resim
Adnan Polat
Görev:Başkan
Takım:-
Yaş:72
Uyruk:Türkiye
  • 3114
    “ortada şeffaflık yok. dağıtılan raporlar durumun pek de iç açıcı olmadığını gösteriyor. borç tanımında da sıkıntı var. çünkü borç ve yükümlülükler diye ayrılıyor. ben borçları tüm sporculara olan borçlar, g.saray’a mal ve hizmet satanlara olan borçlar, bonservis bedelleri, sponsorlardan, kombine satışlarından alınan avanslar, banka kredileri gibi görüyorum. bu yüzden borcun bir milyarın üstünde olduğunu düşünüyorum. alacaklarda çok net değilim.

    ama alacak ile borç ödenmeyeceğini de biliyorum. gelecek 3 senenin kombineleri satılmış. 2014-15’ten sonra gelirin 100 milyon doları geçeceğini düşünmüyorum. giderleri ise 200 milyon dolar civarında. haliyle de kulübün önümüzdeki yıllarda sıkıntılı bir dönem yaşayacağını düşünüyorum.”

    ondan sonra neden kızıyorsun. gelecek 3 senenin kombineleri nasıl satılmış adnan bey ?

    var mı aramızda 3 senelik bir kombine duyan gören ?

    tutturdular bir 3 senelik kombine mk. nerede amk bu kombineler. kimler alıyor bizde alalım mk.
  • 2027
    galatasaray ile ilgili en büyük hayal kırıklığımı bu adamla yaşadım ben, canaydın fiyaskosundan sonra bu kulübe ilaç olabilecek tek adam olarak görüyordum kendisini ama şimdi sessis sedasız bir an önce defolup gitmesini ve bir daha da adını hatırlatacak birşey yapmamasını umuyorum. manchester zaferleri, 20:45ler, televizyona çıkıp galatasaray için para toplamaları hepsi mazide kaldı. haldun üstünel gibi futbol vizyonu olan, cemal özgörkey gibi pazarlama vizyonu olan yöneticilerle yaptıkları büyük işler mazide kaldı. rijkaard, elano, keita, dos santos gibi adamları getirmesi mazide kaldı. açılış günü o kadar ezdirdi ki bizi tt arena bile mazide kaldı. elinde istifa edecek adam da kalmadı, üç gün önce gelmiş hagiye suçu yükleyip onu kovmaya kalkışsa bile artık kaçacak yeri kalmadı. bir an önce istifa etmesi, galatsaray kongre üyeliğini dahi bırakması ve adının bir daha galatasaray ile yan yana anılmaması için elinden geleni yaparak kendisini unutturması lazım.
  • 456
    şu an kendisinin başkanımız olduğundan bir kez daha gurur duydum.. şu saatlerde açıklama yapan * karşı yakanın başkanının saçma ötesi cümlelerini dinledikçe, ona olan saygım daha da çok artıyor...

    başarılı olduğu dönemlerde bile tavırlarıyla kendisinden çok kişiyi soğutabilen, hareketleri ve söylemleriyle kendi taraftarları açısından bile dalga konusu olabilen bir başkan aziz yıldırım'a karşı adnan polat bakış açısını, konuşmalarını, geleceği görüşünü düşündükçe mutlu oluyorum ve kendisine göstermemiz gereken desteğin üçle beşle çarpılması gerektiğini düşünüyorum...
  • 2163
    22 mart 2011 tarihinde katıldığı radyo programında, gelecek sene için transfer çalışmalarına başladık, kendimizi taraftara affettireceğiz demiştir.
    şimdi bu laf üzerine, vay adama bak çalışıyor dememiz mi lazım?
    senin takımında gelecek sene gidecek oyuncular belli mi? değil.
    senin takmında gelecek sene kalacak oyuncular belli mi? değil.
    hangi mevkillere as hangi mevkilere yedek oyuncu gerekecek belli mi? değil.
    teknik direktörün belli mi? değil.
    hepsi bir kenara yönetimde kalacağın belli mi? değil.
    yahu neye göre yapıyorsun transfer çalışmasını o zaman? sen mi teknik direktör olacaksın anlamadım ki.
  • 3178
    başkanlığı süresinde futbol takımını adnan sezgin ile birlikte yönetmiştir, mercan forma,mor forma galaticos palavra formalarını giydirtmiştir.

