacak. sözleşmesinde iyileştirme vs. yapılmayacak. keçiören'e de hiç bir şey ödenmeyecek. biz de yapmamız gereken 3-4 transferde gideceğimiz profilleri biraz düşürüp yine eksikleri tamamlayıp yola devam edeceğiz. ama burada da bunu bundan sonrası için hem menajerler hem oyuncular için emsal hale getirmemiz lazım.

    barış'ı kemerburgaz'da hiç bir seviyede antrenman yaptırmayacağız. bireysel çalışacak. altyapı takımları da dahil olmak üzere hiç bir oyuncu ile etkileşimde olamayacak, galatasaray'ın hiç bir antrenörü barış'la çalışmayacak.

    barış'ın menajeri ve bu işe dahil olan diğer 2 menajer (tuncay maldan - cenk melih yazıcı ve gökmen özdemir) ile ilişkisi olan tüm topçulara "menajerinizi değiştirin, bu isimler ile çalıştığınız sürece galatasaray'da olamazsınız" işi yerleştirilecek kafaya. bu 3 menajer ile bağlantılı hiç bir oyuncuya gidilmeyecek, oyuncularının sözleşmeleri yenilenmeyecek.

    neom kulübü transfer kurallarını çiğnediği gerekçesi ile fifa'ya şikayet edilecek. sözleşmesi olan oyuncu ile kulübünden izinsiz görüşme yapmak transfer talimatlarına göre yanlıştır.

    keçiören başkanına da barış'ın satılmayacağı, kendisinin alacağı komisyonu alamayacağı ve barış'ın sözleşmesinin sonuna kadar (30.06.2028 - tff sitesinde bu şekilde belirtiliyor) kulüpte kalacağı sonrasında da sözleşmesi yenilenmeyip serbest bırakılacağı bildirilecek.

    bu iki yoldan birincisi herkesin daha fazla işine geliyor elbette. neom istediği oyuncuyu alıyor, oyuncu istediği maaşı alıyor, menajerler komisyonuna bakıyor, keçiören parasını alıyor, biz de hem sorunlu oyuncudan kurtulup hem de eksiklerimizi istediğimiz profildeki oyuncular ile dolduruyoruz. konunun tüm tarafları için win - win.

    ikincisi ise demir yumruk. ve göründüğünden çok ama çok daha zor, uzun ve meşakkatli bir süreç. her ne kadar bir taraftar olarak gönlüm 2. şıkkı uygulayıp galatasaray'ın gücünü cümle aleme göstermek istese de bu yoldan gidilmesi şu anda mantıken bence doğru değil. galatasaray tam dünyadaki imajını istediği yere getiriyor, oyuncuların gelmek için can attığı bir kulübe doğru evriliyor, o dünyadan daha büyük hayallerimize doğru yürüyor, marka değerini inanılmaz arttırıyor derken bir anda böyle bir tabir-i caizse "astığım astık kestiğim kestik" anlayışı bu yaptıklarımızı çok kolaylıkla yıkabilir. bu marka değerine, bu noktaya kazıya kazıya geldik, bir anda yokuştan aşağı yuvarlanmak inanın en yanlış yol olacak izlenecek.

    mantıklı hareket etmemiz şart. bizim şartlarımıza uyduktan sonra nereye gidiyorsa gitsin, biz de işimize bakalım.
  • 8506
    uzun olacak baştan uyarayım;

    pardayanlar diye bir roman serisi vardır. müsluman ve akp ahlaki ile bezeli günümüz türkiye'sinde pek de kiymeti olmayan erdem, dürüstlük, cesaret gibi özelliklerle donatılmış şövalyelerin hikayesini anlatır. bence her çocuğa okutulması gerekir bu ülkede bu serinin.

    ***

    eski başkanlarımızdan alp yalman'ın bir söylemine denk gelmiştim. alp yalman bir dönem üç büyükler arasında sezon öncesinde bir sözleşme imzalandığını anlatmıştı. adı centilmenlik anlaşması olan bu sözleşmeye göre 3 büyüklerden birinin teklif yaptığı bir oyuncuya diğer kulüp teklif yapmayacak görüşmeler devam ettiği sürece. alp başkanım göreve geldiğinde bu sözleşmeyi imzalamamış. bunu diğer iki kulübün başkanına şöyle açıklamış; ''bu anlaşmanın adı ne? centilmenlik anlaşması. peki gerçek centilmenlerin yazılı bir anlaşmaya ihtiyacı var mıdır?''

