resim
Aziz Yıldırım
Görev:Başkan
Takım:-
Yaş:73
Uyruk:Türkiye
  • 1527
    yargılandığı şike davasından beraat ederse efsane olur ve onu fenerbahçe tarihinden kimse silemez. taraftarlar onu öyle bir yere koyarlar ki tek sözüyle herkes herşeyi yapar duruma gelir.

    fakat beraat edemeyip hüküm giyerse işte o zaman fenerbahçe tarihinden silinir gider. bu hemen olmaz ama zamanla aziz yıldırım ismi yok olur.

    hakim savunmasını kısa kesmesini söylemiş eğer kabul etmezse 3 ay sonrasına gün veririm demiş. savunmasının kısıtlanması biraz saçma olmuş ama hakim başından beri hızlı yargılama yapacağını söylemişti. şayet aziz yıldırım, alakasız konulara girmeyip sadece hakkındaki iddialara cevap verseydi yeterli olurdu.

    soruşturma ve dava boyunca fenerbahçe'yi kalkan olarak kullanmış kişidir.
  • 1530
    --- alıntı ---

    ilhan ekşioğlu ile konuşmamızda vaziyetlerin nasıl olduğunu sorduğumda, o’nun da "vaziyetin gayet iyi" olduğunu söylemesi, arkasından da "3 tarlayı da sürdük" sözü ve "yağmurda yağar ekinler çıkar" söylemi bir temennidir. "tarla" maçları "sürmek" ise, dileklerimizi ifade etmektedir.

    --- alıntı ---

    savunmasini yapan sahis.

    "ekinler" kelimesinden sonra okumayi biraktim cunku

    (bkz: ekinler dize kadar)lan zaten.
  • 1532
    hakkında sıklıkla sorular sorulduğundan cevap vermek gerekmektedir.

    1. ceza yargılamasından beraat eder mi?
    adalet bakanlığının istatistiklerine göre ülkemizde sanıkların %50'sinden fazlası beraat ve takipsizlikle sonuçlanmaktadır.
    gerekçeleri özetle şu şekildedir;
    a. savcılığın delilleri usulsüz toplanmıştır. (dinleme kararında usul eksiklikleri, sürelerin atlanması vs)
    b. sanığın suç işleme kastı ispatlanamamıştır.
    c. deliller yetersizdir.
    d. dosya zamanaşımına uğrar (bu beraat sayılmaz ancak beraat gibi sonuç doğurur)

    2. tff'nın pfdk ile spor hukuku yönü ile şikecileri yargılama süreci ne olacak?
    a. tff adı geçenlerden savunma istemiştir. henüz tff bu süreçle ilgili resmi bir açıklama yapmamıştır.
    b. tff'nin yargılaması ceza yargılamasından %100 farklı ve bağımsızdır. adı geçenler her ne sebeple olursa olsun ceza yargılamasından beraat edebilirler (delil yetersizliği, delillerin usulsüz toplanması vs sebeplerle). ancak spor hukuku disiplin yargısına tabidir. ceza hukukunda usulsüz toplanan delil disiplin hukukunda geçerli olan kanaat ilkesine göre geçerli ve yeterli bir delildir. tff disiplin talimatının mevcut henüz değişmemiş 58. maddesi teşebbüs etmek eylemini dahi yasaklamıştır.

    3. tff ceza davasını beklemeli mi?
    spor disiplin yargılaması ceza yargılamasından bağımsız ilkelere sahiptir. ceza yargılamasında şüpheden sanık yargılanır disiplin yargılamasında ise şüpheden sanık yararlanamaz. ceza yargılamasında bir delil usulsüz toplanmış ise ceza yargıalamasında dikkate alınamaz ancak disiplin yargılamasında bu delil dikkate alınabilir. ceza yargılamasında kasıt aranır ve bunun savcılıkça ispat edilmesi gerekir spor disiplin yargılamasında kasıt aranmaz ve tff disiplin talimatı madde 58'e göre teşebbüs etmek dahi yani şike veya teşvikin sahaya yansımaması halinde dahi 58. madde hükmü ihlal edilmiş sayılmaktadır. spor disiplin yargısı ceza yargılamasından bağımsız bir yargılamadır. her iki yargılamanın birbirini beklemesini istemek mümkün değildir. ali koç ve diğer lobiciler ceza davası beklensin 58. madde soruşturması öyle başlasın demektedirler. gerekçe olarak masumiyet karinesine dayanmaktadırlar. halbuki yukarda açıklandığı gibi cezadan beraat etmek demek disiplin yargısından da beraat edileceği anlamına gelmemektedir.

    telafisi imkansız zararlara sebebiyet veren husus adı geçen kulüpler hakkında halen madde 58 e göre disiplin yargılamasının başlamamasıdır. adı geçenler halen müsabaka oynamaktadır. kanımca 2011 - 2012 sezonunda son 3 sıranın küme düşmesi durumu dahi tartışmalıdır ve ilerde tartışılacaktır. spor yargılamasının ceza davasını beklemek bu yıl dahil asgari 5 yılı tartışmalı ve son 3 sıradaki küme düşmeyi ortadan kaldıracak sonuçlarıda beraber getirecektir.