    transfer ettiği isimler;

    2008-2009;
    serkan kurtuluş, milan baros, alparslan erdem, yaser yıldız, fernando meira, morgan de sanctis, ferdi elmas, harry kewell.

    2009-2010
    caner erkin, abdulkader keita, elano, mustafa sarp, leo franco, gökhan zan, giovani dos santos, jo, lucas neill, ufuk ceylan.

    2010-2011
    ali turan, serdar özkan, mehmet batdal, musa çağıran, çağlar birinci, lorik cana, juan pablo pino, zvjezdan misiomovic, emiliano insua, emmanuel culio, bogdan stancu, colin kazım richards, yekta kurtuluş, robinson zapata.

    başkanlığı boyunca futbol takımını çalıştıran teknik direktörler; michael skibbe, bülent korkmaz, franck rijkaard, gheorghe hagi ve bülent ünder-cüneyt tanman.

    hiç bir zaman istikrarlı, sağlıklı dönem geçirememiştir, transfer politikası ve teknik direktör konusu zaten açık bir şekilde gösteriyor.
  • 1311
    türk telekom arenayı bile koltuğu kaptırmamak uğruna harcamayı göze alan başkandır kendisi.galatasaray futbol takımı daha sezonun onuncu haftası havluyu atmış, takımın bir tane hatırı sayılır hedefi kalmamışken, sen gidiyorsun kulüp seçime gidemeden yangından mal kaçırır gibi stadı üzerine yapmaya çalışıyorsun.bu stadın açılışı 2011-2012 sezonu başlangıcında adam gibi kadroyla, yeni bir heyecanla ve yepyeni hedeflerle olmalıydı.yarım yamalak ali sami yen kapanışı, düzensiz başıbozuk bir stad açılışı yapıyorsun.zaten herşey öyle acele ki, her şey öyle yarım ki neresinden tutsan elinde kalır...galatasaray spor kulübü için tarihi bir dönemi kendi şahsi koltuk aşkın uğruna resmen harcıyorsun..2 yıl öncesine kadar sana çok inanan bir taraftar olarak bu yaptıklarına akıl erdiremiyorum..ama şunuda söliyim senin "zengin kalkışı" vaktin geldi sayın başkan..umarım galatasarayımızıda yanında götürmezsin.
  • 112
    şuanki durumda olmamızın suçlulularını açıklamış gece gece beni rahatlatmış başkanımızdır.
    meira-skibbe-lincoln
    evet;
    1-skibbe: geldiği ilk günden itibaren galatasaray takımının büyüklüğünü anlayamadı. skoru bulurum üstüne yatarım anlayışını galatasaray gibi bir camiada uygulamaya çalıştı. her maç işkence şeklinde geçti. futbol falan hikaye oldu. buarada yardımcılarını da beğenmedi, çalışmam arkadaş ben bunlarla dedi. onları da gönderdi. evet bu yüzden suçluydu. geç kaldınız göndermekte doğru. daha başımıza neler açacaktı kimbilir. zira galatasaray kulübü futbol oynamayı unutabilirdi skibbe'nin 1-0 olsun bizim olsun anlayışı ile. kurtulduk çok şükür.

