• 2777
    polikarbonat cam imalatı yapmış biri olarak şimdiden söyleyeyim, deplasman tribününü çevreleyen polikarbonat camlar inanılmaz akıllıca. tabi ki kalitesi çok önemli, ancak polikarbonat cam, başta gözlük camı imalatında olmak üzere birçok alanda dayanıklılığı ile nam salmıştır. organik camdan çok daha sağlamdır. termoplasik bir polimerdir, bu sebeple kolay çizilir. ama darbelere karşı müthiş sağlamdır. nhl'de kullanılan plexiglass da kullanılabilirdi. ancak onun önemli özelliği esnekliği ve darbe sonrasında esneyip zarar vermeden kırılabilmesidir. bizim deplasman tribününde aradığımız ise asla kırılmaması. esneklik 2.planda. sonuç itibarı ile, iyi bir mühendislik tavsiyesi alınmış ve doğru karar.
  • 2778
    bu polikarbonat camların yüksekliği 5-6 metreyi bulacakmış sanırım. cik cikler şimdiden ağlamaya başlamışlar, bizim sesimizden çekiniyorlar diye. yıllardır 50 bin kişiyle bir tane bile desibel rekoru kıramamış sarıkuşların tezahürat yüzünden camla kaplıyorlar demesi de çok ironik olmuş. misafir takım tribünün altına kaç maçtır seyirci alınamıyor ve binlerce bilet satılamıyor. hepsini geçtim tribünde bütünlük bile sağlanamıyor. kim yaptıysa akıllılık etmiş.

    hemen şükrü saraçoğlu'na da taktırcaklarından eminim.
  • 2781
    --- alıntı ---
    gittik,gördük
    14-03-2011 / deplase / fenerbahçe tribünleri

    onlar bizi çağırmadılar ama, biz onların misafirlerine ne gibi olanaklar sağladıklarına, hangi şartlarda misafirlerini ağırladıklarına bakmak üzere gaziantep ve karabük maçlarında tt-arena’yı ziyaret ettik. kapsamlı bir stat etüdü yaptığımız bu ziyaretlerde ilk defa gideceğimiz seyrantepe ile ilgili bilgiler elde ettik.

    ilk olarak stada nasıl gidileceği konusundan başlamak gerekir.taksim metrosuna binip sanayi mahallesi istasyonunda inip, aktarmayla stat için özel yapılan bir istasyona geldik. stadın giriş kapısına kadar yapılan metrodan uzunca bir koridorun sonunda görünen statta her şeyin orası için yapıldığını anlamıştık.

    bu uzun koridorun sonunda bütün taraftarların toplandığı büyük bir meydan var. ama deplasman veya ev sahibi takımın taraftarlarının hangi yöne gideceği konusunda hiçbir işaret yoktu. herkes aynı yerden çıkıp aynı meydanda yerlerini almaktaydı. güvenliklere sorarak nereye gideceğimizi öğrenmeden önce, biri meydanın girişinde ikincisi bilet gişelerinden olmak üzere aramadan geçtik.kapıdaki girişte 4 turnike var.

    deplasman tribünü girişini bulduktan sonra aslında çok akıllıca düşünülüp yapılmış olduğunu anladık. otobandan direk bağlantı verilmiş girişin önüne kadar. anadolu yakası’ndan gelecek olanlar 2. köprüden çıkıp stat yoluna girdiklerinde misafir tribünün önüne kadar gelebilirler.

    gişelerden geçip 4-5 katlı merdivenlerden çıktığımızda stadın içini ancak görebildik. bize ayrılan bölümün tam köşede olması, oval olması açısından bizler için büyük avantaj. çünkü sağ uçtaki kişi sol uçtakilerin de yüzünü görüp rahatlıkla iletişime geçebilir.kaldı ki deplasman tribününün akustiği sadece üst kat olması nedeniyle oldukça iyi.

    her taraf fileyle kaplanmış, ön tarafta uzun ince direkler bulunuyor, direklerle tel örgüler arası boş, bu tellere pankartlar için kullanılabilir. açılır kapanır koltukların her birinin önüne emniyet amaçlı demirler koyulmuş, bunlarda ayakta durulduğunda tek ayağın koltukta tek ayağın demirde durmasına olanak sağlıyor.

    yalnız bizim maça özel olarak hazırlanan polikarbonat levhaların tribünün önüne koyulduğunu da belirtmek gerekiyor, kırılmaz camların da yapımında kullanılan bu madde aynı zaman ses izolasyonu için kullanılıyor. ilk olarak bizim üzerimizde denenen bu levhaların zararlarını veya faydalarını hep birlikte göreceğiz.ancak şu bir gerçek ki malum panolar sadece alttan beş altı sıralık bölümü kaplıyacak.panonun sesi alacak noktaların tamamına etki edecek bir yanının olacağını sanmıyoruz.