    ***

    bugün galatasaraylı olmayan herkes barış alper'in transferinde önerilen yüksek maaş karşısında barış'ın gitmek istemesine hak veriyor. ''o kadar para sana teklif edilse takımını değiştirmez misin'' vs. diye de bir empati kapısı açıyorlar insanlara...

    ***

    rahmetli volkan konak'ın katıldığı bir programda söylediği bir söz vardı. kendisine gelen reklam tekliflerinin kabul etmemesi üzerine konuşuyordu; ''eskiden param yoktu yine de kimsenin önünde eğilip bükülmezdim, şimdi zaten param var şimdi zaten kimse beni bükemez.''

    https://youtube.com/...?si=PoWL0XtjP6HjjHfo

    ***

    box diye bir film var, aslında bir korku hikayesinden uyarlama. önce kısa film olarak uyarlanıyor, sonrasında richard kelly -ki donnie darko gibi kült bir filmin yönetmeni kendisi- uzun metrajlı olarak çekiyor. hikaye şöyle; orta halli bir ailenin kapısını esrarengiz bir adam çalar bir gün ve onlara bir kutu verir. kutuda bir düğme vardır. 24 saat sonra gelip kutuyu geri alacağını söyler adam. bu 24 saat içerisinde eğer kutudaki düğmeye basarlarsa dünyanın herhangi bir yerinde hiç tanımadıkları herhangi bir insan ölecektir ancak aynı zamanda da aileye 1 milyon dolar verilecektir. hikayede de kısa metrajlı filmde de uzun metrajlı filmde de düğmeye basılıyor. zaten halihazırda dünyanın her yerinde her saniye birileri ölüyor üstelik 1 milyon dolar da çok büyük para, niye basılmasın ki değil mi? işte benim nazarımda bizi o empatiye zorlayanların neredeyse tamamı o düğmeye basacak insanlardır.

    bir insanı öldürmek ile bir transferi nasıl bir tutabilirim? çok haklısınız. ama burada değinmek istediğim konu başka; ilkeler ve değerler.... 100 bin dolara takımını değiştirirsin, 1 milyar dolara düğmeye basarsın... çünkü düğme çok daha büyük bir değer çatışması barındırır içerisinde, takım değiştirmek ise kolaydır. yani kabul etseniz de etmeseniz de buradaki mesele fiyat farkı sadece yoksa iki örnekte de ilkeler üzerine bir dilemma mevcut.

    magazinleştirmeden daha net anlatayım derdimi; barış'ın gitmek istemesini, çok para kazanmak istemesini anlıyorum ama barış burada da bedavaya oynamıyor. yani volkan konak örneğine gidersek barış'ın para karşısında sıradan bir vatandaşa göre zaten daha zor eğilip bükülmesi lazım her şeyden önce. zira 1 ay önce sözleşmeye imza atmış bir centilmenden sözleşmeye sadakat beklersin. centilmen birine, şövalye ruhlu birine bu yakışır. diğer yandan elbette teklifi değerlendirmek isteyebilir, bonservis bize az gelir, barış der ki ben 10 değil 8 kazanayım, aradaki farkı da siz alın oradan da 8 milyon avro eklenmiş olsun ekstradan. zaten sana böyle gelen adama yardımcı olmaya çalışırsın. ama barış ne yaptı? size kaç teklif ederlerse kabul etmek zorundasınız zira ben anlaştım... e o zaman benimle neden sözleşme imzaladın ki, niye zam verdim sana?

    düğme örneği biraz abartı bir örnek biliyorum, bir oyuncunun 1 ay önce imzaladığı sözleşmeyi, çok sevdiğini söylediği takımını yok saymasını ve o takıma saygısızlık yapmasını elbette düğmeye basma ile bir tutamam. ama ben orada bir şeyi düşündürmek için verdim o ekstrem örneği... her değer satılık mı gerçekten de? eğer öyleyse bugün chp'den akp'ye geçen insanlara niye kızıyoruz. bu arada barış bunların hepsinden daha zengin bir adam ve bunu da galatasaray'a borçlu ya neyse...

    ***

    spoiler geliyor şimdi kutu filmine/öyküsüne dair. ben kısa film üzerinden anlatayım olayın sonunu. çiftimiz diğmeye basıyor, ertesi gün esrarengiz adam geliyor, bir çanta dolusu parayı veriyor ve kutuyu alıp gidiyor. o sırada arkadan çiftimiz bağırıyor: ''peki şimdi ne olacak?''