    2-fernando meira: evet ikinci suçlu. sezon başında gelirken yönetime aman ha sakın bir sağbek almayın orası defansın delik bölgesi olarak kalsın diye şart koştu. psikopattı çünkü hem kendi işimi yapayım hem sabrinin sezon boyu arkasına kaçırdığı adamları kovalayayım, açıklarını kapatayım istedi. tek iş ona göre değildi.
    her yeni ülkeye gelen futbolcu gibi 1 ayda adaptasyon sürecini tamamlayamadı. yeryüzündeki 6 ayda hala adaptasyonunu tam olarak tamamlayamayan tek oyuncu olarak tarihe geçti. ve antreman performanslarında kewell'ı keşfedip bu oyuncu kesinlikle en önemli uefa dönemecinde benim yerime stoperde oynamalı diye yönetime öneride bulundu. kewell varken ne haddime stoperde oynamak diye rusya'ya uçtu. evet o da suçluydu.

    3-lincoln:işte en büyük suçlu. başkan burda çok haklı.
    tarumar olmadan önce ligde de uefada da nereye kadar geldiysen altında imzası vardı. hücum dediğin kavramın başrolüne yerleşti. takımı sırtladı 6 ay boyunca. k* a* l* b* 'in tam ortasıydı. oynadı oynattı. öyle ki baros kendini buldu. yeri gelip tek maçlık şovlar da yaptı. takip edilmeyi bile göze aldı. 21 asist 9 gol gibi bir istatistiğe ulaştı. sadece bu değildi istatistiği. maç sonlarında görüldüki takımın en çok koşanlarından oluyordu çoğu zaman.
    ama sonra bülent korkmaz'a bu kalb'i boz gelir gelmez dedi. sistem, takım, futbol kalmasın 1-0 olsun bizim olsun dedi. beni de 2. forvet bilemedin forvet arkası oynat, al yanımdan ekürilerimi her birini bir dağa koy ki yeterince verimli olamayayım. ne de olsa 1-0 olsun bizim olsun dedi. hatta boşver hiç riske girme olur ya gol falan atarım oynatma beni, oturt kulübede en iyisi dedi. evet o da suçluydu.

    zaten lincoln kalkan, her suçu at kurtul. yık bütün suçları özellikle ona. sünger gibi çeker zaten o. at taraftarın önüne kurtul. radikal kararlar alacağız deyip bir türlü alınamayan kararlar bir tek lincoln konusunda hep başarıyla uygulansın. ha buarada boşver takıma hiç katkı yapmayanları, boşver formaya saygısızlık edenleri, takımda ayrımcılık yapanları, iki de bir kırılıp küsenleri boşver. onlar ne de olsa bizim öz evlatlarımız, has galatasaraylılarımız. yorulma at lincoln'nün üzerine bütün sorumluluğu kurtul.

    kimin umrunda zaten 2001 den bu yana çektiğimiz 10 numara özleminden, kime ne 10 nu ve futbolun güzelliklerini seyretmek isteyişimizden. sat lincoln'ü kurtul dertlerden, olsun her şey ak pak. aman canım ne yapacağız no-look pasları, top sektirmeleri 1-0 olsun bizim olsun.
  • 2935
    yanılmıyorsam, şu idari olarak ibra edilmediği genel kurulda " allah aşkına ben ne yapmışım, söyleyin." demişti. adnan polat ne yaptı: yanlış kararlarıyla sportif açıdan kaosa sürüklendiğimizden başta kendini kurtarmak için siyasilere yamanarak türk telekom arena' yı kullanıma açtırdı. artık nasıl bir yalamayla stadın yapımını hızlandırdıysa, toki başkanı, spor bakanı, başbakan gibi siyasilere galatasaray' ı ezdirdi. sırf güç gösterileri için bizim için yapılan statta siyasi parti toplantısı yapıldı. kulübümüz, taraftarlarımız cemaatçi diye etiketlendi. türlü aşağılamalara maruz kaldık. boynumuz eğildi ve bunlar bir türlü bitmiyor. son olarak stadımızı -gerçi bizim mi o da kesin değil- beşiktaş ile ortak kullanmaya zorlanıyoruz. yaptıklarınla ilgili daha birçok şey yazılabilir, ama sinirden aklımdakilere odaklanamıyorum.
  • 365
    büyük başkandır..

