• 702
    mustafa doğan'la trt'de yaptıkları futbol ateşi programından beri takip ederim kendisini. o zamanlar bir spor yorumcusundan ziyade tribünden yayına çağrılmış birisi gibiydi ve her ne kadar beşiktaşlı olsa da alışılagelmiş spor yorumcusu tutumundan oldukça farklı olduğu için kendini izlettirebilen birisiydi. ancak kendisi zamanla bilgin gökberk vol2'ye dönüştü benim nazarımda. önceden de milletin lafını keserdi, ani çıkışları da olurdu yine ancak bugün geldiğimiz noktada çok daha etliye sütlüye karışmayan, "aman serdar ali bey ağzımızın tadı kaçmasın" kıvamına gelen birisi oldu çıktı. çok daha nötr, keskin yorumlardan kaçınan, arabulucu bir yorumcuya dönüştü. o ilk çıktığı agresif, lafını esirgemeyen adamdan, gerekli gereksiz sırıtan, içerisinde en ufak bir zeka belirtisi olmayan şakalar yapan birisine dönüştü.
  • 570
    lovren'e ettiği hakaret ve dünkü gereksiz atarı yüzünden kendisine duyduğum saygı bitti. oysa ki kendisinin çıktığı programları özellikle ters köşeyi severek takip ederdim. ne kadar nefret etsen de sevmesen de bir insan için kaza yapsın ama ölmesin, sürünsün yorumu yapmak nasıl bir insanlıktır. şimdi senin tribünden çakmak benzeri şeyler atan taraftardan ne eksiğin kaldı.

    televiyzon başında bir taraftar olabilirsin orada futbolcuya sövebilirsin. fakat televizyona çıktığında sen binlere seslenen ve o binlere örnek olması gereken bir yorumcu ve futbol izleyicisi olmak zorundasın.
  • 571
    ruhsal problemleri olduğunu düşünüyorum.

    abartı bulacaksınız ama şu acun'daki murat şef de bunun gibi hareketler yapıyordu.
    dış görünüşü ile ilgili kompleksi olması bile kilit bir nokta.

    çok ağır bir travma geçirmese de, sinirsel, ruhsal ve psikolojik sorunları olduğu aşikar.
    önümüzdeki yıllarda "karısını dövdü" haberleri çıkarsa kimse şaşırmasın.

    not: futbol aklı da 90'larda takılı kaldı maalesef, gelişime kapalı.
  • 701
    vole’de yayımlanan derbi challenge videosunda larsen-sacha boey karşılaştırmasında yaptığı yorumlarla güldürmüş yorumcu.

    larsen’i bilmesek inanacaktım. hız, tempo, dayanıklılık konularında toplamda larsen’i sacha boey’den daha iyi bulmasına şaşırmadım, güldüm valla.

    bir yorumcuda, bu sporu yorumlayan sıradan bir insanda dikkat ettiğim ilk özellik fizik kaliteden anlayıp anlaması. ya sacha boey’in tek numarası atletizmi ve sen bu konuda larsen’in daha iyi olduğunu iddia ediyorsan bu sporu bilmiyorsun demektir hocam. boey’in quadriceps’lerine baksan farkı anlarsın zaten. *

    komedi yorumlar ya. hangisi iyi topçu başka mesele ama kabak gibi ortada olan fizik kalitenin tespit edilememesi bambaşka mesele.
  • 409
    ali ece, türkiye'de futbol yorumcusu sınırlarına hapsolan bütün tv papağanlarının toplamından daha fazla bilgiye, donanıma ve isabete sahiptir. uğur meleke'yi hemen peşinden saymazsak futbol dünyasına haksızlık etmiş oluruz.

    ali ece'nin futbolcu portföyü, takım ve sistem bilgisi ve donanımı diğerleriyle asla kıyaslanamaz. fikret orman'ın transfer etmek istediği istisnasız tüm futbolcular hakkında ali ece'nin fikrini aldığı da sır değil.

    bu demek değildir ki ali ece yanılmaz ya da eleştirilemez. tabi ki herkes gibi insan olan ali ece'nin de yanılma payı vardır. futbolcular ya da teknik direktörler hakkındaki konuşmaları ve fikirleri %90 isabetliyse, %10'da isabetsiz olabilir bunda yadırganacak bir şey yok.

    ali ece'nin en mükemmel tarafı, bir fikir beyan ederken onu gerekçeleriyle ortaya koyması. öyle mükemmel bir donanımı var ki hemen değerlendirmesini yapıp şu şu şu nedenle isabetlidir ya da isabetsizdir diyebiliyor. diğer yorumculara dikkat edin asla gerekçe göstermezler. ben böyle düşünüyorum deyip bağlarlar. peki gerekçelerin nedir deyince, gerekçe merekçe yok benim kanaatim böyle deyip bağlarlar ya da sokaktaki çocukların bile söyleyebileceği yüzeysel anlamsız gerekçeler gösterirler.

    ali ece'ye bir futbolcu sorunca, o futbolcunun oynadığı tüm takımları, varsa geçirdiği sakatlıkları, yaşadığı sorunları tamamen size sayıp dökebilir. biz ise hemen google hazretlerine koşup bilgi sahibi olmaya çalışıyoruz.