    özellikle karabük maçında stat boş olmasına rağmen, bağıran galatasaray taraftarlarının sesi az ama dolgun geliyordu, yani ses dışarı çıkmıyor içeride dönüyor gibi. eğer düzgün bir şekilde bağırabilirsek, taraftarlığı doğru yansıtabilirsek 2500 kişi ile o stadı inletebiliriz.

    evet, bizim gaziantep ve karabük maçlarında gözlemlediklerimiz bu kadar .

    stadın fiziki şartları ve bize ayrılan bölümün özellikleri tamamen bizim lehimize. ama tabii ki bunlar potansiyeli iyi kullandığımızda ortaya çıkacak olumlu etmenler. potansiyel enerjiyi kinetik enerjiye çevirip , hayata geçirmek bizlerin elinde.

    biz gittik, gördük , beğendik.hatta o kadar beğenmişiz ki cuma günü yine gidiyoruz.

    son olarak şunu söylersek ;

    şampiyonluk yolunda takıma omuz vermek isteyen herkesin sorumluluklarının bilincinde olarak oraya gelmesi gerekiyor.laf ebeliği ile değil, tribünün hakkını vererek şanımıza yakışır şekilde o stattan ayrılabileceğimiz bir gerçek.

    hatırlatmakta fayda var.

    samiyenden sonra, seyrantepe’ de susup bizi dinlemek için bekliyor.

    --- alıntı ---

    *

    evet sözlükte de söylendiği üzere karabük ve antep maçlarında fenerbahçe taraftarı stadı keşfe gelmiş, bizim yakındığımız konuları avantaj olarak görmüşlerdir. malesef ki haklılar da.

    sen ver üst katı onlara ses yankılansın dursun.
  • 2788
    18 mart 2011 galatasaray fenerbahçe maçında en buyuk silahimizdir kullanmasini bilirsek.hatta ve hatta bu onerim ne kadar mumkun olur bilmiyorum ama rakip futbolculari ilk dakikalarda bir sok durumuna sokabilirsek,gurultuyle olsun gorselle olsun ustune futbolcularimiz bu dakikalarda bir gol bulabilirlerse degil galibilyet fark bile gelebilir.yok efendim artik dunyanin her yerinde statlar buyukmus,yok rakip futbolcular aliskinmis hikaye bunlar.statlar buyumus olabilir ama rakipte boyle buyuk bir statta boyle atesli bir seyirciye karsi oynamis kac adam var?kisacasi iyi organize olabilirse tribundeki renkdaslar takim da ahenge uyarsa iddia ediyorum sezonun en renkli ve belki nispeten kolay maci olabilir.
  • 2794
    ilk kez 18 mart 2011 galatasaray fenerbahçe maçıyla görme şansını yakaladığım ve kelimelerle anlatmanın mümkün olmadığını gördüğüm stadyum.
    yanlışlıkla kuzey üst tribüne çıkıp sahaya bakınca hissettiğim duyguları yazmam mümkün değil. akustiği olsun, atmosferi olsun her şey mükemmel.
    stadı bize kazandıranlara teşekkürü borç bilirim.
  • 2795
    açıldığından beri şuana kadar hiç maç kaçırmadım ali sami yen kompleks’inde. her geçen maç biraz daha hoşuma gidiyor. daha bir alışıyorum. zaten başka da bir alternatif yok. gitmekte dönmekte işkence gibi geliyor bazen, metro’da yaşanılan itiş kakış böyle modern bir yapıya yakışmıyor. tabiî ki ali sami yen’in yerini tutmuyor, bir sürü kişiye de soğuk geliyor bu yüzden. nedenleri arasında açılış olabilir ama ben öyle düşünmüyorum. başka bir açıdan bakmak olayı bir nebze de olsa aydınlatacaktır diye düşünüyorum.

    ali sami yen ilk yapıldığında mecidiyeköy’de ulaşımı zor, çok rüzgar alan şehrin dışında bir yerdi. aynı şeyleri yıllar önce yaşamış nesiller var yani. onlarda bizimle aynı dertleri aynı duyguları yaşadı eminim. ali sami yen’in bizim için önemi, içinde yaşadığımız başarılar, yaşanılan hikayeler, hüzünler, hani duvarlarının ruhu var diyoruz ya, hani adım attığında değişik duygular bürünür ya insan, bunun nedeni, bunları hissetmemizin nedeni bizleriz aslında. o ruhu ali sami yen’e biz verdik, bizler ve bizden önceki nesiller acılarımızla, sevinçlerimizle, büyük hayallerimizle harmanladık. hiçbir beton yığını durup dururken böyle duygulara vesile olamaz. benim için ali sami yen’den ayrılmak çok acı verici olduğu kadar gerekliydi. ne kadar üzerinde değişiklik yapılınca modernleşeceği düşünülse de en geç 10 yıl sonra yine aynı sıkıntılar yaşanacak ve zaman kaybı olacaktı. mecidiyeköy ve levent istanbul ve türkiye’nin iş merkezi haline gelecek, 10 yıl sonra şu anki yapıların hiçbiri olmayacak bence. bizim o karmaşadan çıkmamız gerekecekti bir şekilde.