    seçilsin veya seçilmesin, bu adam galatasarayda tektir benim gözümde. lider nasıl olunur, cümle aleme göstermiştir. galatasaray için pamuk eller ceplere dedi, herkes çıkardı elinden geldiği kadar yardım etti galatasaraya. bazı beyin fukaraları bunu yazdı çizdi ama kimse umursamadı. neden? çünkü adnan polat tek başına bu kulübe cebinden para verip, kulübü sahiplenmedi. sahiplenenleri de biliyoruz, yazmayayım şimdi. adnan polat, kendisi kadar tüm galatasaraylıların bu kulübü sahiplenmesini ve yardım etmesini istedi. canaydına* destek olduğunda kızmıştım ama varlığı hep güven verdi bana. zaten onun yönetime girmesiyle bile galatasarayın çehresi değişmeye başlamıştı. her konuşmasında her demecinde akıl dolu ifadeler oldu. bazen sinirlerine hakim olamadı, bir başkandan çok, bir taraftar oldu. çünkü o bizden birisiydi. söylediği hemen herşeye canı gönülden katıldığım galatasarayımın büyük başkanı oldu.

    şimdi galatasaraylıların çok büyük kısmı bu adamı destekliyor. geçen sene o kadar transfere rağmen takım kaçıncı oldu? 5. bu sene dünyaca ünlü teknik direktör geldi, yine yıldızları topladık takıma kaçıncıyız? 2. şampiyon olur muyuz? belli değil. ama biz yine adnan polatın arkasındayız. çünkü biliyoruz ki bu adamın vizyonu galatasarayı çok daha ileriye taşıyacak, çünkü biz günlük başarıların değil, daimi zaferlerin takımıyız.

    önümüzdeki dönem de başkan kalmasını istediğim büyük başkandır.
  • 2876
    program boyunca iki kişiye iltifat etti ve yağ çekti, bir tanesi iett spor klübü eski futbolcusu, şu anki ak parti genel başkanı ve başbakan olan recep tayyip erdoğan bir diğeri de galatasaray spor klübü eski futbolcusu, şu an ak parti istabul milletvekili olan hakan şükür ...

    iltifat edip yağ çekip el üstünde tuttuğu iki kişide eski futbolcu, bu konuya dikkat çekmek istedim, yoksa siyasi bir gönderme bir tespit yok kesinlikle...
  • 3484
    (bkz: ne dediler/#2684208)
    kendisini ismi her aklıma geldiğinde "20.45lerle", "kapalı saat kaç?"larla, 92-93 sezonundaki tribündeki taraftar olarak bizden biri olan halleriyle hatırlamak istiyorum ama o verdiği gerekli gereksiz, yerli yersiz, genellikle yanlış zamanlamalı ve anlam veremediğim üsluplar içeren demeçlerle bizlere o anlamsız adnan sezginli kara dönemini hatırlatmakta ısrar ediyor...
    ilk defa kendisi ile anlamıştım ki her iki numaralı adamdan başkan olamıyormuş...
    asıl rahatsız eden ne biliyor musunuz; galatasaray'dan haklılığıyla-haksızlığıyla, kişilerden, yönetimlerden bağımsız gönlündeki camia olarak değil de sanki hasbel kader, zorla yöneticiliğini yaptığı bir apartman gibi bahsetmesi....
  • 2309
    galatasaray futbol takimi, tarihinin en basarisiz donemindeyken klubun basinda bulunan baskan.
    acikcasi sunu soylemek gerekir ki, bir baskan gelenekler yuzunden ibra edilip aslinda sevilmiyorsa ve orada kalmaya devam ediyorsa, aklimiza ihanet etmis oluruz.
    eger tuzuk, kongreye ibra yetkisi vermis ise, bugunler icindir. begenilmeyen bir yonetim, sorulan hesaplara cevap veremiyor ise, ibra etmeme hakki, bugunler icindir.
    gelenekler, akil yoluyla yapacagimiz islerin onune gecmemelidir.