    ''bu kutuyu sizi hiç tanımayan dünyanın herhangi bir yerindeki başka bir aileye götüreceğim ve aynı teklifi sunacağım...''
  • 8507
    bir futbolcu gitmek isteyebilir, hayalleri, hedefleri olabilir, maddi
    olarak bir beklentisi de olabilir burada bir sorun yok.
    ancak kulübünle sözleşmen devam ediyorsa kulübün menfaatleri doğrultusunda, kulübün kasasına para koyarak ve kulübün bu beklentisine saygı duyarak gideceksin.

    2 gündür yandaşların hepsi galatasaray’daki “gelir dengesizliğini” konuşur olmuş. haddine olmayan, garip tipler, galatasaray hakkında laf etmiş. hiçbir konuda bozulmasam bile işte bu konuya bozuluyorum. kimse ama kimse galatasaray’a laf getiremez, hele ki ekmeğini yiyen bir futbolcusu… galatasaray yoksa hiç birimiz yokuz* , herkes haddini bilsin.

    barış kalır gider ayrı, çıkıp konuşsun niyetini söylesin, bilelim. gitmek isteyen kimseye “kal” demek doğru değil ama her şeyden önce galatasaray’ın menfaati önemlidir.
  • 8508
    24.08.2025 tarihi itibariyle yönetim tarafından yüz yüze görüşmeye çağırılıp çağırılmadığına, her hangi bir ceza verilip verilmediğine, kadro dışı bırakılıp bırakılmadığına yönelik tek bir somut haber olmayan futbolcu.

    kendisi için sadece üç çıkış yolu var:

    1) yönetimin ve taraftarların karşısına çıkacak, yaptığından özür dileyecek, tuncay maldan denilen "sözde" menajeri temsilciliğinden uzaklaştıracak ve okan buruk tarafından takdir edildiği vakit takıma dönecek.
    2) neom futbol kulübü tarafından galatasaray tarafından talep edilen tüm bonservis bedeli ve anlaşma şartları karşılanacak. sonra dilediği paraya imza atabilir.
    3) galatasaray yönetimi tarafından kadro dışı bırakılacak, gerekirse 2028 yılına kadar paf takımla antreman yapacak ve bonservissiz ayrılacak, yine de tuncay maldan, cenk yazıcı gibi komisyoncu menajerlere beş kuruş para kazandırılmayacak.

    fener trolleri işi "osimhen-napoli" meseslesi ile özleştirip bizi futbolcuya yol vermemekle itham ediyor. ancak kıt zekalı insanlar böyle bir kıyaslama ve suçlamada bulunabilir. osimhen, napoli kulübünden ayrılırken yaşanan esas meselelerden biri uğradığı ırkçılıktı. napoli yönetimi de kendisini satmak konusunda belli bir isteğe sahipti, sözleşme çıkış bedelini getiren takıma oyuncuyla anlaşırsa (italyan takımları hariç) zorluk çıkarmayacağını belirtmişti.

    barış'ta bu durum böyle gitmedi, gitmiyor. her şeyden önce kulüp barış'ı şampiyonlar ligi hedefleri için takımda tutmak istiyor. transfer dönemi başladığında kendisine avrupa'dan arzu edilen resmi bir teklif gelmedi, tek yapan takım bologna oldu, ama değerinin çok altında olduğu için değerlendirmeye alınmadı. barış bu süreçlerin sonunda sözleşmesini kendi uzattı, kesin bir kez, iddialara göre iki kez yıllık ücretinde iyileştirmeye gidildi. ancak transfer sezonunun kapanmasına 10 gün kala, önünde üç yıllık sözleşme de dururken bir anda kulübü zor durumda bırakacak ve takım içi harmoniyi bozacak şekilde gitme çabasına girişti. kimse kusura bakmasın, bunun adı "yediği kaba pislemektir".

    bu olaya sadece "lookman-atalanta" meselesi örnek olabilir, orada da lookman'ın düştüğü hal ortada.

    yönetim tarafından hızlıca hakkında karar verilmeli ve verilen karar yürürlüğe konmalıdır.
  • 8510
    kendisi osimhen gibi, icardi gibi bir milat oldu kulüpte. bundan gayrı kafasına göre gelip “ben gideceğim beni salın” diyemeyecekler. 50 milyondan da 200 milyondan da daha değerli bir duruştur bu.

