resim
Alex Nicolao Telles
Takım:Botafogo
Mevki:Sol Bek
Yaş:33
Boy:1.81
Uyruk:Brezilya
  • 2901
    cok net hatırlıyorum bizde oynarken herkes bok atıyordu. yok savunma yapmıyor yok sut atmıyor. fena olmayan bir paraya gidince de göbek attı cogu kisi.

    lan simdi noldu da bu adam kral futbolcu oldu? savunma yapmasını bilmeyen lakin hücum etkinligi olan bir sol bek iste. kesinlikle ingiltere liginde yapamaz. kevgire cevirirler bulundugu kanadı.

    kendisini severim o ayrı.
  • 2902
    savunma - hücum yönünü bilemem ama insani değerleri belli ki üst düzeyde olan oyuncu.

    çok iyi fiyatlara, çok iyi takımlara transfer olacağı konuşuluyor ancak çocukta bir gram şımarma görmedim. portekiz'de "sezonun en iyi futbolcusu" seçildiği günün ertesinde, galatasaray taraftarları'na saygılarını sunuyordu twitter'dan tüm samimiyetiyle. porto'nun şampiyonluğunu kutladığı anda bile "fener ağlama" tezahüratıyla selam gönderdi bize. her sevincimize, her üzüntümüze ortak oldu, yalan yok. halbuki biz bunların çeyreğini bile göremedik, takımdan ayrılmış evlatlarımızdan.

    naçizane bir galatasaraylı olarak kendi adıma sonsuz teşekkürlerimi sunarım kendisine, öncelikle armamıza duyduğu saygı ve taraftarımızla kurduğu gönül bağı için.
  • 2903
    genç oyuncuya kıymet vermenin ne denli önemli olduğunu kanıtlayan bir diğer eski oyuncumuz. şu an kendisinin 35 milyon euro'ya liverpool'a gideceği konuşuluyor. eğer gerçekleşirse bu transferden kazancımız 2,7 milyon euro olacak. adamı satalı kaç sene geçti, hala ekmeğini yiyebiliyoruz. çünkü genç, potansiyelli ve belli bir seviyenin üstünde. ayrıca doğru bir anlaşma ile satışı gerçekleşmiş. bu yaz* buna benzer transferler yaparak geleceğimizi hem sportif hem de maddi olarak kurtarabiliriz. diğer genç olup para kazandığımız isimler;

    (bkz: armindo tue na bangna bruma)
    (bkz: jose rodriguez martinez)

    ekleme: bu arada geçtiğimiz günlerde evlendi. güzel eşiyle mutluluklar dilerim.
  • 2904
    uzun bir aradan sonra ilaç gibi gelen, ama önünde pek de defansa gelmeyi sevmeyen oyuncularla* *oynadığından performansı düşük görülmüş eski ofansif sol bekimiz.

    3-5-2 oynayan takımlarda çok önemli işler başarabileceğini düşünüyorum. ayrıca dörtlü defans dizilişiyle oynayan takımlarda defans önü çapa bulundurulan taktiklerde de başarılı olacaktır.
  • 2921
    karakter..evet safi karaktermişsin sen be kardeşim alex. ilk geldiğin dönem, dğer transferlerin yanında en çok sana inanmıştım. inandığımın belki yarısı kadar oynadın bizde ama nazarımda 'galatasaraylılık' denen o şuuru kaptın bizden, o bana yeter.

    emre çolaklar, arda turanlar,buraklar vs. kalmayacak geriye, sen ve senin gibi olanlar, yani ciğerimize soktuklarımız, yani sino'lar, drogba'lar, melo'lar, poldi'ler,elmander'ler,ujfa'lar ve allah geçinden versin muslera'lar kalacak aklımızda!
  • 2922
    mancini döneminde transfer ettiğimiz eski oyuncumuz. kendisi bize gelirken uçağını canlı olarak takip edenlerden biriydim, yıllar sonra gerçek bir sol bel gelecek diye seviniyorduk. ilk maçında ki ve sonra chelsea maçında ki performansları bizi çok heyecanlandırmıştı fakat savunma yönünde ki eksiklikleri de bir o kadar üzmüştü. zamanla düzelir diye sabrediyorduk derken hamzaoğlu kendisini yolladı ve ordan kendine yeni bir kariyer çizdi. şimdi baktığımızda istenilen bir sol bek olduğunu ve kendini çok iyi bir şekilde geliştirdiğini görüyoruz. kendisi de hala bizi unutamamış ki porto'da ki şampiyonluk gecesinde bizi andı. yolu açık olsun.
  • 2923
    scout ekibimizin başarılı transferidir. yirmi üç ocak iki bin on dörtte galatasarayımıza, on iki temmuz iki bin on altıda galatasaray' ımızdan porto takımına transfer olmuştur. bu ikisinin arasında bir yerlerde de inter takımında kiralık olarak forma giymiştir.

    ancak kendisine "başarılı " dedirten performansın değerini biz değil başkaları bilmiştir. bunun sebepleri çok çeşitli sıralanabilir. özellikle yabancı kontenjanı saçmalıkları, ligimizin kalitesi ve galatasaray' ımızın kendi içindeki hem teknik direktör hem de takım performansıyla ilgili istikrarsızlık başlıkları uzun uzadıya anlatılabilir. anlatılmıştır da. lakin ben bu tarz futbolcuların takımımızda, gittikleri takımlarla kıyaslandığında, daha başarısız olma sebeplerinden veya potansiyellerini tam olarak ortaya koyamama sebeplerinden olan konu başlıkları içerisinde, en bizimle alakalı olan boyutuna değinmek istiyorum: taraftar boyutu.