    çok uzattığımın farkındayım ama, ali ece sneijder hakkında bir şey söylüyorsa mutlaka gerekçelerini de söylüyordur. örneğin en son izlediğim bir programda şöyle diyordu. "sneijder başka bir takımda oynasa bugünkü şartlarda kaça alabilirsiniz. örneğin r.v.persie yıllık 6 m euro'ya alındı, bonservisine de 7 m euro verildi. alındığında da 32 yaşındaydı. bu şartlarda sneijder'e kaç para verirdiniz? işte böyle soruların cevabını bulmak mümkün değildir.

    sneijder'in bugün tartışılmasının tek nedeni beceriksiz yönetimdir. dirayetli ve futbol aklı olan bir yönetimimiz olsaydı şimdiye kadar çoktan bitirmişti bu tartışmaları.
  • 773
    30 eylül 2023 cumartesi günü ankaragücü'nü içerde yendikten sonra 3 ekim 2023 salı günü ingiltere deplasmanına manu ile oynamaya gittik. 1 gün dinlenmedik adam akıllı. dönüşte 7 ekim antalya maçına deplasmana gittik.
    herkes bjk maçına takılmış ancak bizim full tempomuz bu şekildeydi.
    acaba bu maçlarla ilgili bir tasarrufu oldu mu bu arkadaşın?
  • 254
    an itibari ile ntvspor'da fatih terim'i elestirmis, ozet olarak artik gazla degil matematikle calismaliyiz demistir.

    ozellikle laf arasinda demiroren'in son aciklamalariyla ilgili olarak "galatasaray tff'nin ezeli rakibi mi anlamiyorum, en alakasiz zamanda galatasaray ve yonetimine laf soyleniyor." tarzinda bir soz soyleyerek yildirim demiroren'e giydirmistir.

    ntvspor'da boylelerini bulmak zor.
  • 610
    siyasi görüşünü tweet atarak kanıtlamak zorunda olmayan yorumcu. bence kendisinin bu konudaki fikirleri az çok tahmin edilebilir ama konumuz bu değil. zaten kendisinden çok daha popüler onlarca insan hashtage destek vermişken farkındalık yaratmak bir problem de değil artık. buna rağmen kim tweet atmış kim atmamış muhabbeti yapıp bilip bilmeden insanları fişlemenin her fırsatta "15 temmuz gecesi nerdeydin?" diye soranlardan pek bir farkı yok bence.
  • 611
    vay arkadaş son gelişmelerle ilgili tweet atmamış kişidir.

    ne hakla atmaz, düzenin insanı, yanar döner, haksızlığa karşı duramıyor, demek ki korkak da.

    demek ki neymiş, yok aslında birbirimizden farkımız, akplisi chplisi, dindarı laiki hepimiz cadı yakmak, insan fişlemek peşindeymişiz.

    edit: ben de atmadım tweet mweet. tweeter hesabım bile yok açık mert korkusuzca.
  • 591
    pop art hareketinin önemli isimlerinden andy warhol demişti: "bir gün herkes 15 dakikalığına ünlü olacak."

    20. yüzyıl ortalarında bu sözü ederken işin bu noktalara geleceğini mi düşündü bilinmez. ancak network'den yola çıkarak; ulaşılamayacak hiçbir şeyin kalmayacağını ve dolayısıyla herkesin-her şeyin "bilinir" olacağını -doğal olarak- meşhur da olmuş olacağını öngörmüş orası kesin. meğer yolu sosyal medyaymış, önemli değil.

    herkes her şeye ulaşabilir olunca, hele ki sanal bir mecrada kendin değilmişcesine olunca; yeni toplum kuralları, yeni hukuk anlayışı kısacası yeni dünya düzeni kurmak gerekiyor. ahlak gibi, etik gibi kavramları yeniden dizayn etmek; "uyarlamak" gerekiyor.

    her şey iletişim ile başlıyor. düşünmek bile insanın kendisi ile olan iletişimidir der sfard. önce kendinle iletişiminden yola çıkarak, karşılıklı iletişimi tanımlayacaksın daha sonra buradan hareketle kitlelerle olan iletişimi tanımlayacaksın.