    pek cok ilkleri yasadigimiz mevcut yonetim, bize baska ilkler yasatiyorsa, oturup dusunmelidir.
  • 3040
    11 şubat 2013 gecesi beyaz tv'de yayınlanan programda sedat doğan konuktu, malumunuz. programda kendisine bir soru sorulurken "...galatasaray eski başkanı faruk süren..." şeklinde bir ifade geçti.

    sedat doğan hemen itiraz edip, "bizde eski başkan yoktur, başkanlık yapan herkes başkandır, faruk süren de başkanımızdır." dedi.

    şu an adnan polat'a başkan demekten zaten imtina ederim, eski başkan demeye utanıyorum, galatasaraylı demeye bile çekiniyorum.

    kendisini tevfik fikret'i okumaya, fikri hür, vicdanı hür, irfanı hür olmaya, ali sami yen'i araştırmaya davet ediyorum, haddimse.
  • 3691
    kendisinin sadece fernando meira'yı satması bile galatasaray tarihinin en unutulmaz travmalarından birine zemin hazırlamıştır.

    (bkz: 19 mart 2009 galatasaray hamburger sv maçı)

    bir liderin arkasından yürürken yaptığı işlerin genel olarak olumlu anıldığı ancak liderliğe soyunmasının çuvallamakla sonuçlandığı eski galatasaray başkanı. kendisinin başarısızlığı ünal aysal ve fatih terim'li yeni bir yapılanmaya sebebiyet verecek ve üzerinden geçen 12 yılda tam 6 şampiyonluk görmemize bir anlamda vesile olacaktır. kendisinin her kulvarda 0 çekmiş yönetiminden sonra kazandığımız başarılar fernando muslera'nın dolabındaki madalya koleksiyonu üzerinden tespit edilebilir bu arada hahah.

    edit: minik bir ekleme.
  • 2377
    galatasaray şampiyonluk yarışında fenerbahçe’den 30 puan geriye düştü. taraftar ağlıyor, şanssızlığına yanıyor takımının. bir önceki hafta arena'da kaybedilen maçtan sonra kaybedilen efsanesine üzülüyor, tarihte ilk defa genel kurulun aldığı kararla teselli buluyor, kafalar karışıyor, maçtan, futboldan soğuyor. ve bitime 7 hafta kala işte bu sonuç ortaya çıkıyor.

    bu işe bakanlar, bu işten ekmek yiyenler ne yaptılar bu durum karşısında diye birkaç gün bekledim. bakalım beni şaşırtacak biri çıkacak mı diye. yok, arkadaş bu milletin mozaik olduğunu söyleyenlere bir ana avrat küfür ettikten, bu milletin mermer olduğuna bir kez daha iman ettikten sonra durumdan vazife çıkartarak hiç kimsenin önemli bulmadığı olayı daha bir derin!den deşmeye çabalayacağım.

    galatasaray’a gönül vermiş milyonlarca insan acaba gerçekten bu durumu hak etmiş mi. bu yarışta olması gereken puan farkı bumu. bu kadar insanın ağlaması önemli değilmi. normal mi olunmalı, eve gitmeli, piknik yapmalı, üniversite imtahinına hazırlanmalı, yoğun bakımda yatmalı, sıçmalı, televizyon seyretmeli miyiz?

    hiçbir şey olmadı mı lan senin için, büyük galatasaray'ın küçük başkanı ? suratında en ufak bir mimik yok. anamızın kim olduğunu bellediler, belleyenlere teşekkür ediyor. hiçbir şeye şaşırmıyor üzülmüyor sevinmiyor. bu adam nasıl zengin olmuş. türkiye’nin en zenginlerinden. en büyük makamlardan birinin başında. niçin, niye buradalar bu akil adamlar, ne çıkarları var?

    ey gök tanrı varsan ne olur aklıma mukayyet ol. beni, bunlarla aynı milletten, aynı dinden, aynı takımın taraftarı olmaktan kurtar.