    evet kardeşim gerekirse ağlayarak o idmanlara çıkacaksın. kapı gibi sözleşmeyi bırakıp son 10 günde allahın neden olduğunu bilmediğimiz bir zenginlik bahşettiği adamların sana usülsüz bir biçimde yaptıkları tekliflere istinaden ekran karartır, tasmasız köpeklerine açıklama yaptırırsan seve seve çıkacaksın o idmana.

    ve hatta dışlanacaksın bir süre, ıslıklanacaksın da. sonraki transfer sezonunda 50 milyonu getirecek senin köpeklerin, çakalların, sonra da nereye istersen gideceksin.

    yok öyle yağma kardeşim, herkes kendine gelsin, çocuk oyuncağı değil bu. önce marcao, ve hatta arda, sonra nelsson sonra kerem… en sonunda da sen. bu arada seninki en ahlaksızı…

    toparlanmanı istemiyorum. umurumuzda bile değilsin. istersen ayağın parça pinçik olsun. cız etmez içim. ki geçen hafta hakkında öyle güzel şeyler yazmış biri olarak söylüyorum. bana adağımı bile yutturacaksın belki…

    https://gss.gs/4249478

    ama gerçekten umurumuzda değilsin artık. trafik kazası yaptığında içimiz cız etmişti, rey manaj sana vahşice müdahalede bulunduğunda ülkeyi ayağa kaldırmıştık, iş savcılığa intikal edecekti neredeyse. milli takımda sana torpilli derlerken hep seni savunduk can hıraç. 30 milyon annen, ablan, baban, kardeşin, amcan, arkadaşın yoldaşın vardı. kaybettin…

    hepsinden öte cristiano ronaldo’nun dünyada yarattığını türkiye’de yaratacaktın sen ama tırnağı olamayacağını tek hareketinle gösterdin.

    hem yazık ettin kendine, hem yazıklar olsun sana.

    kulüp stratejik açıklamalarını yapsın. yapacak. yok öyle, bu artık prestij meselesidir, parayla alakalı değil… fakat…

    sen kaybettin.
  • 8511
    bu saatten sonra fayda sağlayacağını düşünmediğim futbolcu. yarın statta ismi söylense muhtemelen ıslıklanacak. öncelikli tercihimiz satmak olmalı fakat kesinlikle bizim kendi şartlarımızın kabulüyle olmalı. yani sadece bize en az 40-45 milyon euro para gelmesi lazım. bu seviyeyi görürsek direkt satılabilir. altında bir tutarda ise takımda tutulup bu sene alt takıma gönderilmeli. as takımla kesinlikle antrenman yapmamalı. galatasaray barış'a bir borçluysa, barış galatasaraya 10 borçludur. bizim bir ihtiyacımız varsa ona, onun bize 100 ihtiyacı var. 3 sene antrenman yapar bizde altyapıda, sonra nereye gitmek isterse gider.
  • 8513
    yüksek ihtimalle transferi gerçekleşmeyecek ve kendisi de özür dileyerek takıma katılacaktır.

    mevcut durum barış alper özelinden çıktı. bu savaşı barışın kazanması her futbolcunun galatasaraya kazan kaldırabileceği anlamına gelir ve buna bir referans oluşturur ki bu galatasaray gibi yüz milyonlarca euroluk bir döngüsü olan kulüp için kabul edilemez bir şeydir. yarın osimhen de yunus da arda da sara da torreira da kazan kaldırır sonra. yılanın başı küçükken ezilir, şeriatın kestiği parmak da acımaz. barış galatasaraydan büyük olmadığını bilecek, oyunu kuralıyla oynayacak, kuralıyla gitmek isterse de bize uyarsa gidecek.

    burası galatasaray. ite çakala prim kastırmak isteyene pabuç bırakmayız.
  • 8514
    galatasaray kültürü vefa, aidiyet ve emek üzerine kurulur; barış’ın son dönemdeki duruşu ve söylemleri ise bu çizginin dışına taşmış görünüyor. nenajer cephesinden gelen akıl dışı yönlendirmeler ve zamansız açıklamalar, oyuncuyu odağından koparıp kulübün itibarını yıpratıyor; burada “pazarlık” değil “prensip” konuşur. saha içi katkı ne olursa olsun, formanın ağırlığını taşıyamayan ve kulübün önüne kendi gündemini koyan her oyuncu için “takımda yeri yoktur” cümlesi bugün her zamankinden daha nettir. yönetimin yapması gereken şeffaf ve sert bir çerçeve çizmek: iletişim disiplinini dayatmak, menajer kanalıyla kulüp üzerinde baskı kurulmasına izin vermemek, gerekiyorsa kadro dışı bırakıp değerini koruyarak satışa yönelmek ve bu tutumu altyapıdan a takıma herkese emsal kılmak. galatasaray forması; masada rest çekenin değil, sahada ter dökenin üstünde anlam kazanır; mesele yetenek değil karakterdir.
  • 8515
    durumuna çok üzüldüğüm bir futbolcu. her anlamda takıma katkısı, her yönüyle çizdiği profili bu denli yıkabilmesi bu kadar her şey oturmuşken çok üzücü.