    burada iletişimin son halkası kitlelerle iletişimden söz edeceğimiz için diğer ikisini referans alarak kitlesel iletişimi tanımlamaya çalışalım hızlıca. teknolojik sırayla yazılı, işitsel, görsel, internet iletişim yöntemleri karşımıza çıkıyor. bununla beraber edebiyat, müzik, resim, sinema gibi iletişim türleri meydana geliyor. iletişim söz konusu olunca haber alma, verme gibi propaganda gibi iletişimler de söz konusu oluyor. her türden iletişim için medya organları olduğu gibi son dönem için de internet ile beraber sosyal medya kavramı doğuyor.

    internet içerikleri ve materyalleri daha çabuk ulaşılabilir ve daha çeşitli olduğundan daha fazla içerik üretimi söz konusu. üstelik herkesin kitlesel iletişim gücüne sahip olabileceği bir mecra. 3 yaşında bir çocuğun yaptığı paylaşım binlerce insana ulaşabiliyor. böylece warhol'un dediği gibi 15 dakikalığına ünlü olabiliyorsunuz.

    yalnız içerikler o kadar çok, üretim o kadar fazla ki ne yaparsanız yapın hakikaten 15 dakikalığına ünlü olabiliyorsunuz. hızlı üretim hızlı tüketim anlamına geldiğinden 15 dakikada tüketilip bir sonraki tüketime doğru yöneliyorsunuz.

    hızlı ulaşılabilirlik bazı etik sorunları da beraberinde getiriyor elbette. malum her şey birbirini tetikliyor ve bu yeni dünya düzeninde her olguyu yeniden tanımlamak gerekiyor. böyle bir dünyada iletişim nasıl olmalı? herkes her şeye ulaşabildiği için herkes herkese istediği cümleleri sarf edebilmeli mi mesela?

    örneğin tanımadığınız bir insana sırf sosyal medya ile ulaşabiliyorsunuz diye "çok içme demedik mi ehe ehe" diyebilir misiniz? veya ben burada yazarım diye bir başka yazar gelip bana "bir bok bilmiyorsun" deme hakkına sahip mi? yoksa ben sosyal medya hesabına sahip olduğum için, beni takip eden herkesin bana tanışıyormuşuz gibi davranma hakkı var mıdır?

    ne münasebet canım, sırf bana ulaşabildi diye "sen de bu kadar içme" gibi laubali bir ifade kurulabilir mi? e peki kurulamaz mı? kurulursa ben de ona "sen ne boksun" diyemez miyim örneğin?

    eski dünya düzeninde sanatçılar vardı televizyonlarda. seyirci başımızın tacı diyorlardı. neden? bir kurumu temsilden, sanatın topluma yön vereceği hissiyatından, o işten para kazandığından vs...

    kişisel bir kitle iletişim organından bir başkasının kişisel ekranına ne hakla tecavüz edebilirsin ki? zorla mı takip ettiriyorlar seni? peki o yorumu yapan arkadaşın amacı ne? iletişim kurmak mı, ali ece ile sohbet etmek mi. nedir yani derdi? bir derdi var ise kendi sayfasından kimsenin haline vaktine sıhhatine tecavüz etmeden istediğini paylaşabilir o halde. ha yine dediğinde bir şey yok ise desin diyeceğini. ama sonra muhatap aldığın kişi sana çıkıştığında o kadar da şaşırmamak lazım.

    hele ki ali ece benim için bitmiştir tarzı ifadeler, ben zaten demiştim ne mal olduğunu biliyordum zatenciler, koyunun olmadığı yerde çelebidir diyenler, sevdik diye g.tü kalktıcılar (favorim bunlar) bu ülkenin komple psikolojik vaka olduğunun kanıtıdır. neyin hıncını alıyorsunuz? ali ece midir sizin hayattan hıncınızı alacağınız enstrüman. eleştiriyi eleştirmekten gerçek durumu anlatamaz hale geldik.

    takipçisiyle 15 dakika sonra unutulacak anlamsız bir atışma yaşamış, doğru iletişim becerisi gösterememiş, profesyonellik gerektiren bir mecrada insani bir tepki göstermiştir. bu sebeple -her şeyi çok hızlı yaşadığımız için- bir anda kendisi nefret objesi haline gelmişse bile ardından bir sürü konuşulacak toplumsal olay zuhur etmiştir.
  • 551
    https://twitter.com/.../1083135855303294981

    çok terbiyesiz ve saygısız bir çıkış olmuş. kendisine yakıştıramadım diyemeyeceğim çünkü sonuçta adam beşiktaşlı ve romantizmi biraz fazla barındırıyor bünyede. bu tip duygusal, romantik, geçmişte yaşayan insanlar ruh hali açısından oldukça dengesiz hareketler sergileyebiliyorlar.

    vakti zamanında bizim taraftarın bile bayıldığı youtuber. şu ülkede haddinden fazla beğeni toplayıp da havalanmayan bir allah kulu yok.
App Store'dan indirin Google Play'den alın