    4. tff ve pfdk nelerede hata yapmakta?
    madde 58 e göre soruşturmayı başlatmalıdırlar. halen sadece adı geçen şahıslardan pfdk savunma talep etmiştir. savunma süreleri şike kongresinde 30 gün olarak açıklanmış ve muhtemelen bu hafta süreler dolmuştur. pfdk savunmaları aldıktan sonra kararını vermeli itiraz halinde tahkim son kararı vermelidir. pfdk şahıslardan ziyade kulüplerden de acilen savunma talep etmelidir. ve adı geçen kulüpler hakkında 58 e göre derhal karar vermelidir. pfdk bu yönü ile görevini ihmal etmektedir.
  • 1544
    olur da tahliye olursa eğer, hakikaten de dürüst insanların barınamayacağı bir yer haline gelmiş demektir bu cinnet ülkesi ve acilen kaçıp uzaklara gitmek gerekir bu saatten sonra.
    oynanan oyununların, yapılan manipülasyonların da topunun canı cehenneme, şöyle grönland yakınlarında, eskimolar diyarına, dur yahu orası soğuk olur. danimarka iyidir iyi, vikingiler ve thor hatta odin bile iyidir ve oraya göç zamanı gelmiştir.
  • 1549
    şike davasının ilk duruşmasında cemil turan'a babayı çıkarız derken kendisini kastetmiş insandır. yani önemli olan kendisinin tahliye olması ve aklanmasıdır. gerisi teferruat...

    kısaca kendisini fenerbahçe kulübünün imparatoru zanneden bir amcadır. egoistlikte rekor kırıyor şu an. ama haklı yönü de var. bir insanın çevresinde bu kadar yalaka insan olursa o da kendisini başbakan gibi hisseder. tutuklanmasına siyasi bir bahane de uydurur. şike ve teşvik meselesi için 'memleket elden gidiyor, siz ne diyorsunuz?'da der. herşeyi de yapar. ayrıca ''başkan çıkmazsa katliam çıkar'' diye slogan atabilecek kadar midesiz taraftar güruhuna da sahip. ulan böyle taraftarlarla bir adam top gibi oynamasın da ne yapsın. mahkemeden hüküm kararı çıksa, katliam çıkaracak adamları var dışarıda...* *
  • 1550
    --- alıntı ---

    fenerbahçe yönetim kurulu üyeleri arasında savunma sanayi müsteşarlığı ile iş yapmayan kaç kişi var? fb yönetim kurulu üyesi ömer temelli, aziz yıldırım’ın akrabası faruk yalçın’ın şirketi yaltes de hangi özelliğinden dolayı yönetim kurulu üyesi?

    bu sorulara cevap verilirse aziz yıldırım’ın yöneticilerine neden bu kadar hükmedebildiği ve onların da cansiperane savunmaları niçin yaptıkları daha iyi anlaşılır. çünkü fb yöneticilerinin yıldırım’ı savunma şekli ve şiddeti bir spor klubü başkanı portresinden çok daha ötede bir tabloyu karşımıza çıkarıyor.

    kamuoyu yaygın bir şekilde akrabaları sebebiyle olsa gerek aziz yıldırım’ı nato müteahhidi olarak bilir, ama onun üzerine kayıtlı bir şirket dahi yoktur. aslında iş yaptığı, sözünü geçirdiği, hükmü altına aldığı alan ise türkiye cumhuriyeti devleti’nin en savunmasız, en denetimsiz yeri savunma sanayi müşteşarlığı ve uhdesindeki şirketleridir. bu kurumlarda onu öne çıkaran ve vazgeçilmez kılan en önemli özelliğiyse mahkemede yaptığı savunmalarda sık sık atıfta bulunduğu gibi atatürkçülüğü değil, taksimatçılığıdır.

    savunma sanayi müsteşarlığı (ssm) uhdesindeki şirketlere büyük meblağlı projeleri ana üstlenici olarak ihalesiz verir. onlarda alt üstleniciler seçer ve büyük meblağı dağıtmaya başlar. böylesine önemli işlerin dağıtımı, sevk ve idaresi, kimlerin pay alacağı bu çarkın sağlıklı dönmesi açısından önemlidir.

    daha anlaşılır ifadeyle türk silahlı kuvvetleri ihtiyaçları devasa boyutlu aselsan, tai, tei, roketsan, havelsan gibi türk silahlı kuvvetlerini güçlendirme vakfı (tskgv) şirketleri kanalıyla stratejik, çok önemli, çok gizli sıfatlarla ismi örtülen ve kamuoyuna da açıklanmayan alt üstlenici olarak takdir edilen, beğenilen ve işbirliğine yatkın şirketlere yaptırılır. bu şirketlerin de doğal olarak atatürkçü olması değil işini bilmesi gerekir.