    ali sami yen kompleks’inde 18 mart 2011 galatasaray fenerbahçe maçında soluduğum hava siz nederseniz deyin, ali sami yen statın da olanının daha yoğunlaştırılmış, daha bir modernleştirmiş haliydi. gol atıldıktan sonra yanan meşalelerin dumanları, çekilen üçlü, çim kokusu, zaten var olan ruhun daha da yoğunlaşmış olanıdır.

    evet oraya gitmek acı veriyor bu aralar, umutsuz yollara düşmeler, uzun yollar. ama ali sami yen statın da da böyle oluşmadı mı bu ruh. acılar insana çok şey katar, çok şey öğretir. acılar, dibe vurmalar beraberinde daha çok bağlılık getirir diye düşünürüm hep. ve bize düşen kalemize sahip çıkmak derim. daha çok benimsenmeye ihtiyacı var şuan galatasaray’ın yeni mabedinin. iyi bir yönetim iyi bir takımla bu stata gelen takımların ayak bağları çözülür eminim buna. bu statın yeni bir kültüre yeni bir ruha ihtiyacı yok, o ruh armada var zaten. artık bu saatten sonra hiçbir galatasaray’lının kendini bu stata soğuk hissetme lüksü yok.

    ben bu statı çok sevmeye başladım, en kötü günümüzde sevmeye başladım, en kötü sezonumuzda benimsemeye başladım. ruh çağırmaya gerek yok o ruh burada da mevcut. şu an yaşadıklarımızı ruha bağlamakta inandırıcı değil artık. yönetim biçimi ruhun sorunu olamaz. iyi bir yönetim, iyi bir takım, yeni hayaller, burayı cehennemin dibi yapar. ben bunu gördüm…
  • 2796
    18 mart 2011 galatasaray fenerbahçe maçını ertesi günü, gs tv'den bir kemereman arkadaş ile hasar tesbit için gittiğimiz güzel yuvamız.

    soyunma odaları, rakip takım tribünü, tuvaletler, lavobalar ve bilumum stadın her bir noktasını, stadın ışıkları kapalı olduğndan el feneri ile dolaştık. demek istiyorum ki her şeyden önce inine dibine harikulade bir stad. modern, şık, elit, konforlu, güvenli vs. herhangi bir kapıyı açmak için güvenlik görevlisinin yanısıra, kimlik tesbit cihazları, bir sürü arama tarama ıvır zıvırı gerekiyor. özellikle soyunma odaları bir hapishane misali. bir göz taraması koymamışlar o derece.

    stadımızın ebesini bellemişler bunu belirteyim. zaten maçtan son çıkanlar görmüş etmiştir belki.
    kırılmadık koltuk, sökülmedik hoparlör kalmamış. normelde mermerden olan lavobalar sırf fenerbahçeli dostlar tarafından zarar verilme ihtimaline karşın, çelik ile değiştirilmiş. - ki çelikleri de maafetmişler-

    her şeyi anlayabilirsiniz, taraftarın şuursuzluğu aşikar zira. ama rakip takım soyunma odasının rezil haline anlam veremezsiniz. tavanlar dahi sökülmüş vaziyette. verebildikleri zararı, ziyanı vermişler.

    - ayrıca her yer sarı lacivert pis çoraplar, sargı bezleri, bol miktarda çimen ve soslu makarna tabakları ile doluydu. böyle pislik görmedim. anneleri öyle mi öğretmiş, hiç adap görmemişler. insan devre arası vs bi yol bulur da bi yıkar onları. yirenç yea. -

    ardından moral bulmak için galatasaray soyunma odasına geçtiğimde ise moral motivasyon oldum sözlük. çok güzel lan. içi futbolcu dolu olmasa da, sağdan baros, soldan kewell falan geçmese de, aslında varmış gibiler çok enteresan. her şey beyinde bitiyor sözlük.
    bu arada bizimkiler ise pis fenerliler gibi yapmamış, tertipli tertipli yeyip içip masanın üzerine koymuşlar. aferim.

    not: bir sürü fotoğraf çektim ama sistemsel bazı komplikasyonlardan dolayı yayım..xdxd (size yalan borcum yok olm valla daha yayımlanmadı sebebini bilmiyorum)

    dip not: bi de bizim takımın soyunma odasından enerji içeceği aşırdım sözlük. bi içtim valla üf. o içeceklerle insan nasıl yenemez bi fener'i, aklım almıyo hani.
  • 2797
    --- alıntı ---
    ali sami yen spor kompleksi türk telekom arena’da tarihi bir galibiyet aldıklarını vurgulayan ali koç, şöyle devam etti: "yeni statta tarihte ilk galibiyeti almamız, ali sami yen stadı’daki son derbiyi de bizim kazanmamız iftihar yaratıyor. muhteşem bir stattı. stadın müthiş atmosferi ve baskısı, ilk yarıda takımımızın beklediğimizden kötü oynamasına neden oldu. bu stadı kim yaptıysa kimin emeği geçtiyse hepsine teşekkür etmek lazım. sadece galatasaray’a değil, türkiye çok büyük bir eser kazandırmışlar."

    --- alıntı ---
App Store'dan indirin Google Play'den alın