    şimdi bu oynanan sporsa, ligse, yarışmaysa, sağlıklı yaşam için yapılan beden eğitimiyse ve en önemlisi bizim için kuruluş bildirgemizde yazılan başka ülkelerin takımlarını yenmekse. buysa amaç, özelde galatasaray’ın genelde tüm takımların başındakiler, oyuncular, taraftarlar bu işin federasyonu, hakemi, top toplayıcısı, hocası, basını, televizyoncusu, limon taşıyıcısı hiç biri ama istisna yok hiç biri bu işi bilmiyor.

    hayatında cim bom bom'um benim diye tezahürat yapmamış, deplasmanlara trenlerle gitmemiş, maç dayağı, köftesi, sucuk ekmeğini yememiş biri ne anlar futboldan.

    sen hiç 24 saat önceden stada girdin mi, takım son dakikada gol yediğinde ağladın mı, hayatını bağladığın bir maçta (kadıköyde 2–1 yenildiğimiz maç)yenildiğinde hastaneye kalktın mı? başkan ya da yönetici değilken takımın peşinden kutuplara gittin mi. sen allah bilir uefa kupası finalinde de yoktun.

    işi bilsen iki sezonda 30 tane ne olduğu belli olmayan hatta olan kazmalara koskoca galatasaray’ın formasını giydirip ceplerine de para koyar mıydın? kendi işletmelerine alsana iki senede 30 tane sözleşmeli müdür bir boka yaramadıklarını anlayınca da atarken versene eşek yükü tazminat.
    ben taa 40 sene önce oynayan nihat'ı, aydın'ı, tarık'ı, muzafferi hatırlıyorum 3 ay önce oynayan ali turan'ı yolda görsem tanımam. taraftar kafasını taşlara vururken, futbolcular kampta dövünüp uyuyamazken sen de federasyona hakemlere teşekkür ederken hiç hesap etmedin demi fener'i yenemeyeceğini. hesap etsen 750 liraya yapmazsın maça geliş bedelini.

    gelirler ya gelmezlerse de gelmesinler. futbol takımıyız biz, market değil. takım elbiseni giymişin maça yarım dakika kala koltuğuna oturuyorsun. ne zevk alıyorsun maçtan.
    niçin geliyorsun. tezahürat yapmazsın, gole sevinmezsin, mağlubiyete üzülmezsin, boynunda bir tane lisanslı ürün atkı yok kafanda şapka yok. merak ediyorum sen para verip forma aldın mı hiç. maça parayla girdin mi. adam kapalının ortasındaki 50 tane çapulcuyu galatasaray taraftarı sanıyor onlar ne derse onu yapıyor. onlara bedava bilet veriyor.
    kim belletmişse böyle bu işin raconu diye belletmişler. saymakla bitmez bilmediği şeyleri yazmak. şimdi ben başkan olsam diyorum ve galatasaray başkanını yazıyorum.

    mümkünse maçlara formayla gelirim yok eğer kahrolası talimatlar varsa da takım elbise zorunluysa boynuma bir atkı elime bayrak alırım. puromu galatasaray markalı çakmakla yakarım. en az iki yöneticiyi taraftarın içine formalı olarak gönderirim.
    onlarda en az benim kadar bağıracaklar. yok, bağırmıyorlarsa bağıranlardan yönetici yaparsın olur biter. her maç maçın tansiyonuna göre tribün görselliği yaptırırım. maça gelmeyi özendirici promosyonlar (özendirme)yaparım. 5 kere gelene 1 kere bedava misal. her koltuğa bir bayrak bir bere bir forma koy.
    korkma en ucuzundan, tek maçlık hatta tek anlık. takım sahaya çıkana kadar dayansın yeter. hakemi, gözlemciyi, federasyoncuyu ürküteceksin. teşekkür etme bırak işini yapsın. galatasaray maçlarına daha bir dikkat etsinler. kimseden sadaka istemiyoruz. ama korksunlar kardeşim bizden. kadroyu hocanın istediği gibi şişirmem. fazla futbolcu iyi değil. her maç oynayabilecek 18 kişi olsun yeter. yabancı futbolcuları alırken imtihandan geçir bakalım.
    önüne gelen milletten adam al, her adama tercüman ver o tercümanlar cirit atsın soyunma odasında en gizli bilgileri basına arkadaşına satsın. maç taktiğini satar lan o kadar adam.