    illa ki bu şuanki halinden güçlü şekilde bağını tekrar kurmayı istiyorsa menajer denen etrafindaki toksikleri bir kenara atıp, bir metin yayınlayıp ilk iç saha maçında maç sonu sahanın ortasına oturup o bağı tekrar kurması halen zor değil.

    galatasaray taraftarı içtenliği görür.
  • 8517
    yarım akıllı menajerleri ile birlikte bir operasyon tezgahlayıp , galatasaray'ı dolandırmaya çalışmış futbolcu. tuncay abisi ile birlikte giriştiği başarısız darbe girişiminin en çıplak özeti budur.

    tuncay abisi ve kendisi tek bir operasyonda yedi sülalelerine yetecek serveti yapabilsin diye galatasaray'ın kendisinin transferinden kazanacağı ekstra 10-15 milyon euro'ya göz dikmiştir.

    bu saatten sonra galatasaray taraftarı ile arasındaki kopmuş bağı onarması mümkün değil. mevcut altyapı eksiklikleri ile de arap külüpleri dahil bonservisine 60+ milyon euro verecek bir külüp bulamaz. tek yapabileceği yediği halta karşılık takımdan ve taraftardan sağlam bir özür dileyerek , düzenli iyi bir performansla önümüzdeki yaz 35-40 milyon euro civarı bir para kazandırarak takımdan ayrılması olur.

    ama içimi soğutacak intikam senaryosu bu değil. bu yarım akıllının şampiyonlar ligi listesine yazılmayarak önümüzdeki seneyi bir anadolu takımında kiralık geçirmesi sağlanmalı. antreman için eyüpspor tesislerine doğru aracıyla yol alırken galatasaray'ı dolandırmaya çalışmanın bir bedeli olduğu idrak edebilir belki.
  • 8518
    hatirliyor musunuz gectigimiz haftalarda baris tv'ye aciklama yapmisti, osimhen icardi sane var ama biz de variz diye. cok garibime gitmisti. bu oyuncular hem galatasaray'da verdikleri performansla hem de dunyada genel olarak basarilariyla taninan oyuncular. adam daha avrupada ya da milli takimda hicbir sey basarmadan kendini onlarla esit gormeye baslamis.

    sen git bi bayern'e baris bakalim 2 sene kalabiliyor musun kadroda? ya da napoli gibi kulubu 20-30 sene sonra sampiyon yap? ya da italyada 2 defa gol krali ol. ondan sonra kendini karsilastir. sen bugun bu teklifleri aliyorsan, takimda bu dunyaca taninan oyuncular sayesinde. kulupler o oyunculari referans almasa sana 2 milyon euro teklif eden olmaz. insan kendini bilir ya.
  • 8519
    hadi galatasaray'ın bonservis ücretine çöktüğünün farkında olmadığını varsayalım, saflığına verelim ve affedelim.

    ama arkadaş bu kadar kötü ayrılmayı nasıl göze alabildin? "yarın bir gün en kötü fener'e giderim" mi dedin? eğer böyleyse düşündüğün, demek mi şimdiye dek çizdiğin tüm profil yalan dolanmış.

    kerem'de falan hiç hayal kırıklığı yaşamadım zerre üzüntüm de olmadı ama sen çok yaraladın barış. goller geldikçe performans aldıkça yine galatasaray menfaati için adını bağırırım ama sana hep şüpheyle bakacağım.
  • 8520
    https://x.com/...siZc4fo5k9Q&s=19
    https://x.com/...cZFE763Q3Yw&s=19