    ülkemizde "sırtlan" olarak nam salmış menajerler bulunmaktadır. herkesin malumudur artık bu sırtlan menajerler. bu sırtlan menajerlerin, basında çalışan ve yine sırtlan türünden gelen genel yayın yönetmenleri, yorumcular ve gazeteci demekten utandığım envayi çeşit mertebeden, çok çeşitli arkadaşları vardır. bu sırtlan menajerler, kendilerinin pay alamadığı, erişmeye çaplarının yetmediği(u: ya keşfedemediklerinden yada futbolcunun menajerlik şirketiyle anlaşamadığından yada kendi içlerinde diğer sırtlan menajerlere oyuncuyu kaptırdıklarından) futbolcuların, transferinin gerçekleşmesinden hemen sonra, "kötü futbolcu" olduklarıyla ilgili, sistematik olarak, olumsuz haber yaptırmaya başlarlar. basın-yayın organlarında konuşan arkadaşlarını o futbolcuyla ilgili olarak "yeteneksiz" "yetersiz" "x takımın futbolcusu değil" tarzında (oyuncunun içtiği suyu da hesaba katarak yaptığı maliyet tablosunu görsel şölen içeren sunumlar hazırlayarak) konuşmalar yapmaya sevk ederler.

    buraya kadar hikaye bilindik ve tahmin edilebilir ve hatta anlaşılabilir...

    ancak;

    buradan sonrasını hiç bir şekilde anlayamıyorum. anlasam da anlamıyorum...

    bu noktadan sonra bizim güzide taraftarımız bu tarz haberlere, ulaşabileceği tüm kanallardan, reaksiyon vermeye başlıyor. kimisi habere fanatik* bir şekilde katılım gösterirken, kimisi de bu fanatik arkadaşların inadına olacak şekilde katılmıyor ve hatta haberde ne söyleniyorsa tam zıttını savunuyor, olmayacak futbolcuyu "yüz elli milyon mk" mertebesine çıkarıyor.

    bunu gören diğer basın yayın organı çalışanları*, her gün spor, daha doğrusu futbol haberi yapmak, yazmak, sunmak ve yorumlamak zorunda olduklarından dolayı, ilgili futbolcuyla alakalı tartışmaları köpür köpür köpür köpürtüyor. bu vesileyle haberler daha fazla sayıda taraftara ulaştıkça tabii ki daha çok kişi tepki veriyor ve o futbolcu hakkında, küfürleşmeye varacak düzeyde, tartışmalar çıkıyor. futbolcudan nefret edenler ve futbolcuya aşık olanlar olmak üzere iki grup oluşuyor.

    bence bu hikaye tanıdık...

    sezon başında damarlı başkanımız* takımdan ayrıldığında bunu bize yaptılar arkadaşlar (bkz: younès belhanda). bruma ilk geldiğinde de yaptılar. linnes' e(u: ta ki fatih terim gelene kadar. ki bu süreçte harika oynamasaydı basında çoktan kurtulmaya çalıştığımız oyuncular listesine girmişti.) yaptılar. ve tabi ki şuan başlığında bulunduğumuz alex telles'e de yaptılar. tek çırpıda bunlar geliyor aklıma. isimler pekala arttırılabilir. belki içinizden sayıyorsunuzdur hatta sizde.

    galatasaray'ımız ekonomik anlamda zarar etmedi alex telles' ten... bruma' dan da etmedi. belki linnes' ten de etmeyecek. hatta belki kar edecek mantıklımsı bir satıştan. ancak hakkında "chelsea" gibi premier league' de şampiyonluk hedefleyen bir takıma transferi konuşulan futbolcuysa mevzu bahis, kardan zarar ettiğimizi rakamlarla da göreceğimiz günler maalesef yakındır...

    çok havada kalmasın sırtlan menajerler konusu;
    bu süreç bu sırtlanların "benim dediğim olur" mesajını istedikleri mertebelere iletirken, senin kalbini verdiğin, her ortamda düşünmekten imtina etmediğin, içinden söküp atamadığın ve artık tıpkı kalp gibi karaciğer gibi o olmadan yaşayamacağın güzide parçan kendi elinle ve kendi futbolcun üzerinden yıpratılmış oluyor.

    sana ne oluyor, bize ne oluyor peki...

    "maşa", "araç", "aracı", "vesile" olarak bulunmuş oluyoruz hadisede...

    zarar yine sadece galatasaray' a. yani sadece galatasaray' a gönül verenlere. zarar yine kendi topuğumuza...

    edit: minik kelime düzenlemeleri...
App Store'dan indirin Google Play'den alın