    tek milletten al alacaksan ya da kimseyi alma. misal hagi türkçe biliyor bırak onun anladığı dilden anlayanları al fazla adam sokma içine sonra kontrol edemezsin. maçlara önce sen gel en son sen çık. taraftarı selamla onlara umut ver ışık ver. şu lanet ses sistemini çıkar devreden.
    ya da başındaki aptalı işten at. takım sahaya çıkıyor seyirci coşmuş pis bir marş çalar durur akortsuz. ne yapacaksan anket yap taraftarla paylaş. taraftar dediysek çapulcuyla değil türkiye geneliyle hatta dünyadaki tüm galatasaraylıların fikrini al. bunlar çok kolay internetten yapabilirsin bunları.

    uefa kupasını almışım super kupayı almışım. her yerde rakiplerin gözünün içine soksana. adam 6–0 ı marka yapmış. sende kupaları yap. dost gururla düşmen sinirle seyretsin. formaların bir koluna bir kupayı diğer koluna diğer kupayı koy.
    bütün ürünlerde olsun o marka. sanki her sene alıyorsun da önemsizmiş gibi. ha çok iyi biliyorum ama param yok. benden önceki başkan kötü transferler yapıp kasayı boşaltmış ben ne bok yiyeyim.
    bak şimdi ne yapalım. bir kere maça gelen insanların üstüne yıkılmakla bilet fiyatlarını şişirmekle para kazanılmaz. hatta maç biletini iyice ucuzlatacaksın. onların işi futbolcu gibi sıcak maç atmosferinde takımı motive etmek rakibi yıldırmak netice almaktır.
    üstüne para vermen lazımken onlardan para alıyorsun. geç, milyonlarca taraftar yatsın maça gelen 20 bin kişiyi düdükle, olmaz böyle şey. maça gelmeyi iyice özendireceksin ki en iyi 40-50 bin kişi maça gelsin. her maç stat dolu olacak. yaz yaz bitmez okuyanlar sıkılır. bunun için şu önerilebilir ki şu anki başkan ne yapıyorsa onun tam tersini yapacaksın.

    bunu düşünürsen bu yazıyı okumaktan da kurtulursun. ha bizim bilmediğimiz ticarethane işini yapıyordur belki adam. belki para kazanıyorlardır, belkisi fazla borç ödüyorlarmış. yani süper kupayı uefa kupasını borç almışlardı ya onu geri verecekler.
    tüylerimizi diken diken eden o büyük maceralara ne olacak. onları da geri al bakalım alabiliyorsan belki o zaman şanlı takımın borcu kalmaz sende tarihe para kazanmış kupa kaybetmiş başkan olarak geçersin. ya devlet başa ya da kuzgun leşe.

    tribünlerde desibel desibel götünü yırtmış büyük taraftar seç bakalım hangisi. ya zengin bir takımın olacak ya da avrupa şampiyonu. ikisi birden yok. ne kadar ekmek o kadar köfte.
    şimdi soruyu sorma vakti geldi taraftara. bu başkanı seven var mı yok mu? işte budur. öyle bir makamda bulunacaksın ki seni kimse sevmeyecek. usame bin ladini bile seven var be. işin içine sevgiyi sokamazsan gerisi boştur. peki dedik ya baştan bütün bunlar bir spor mu? bu yapılanlar yapılamayanlar bir yarışmamı sahiden.