    menajerinin hala önüne gelen yere çıkıp şunları söylediği noktada barış alper yılmaz'ın yaşananlardan dolayı üzgün olduğunu, pişman olduğunu vs. hiç düşünmüyorum. bu arkadaşı kadro dışı bırakıp u19'a gönderip şarlatan menajeri ile yollarını ayırdığını, yaşananlardan dolayı çok pişman olduğunu ve takım arkadaşlarından,hocasından,yönetimden ve taraftarından af dilediğini açıkladığı bir basın toplantısı yapana kadar gerekirse 2 yıl tek bir a takım antrenmanı göstermeden kadroya alınmaması dışında hiç eylem bu işin oluru değildir bu saatten sonra. af diledikten sonrada 30-40 kim ne veriyorsa gönderin gitsin.
  • 8522
    profesyonel hayatta sözler yoktur. sözleşmeler vardır. hatta atalarımızın yıllar öncesinden bizlere bir uyarısı var bu konuyla ilgili: “söz uçar yazı kalır”. şimdi gelinen duruma bakıyoruz, bize söz verildi diye her mikrofana elinde tuzlukla koşan bir menajer ve idmanlara çıkmayıp arkadaşlarını yalnız bırakan, taraftara sırt çevirmekten hitap duymayan bir oyuncu var. üstelik kulübe ulaşmış bir teklif yokken yaşanıyor bütün bunlar. ben barış’a büyük kırıldım. üç sene kadro dışı kalsa içim soğumaz. umarım yönetim gereken yaptırımı uygular. eğer affedilecekse ilk şart menajeri ile yollarını ayırması ve camiadan kallavi bir özür dilemesi olmalı. artık sessizlik değil aksiyon bekliyoruz. üç ihtimal var ya bizim istediğimiz şartlarda satış, ya kadro dışı, ya da menajerini kovup özür dilemesi. haftaya lütfen biri gerçekleşsin.
  • 8523
    galatasaray'ın bu konuda yapacağı en hatalı davranış barış işini oldu bittiye getirip sanki hiçbir şey olmamış gibi devam etmesidir. nedir bu? oyuncu önümüzdeki hafta içi antrenmanlara hatta haftaya maça çıkarsa bu çok ama çok büyük hatadır. çünkü iş buraya doğru gidiyor. bizim evladımızdır bi' hata yapmıştır vs diye kapatılabilecek bi' konu değildir bu. barış yaptıklarının bedelini umduğundan daha ağır ödemek zorunda. ben bi' taraftar olarak buradan doğacak günübirlik-kısa vadeli olumsuz sonuçlara razıyım çünkü bugün bunu yapmazsan yarın her kafasına esen antrenmana çıkmaz, maça çıkmaz. önünü alamazsın. kısa vadede kaybetmemek için geleceği riske atamazsın. gerekirse istenen bedelde kasaya net girecek tutar 40 milyon e'dan az olmayacak şekilde indirime gidlisin bu herif çeksin gitsin. ya da kalacaksa da adeta bi' suçlu gibi her yerde tüm muhataplardan herkesin göreceği duyacağı biçimde teker teker özür dilettikten sonra şampiyonlar ligi kadrosuna dahil etmeyin eğer bu veya benzeri durumları uygulamazsak işler sarpa sarar.
  • 8524
    hakkında "özür dilerse" ile başlayan bütüm cümleler hükümsüzdür. barış'ın artık galatasaray forması giymesi imkansızdır. yöneticiler giydirse, hocası giydirmez, hocası giydirse takım arkadaşları giydirmez; hepsi giydirse bu taraftar barış'a sahayı dar eder. bu işin oluru yok artık, ben barış'ı sahada galatasaray formasıyla görmek istemem çünkü bir galatasaray futbolcusuna küfür etmek istemiyorum. gol atmış, asist yapmış umrumda olmaz, sadece küfür ederim, o da bize yakışmaz.

    nasıl çözüyorlarsa çözsünler, tek beklentim bir daha bu formayı giymemesi.
  • 8525
    3 ihtimal var birinci durum dilediğimiz miktar verilir barış gider ki umarım bu olur. gaz bir kere kaçtı.
    ikinci durum barış inad eder, dilenen teklif gelmez. süresiz kadro dışı 2 taraf zarar görür ama göz dağı verilir herkese. düşük miktara satılmasındansa bu daha doğru. hem genç oyunculara hem de potansiyellere ayardaki tüm oyuncular kavrar bu tip olaylardaki tutumu.
    üçüncü durum ise bay menejerden ayrılır, özür diler ve bizde belli bir süre oynar ama artık eski barış olamaz. onu kendisi öldürdü. bitirdi.
    umarım istediğimiz teklif gelir ve gider. idmana çıkmama, deplasman kafilesinde yer almama, kulübe ültimatom verme, kendini kulüpten üstün görme bunlar affedilir şeyler değil.
App Store'dan indirin Google Play'den alın