    şimdi gelelim çarpıcı örneğimize. mesela fb yönetim kurulu üyesi ömer temelli. medyanın her yerinde, ekranlarda, twiter üzerinden yağmur gibi twitlerle bir aziz yıldırım savunması yapıyor ki, şapka çıkarılır. sanal alemde kulübüne temiz duygularla bağlı bazı fenerbahçe taraftarlarını ve daha çok holiganları organize ederek küfür, hakaret, tehdit suçlarını işlemeye teşvik ediyor. aziz yıldırım’ı fb’nin tepesinde tutmaya çalışan yöneticilerin çoğunun arka planında da bir menfaat çarkı, bir faydalı proje, ihale veya adında ‘milli’ sıfatı takılan bir iş olabilir mi? merak ediyorum.

    aziz yıldırım bağlamında yaşananlara ‘spor kulübü’nden ziyade başka bir “kulüp” gözüyle bakmak gerekir. kamuoyunda farklı, elit ve ağır olarak algılanan bazı fb yöneticilerine bile savunma sanayi penceresinden bakılmasında fayda var. gerçek fener cumhuriyeti burası. asıl oyun alanı da oyuncular da bu tarafta. türkiye cumhuriyeti başbakanı recep tayip erdoğan’ın gücünün bu “kulübe” yetip, yetmeyeceği konusunda da şüpheliyim. çünkü etrafındaki bazı önemli isimler de çoktan buranın bir parçası durumuna getirilmiş, bu cumhuriyete kaymış durumda...
    yıldırım’a sahip çıkan fb yöneticilerini daha iyi anlamanız için basit bir ölçü vereyim. savunma sanayi müsteşarlığı (ssm) ile genel kurmay başkanlığı’nın kesişme noktasında bu kişilerin işleri var mı, yok mu? bakın yeter.

    bir sure önce yukarıda isimini zikrettiğim bir savunma sanayi şirketinin eski bir tepe yöneticisi, bana aziz yıldırım’ın şirketiyle yaşadıkları sorunları anlattı. ben de köşeme taşıdım. hemen ‘yıldırım’ın şirketi değiliz’ diye yaltes’den cevap geldi.. daha önce benzer duruma ssm şirketlerinden birinin genel müdürü olan yakın arkadaşım sebebiyle düşmüştüm. çünkü ortada görünen, işi takip eden olarak aziz yıldırım var, ama resmiyette hiçbir şey üzerine kayıtlı değil, ispatı zor.
    ancak fb yönetim kurulu üyesi ömer temelli’nin durumu çok farklı. aziz yıldırım’ın hem çok sevdiği sektör olan savunma sanayinde hem de akrabalarının şirketinde üstelik eşiyle birlikte yönetim kurulu üyesi. temelliler, aziz yıldırım’ın olmadığı yerde akrabalarının şirketi yaltes’de görev almışlar. bu şirketin yüzde 60 hissesi yalçın gruba, türklere, yüzde 40'ı da hollandalılara ait. yönetiminde faruk neşet yalçın, cengiz yalçın, ömer temelli, yaşar zeynep temelli ve hollandalılar yer alıyor. ancak yaltes aş'nin web sitesinde isimlerle ilgili fazla detay bulmak mümkün değil. savunma sanayii şirketi olması, işleri ihalesiz, direkt membaından alması, çok gizli, stratejik olarak lanse edilen ürünlere imza atmaları sebebiyle bırakın sahiplerini yöneticilerinin ismini bile kamuoyu ile paylaşmıyorlar. ama neyi sakladıklarını çok merak ediyorum.
    çünkü bizde sakladıkları şirketin yüzde 40’ı yabancıların. muhatapları bu yazıya bir cevap göndermeden eylül 2011’de şirketin hisse yapısının değiştiğini (% 60 thales international western countries b.v. ve % 40 thales nederland b.v.) ben haber vereyim. yaltes elektronik ve bilgi sistemleri üretim ve ticaret aş yetkilileri de diğer detayları gönderir umarım.

    şimdi kimin kimi neden savunduğunu, savunma sanayi şirketlerinin ne işe yaradığını anladınız mı?

    --- alıntı ---

    güntay şimşek
App Store'dan indirin Google Play'den alın