    bu maskaralığın adı spor değildir ve bizim ülkemizde daha uzun yıllar asla olmayacaktır. futbolun getirisinin mafya tarafından uluslar arası şebekeler tarafından keşfedilmesinden sonra bu işe spor diyenlerde bu işi bilmeyenlerdendir.
    hele enternasyonal şebekeler için bizim lig arayıp bulamayacağın ligdir dünyada. çünkü 3,5 takım vardır. hatta beşikataşı bile saymayabilirsin. galatasaray’la feneri kapıştırmaya bile gerek yok. onlar para pul almadan 100 yıldır kapışıyorlar. senin bu ateşi harlandırmak için bir şey yapmana gerek yok. başka takımlar figüran rolünde.

    bu oyun değil pazardır. spor değil organize çete işidir. sıradan taraftarın yapması gereken fazla kafa yormadan sevdiği takımın maçına gitmek, formasını şapkasını satın almak, galip gelindiğinde sevinmek, mağlup olunduğunda spordur deyip üzülmemek, şampiyonluk sırasının kendi takımın gelmesini beklemektir.

    peki, bir ton idareci var. onlar niye var. hiiç, ali sami baba kulübü kurarken bir tüzük yazmış. ne bilsin seneler sonra bu işin gül baba mahallesini aşıp sibirya bozkırlarına ümit burnuna kadar gideceğini. demiş ki 10 15 kişi lazım. biri gider forma alır, biri ayakkabı, biri yazı yazar, biri maç organize eder. herkesin bir işi varmış o zamanlar.
    şimdi sayın başkanım demektir tek işleri. ben diyorum ki yazı yazmaya bile değmeyen bir şebekedir yönetim kurulu dediğiniz kravatlı monşerler. idareci olmasalar maçlara bile gelmezler. gelmesinler zaten.

    geldik teknik kadroya. onlar biliyorlar mı bu işi peki. dün giden galatasaray hocasından başlasak mı? önce şunu net yazmam gerekir ki hem oynarken hem hocayken hagi benim için futbol konuşuldukça kalbimi yerinden söktürecek, futbol bir sevgiyse hepsini ona verebileceğim ve son nefesine kadar takımın başında görmek isteyeceğim efsanedir. hagiye futbolu bilmiyor demekle alberto ainstaine fizik bilmiyor demek arasında fark yoktur. iş futbol olsa hagi için kolaydı hoca olarak ta heykelini diktirmek. nitekim işi futbolken diktirmişti.

    ama oyun futbol değil ki zavallı ne bilsin. az buçuk vatandaşı lucescu olmadığını dillendirir olmuştu da dayak yemiş kovulmuştu. tek bir şeyi kendisine sormak isterdim. ama sormayacağım biliyorum ki benden iyi bilir. o zaman ikinci şık geçerli. istemiyorlar.
    galip gelmesini istemidiler onun. yoksa hayatını duran toplara vurarak kazanmış. bir maçta en kötü takımın bile 5–10 duran top kullandığı bir oyunda haginin serbest vuruşta, kornerde, penaltıda topun başına gönderecek bir adamı olmaz mıydı? bir atış politikası yok muydu? vardı. o da aman ha atmayalım üzerineydi.

    hagi salakmı ki kaleye 20 metre mesafeden kullanılacak topa her seferinde başkasını göndersin. o sandı ki kurgumu yaparım, takımı hazırlarım, futbolcular salak değil ya salak mı yoksa dediklerimi yaparlar ben bu maçı alırım. bok alırsın hagi bok alırsın. burası bizim ülkemiz aslanı kediye böyle boğdururlar işte. nankörler diyarıdır burası attığın, attırdığın golleri biz unuttuk. sen de bizi unut.

    güle güle adnan polat, elveda hagi,
App Store'dan indirin Google Play'den alın