• 475
    oturulan koltukta mı bir sorun var onu anlamaya çalışıyorum. cenk ergün, ibrahim hatipoğlu ve kendisi. gelenin gideni arattığı mistik bir pozisyon. hepsinin ortak noktası maalesef kendi reklamlarını yapma hırsları. bu üçlüden en iyisinin cenk ergün olması ise ayrı bağırttırıyor.

    cenk ergün en azından 2-3 milyon fazla sıkıyordu ama alıyordu futbolcu. bunlar daha getirdikleri 18 yaşında çocuğu bitiremeyen basiretsizler.

    galatasaray sizin kendi reklamınızı yapacağınız bir yer değil.
  • 476
    hamasi bir dil kullanan ve sürekli başkanımızın, kıymetli başkanımızın, saygıdeğer başkanımızın talimaylarıyla diye cümleye başlar kendisi. bulunduğu konum itibariyle hatipoğlu da böyleydi. çünkü önlerinde erden timur örneği var. parlayan cortluyor.

    nitekim bence de başkan özbek’in haberi olmadan hiçbir şey yapılamaz kulüpte. kavukçu da gitse bir şey değişmez.

    hoca ayrı oyuncular ayrı yalnız başına kalıyor medya ve trollere karşı.

    amca oğullarına karşı sevecen ama evlatlarına karşı terso bir baba figürü gibi hissettiriyor bana başkan özbek. aslında her şey çok aşikar görünüyor. sistemi komple değiştirmemiz lazım.
  • 291
    sorun kendisi değildir aynı şekilde ibrahim hatipoğlu ve cenk ergün olayında da olduğu gibi. galatasaray gibi bi' kulübün kaderi oradaki kişisinin bireysel başarına ile kişisel becerisine dayalı olmaması lazım. organizasyon şeması hatalı. liyakata ve profesyonelliğe dayalı sistem şart. yoksa abdullah gider hamdullah gelir çok fazla bi' şey değişmez.
  • 319
    transfer sezonu nerdeyse bittiğine göre artık söyleyebiliriz ki başarısız bir yöneticidir. getirdiği isimler çok marka isimler fakat o isimleri zaten o paralara sen, ben, herhangi biri de getirebilirdi. asıl marifet yukarıda yazar arkadaşımızın da belirttiği gibi 6 milyona torreira 9 a davinson çözmek. ben taraftar olarak gelen isimlerden dolayı çok mutluyum fakat, galatasaray'ı müthiş bir kaosa sürükleyecek bedeller ile transfer yapılması bir yöneticilik başarısı değildir. biz fenerbahçe değiliz kaynağı belli olmayan paralar gelsin veya zengin yöneticilerimiz olsun. kendimizi fener harcamaları ile avutma lüksümüz yok. bir florya daha yok kulüpte. sonraki hamle nedir? adayı satmak filan mı?

    kulüp üyeleri ucuza şarap içtiği, ailesi ile gittiği adayı sattırmaz kimseye bu arada :)
  • 21
    abdullah kavukçu ile ilgili iddialar dikkatimi çekti. yağız sabuncuoğlu’na haber mi uçuruyor yoksa yem mi atıyor bilemiyorum. yani, dybala ismini yem olsun diye mi attı yoksa kendi pr’ı için mi üfürdü? hangisi olursa olsun yanlış. kendi pr’ı içinse sonuçta ters teper ve harcanan nice başkan ve yöneticilerden biri olur. yok yem olarak atmışsa o da zarardan başka bir şey getirmez.

    bu vesileyle türk spor dünyasında aptallık olarak nitelediğim üç konuyu yazmak isterim. belki birileri duyar ve bu aptallıklardan vazgeçer.

    birincisi, transfer sezonunda takımların birbirlerinin oyuncularına saldırması ve transfer çalımı attım, bak onlar istedi biz aldık, hurraaaaa demek için akıl dışı paralar harcamaları. bu tür transferin öznesi olmuş oyuncuların verimli olamadığı, hatta sırf zarara yol açtığı gün gibi aşikar. her mevkide onlarca alternatifi olan oyuncular için böyle zevzeklik yapmanın, paraları çöpe atmanın, taraftardan övgü alacağım, pr kasacağım diye yırtınmanın hiçbir gerçek getirisi yok-tur. 1975 yılından beri türk futbolunu takip ediyorum hepsinin hüsranla sonuçlanmış aptallıklar olduğuna tanık oldum. çünkü aklı, mantığı ve yüreği ile değil para ile tercih yapanın verimi düşük olur. yani bu çocukluktan başka bir şey değil.

    ikincisi, bir veya iki futbolcunun sakat olmadığı halde kulüp tarafından sakatlık rolüne konu edilmesi. neymiş efendim, böylece rakip takımın motivasyonu düşermiş. biraz daha açayım; bir hafta sonra oynayacağınız maçta, en iyi oyuncunuzun sakat olduğu ve oynayamayacağı haberini üfürüyorsun ve böylece rakip takımın motivasyonunu düşürdüğünü sanıyorsun. bu da aptalca bir tutum ve hiçbir faydası yoktur. çünkü o haber önce senin taraftarının enerjisini düşürüyor. üstelik rakip takıma da enerji transferine yol açıyor. sonuçta yapılan sahtekarlık ve hile ortaya çıkınca tüm taraftarlar ığğğğğh oluyor. şahsen ben öyle oluyorum ve enerjim düşüyor.

    üçüncüsü, bir takıma karşı aşırı motive olup gereğinden fazla gerilmek ve sonraki beş haftada nal toplamak. şöyle; genellikle küçük takımlar, büyük takımlara karşı olağanüstü motive olurlar. bunun iki nedeni olur. ya oyuncular transfer olmak için yaparlar ya da galibiyet primi vadedilmiştir. ya da ikisi birden. bu da çok aptalca bir tutumdur. bunun ne oyunculara ne de kulübe hiçbir faydası olmaz. çünkü takım kaybettiği enerji dolayısıyla sonraki beş hafta sahada yürür ve tokat üstüne tokat yer. oyuncular da sonraki haftalardaki kötü oyunları nedeniyle iyice gözden düşer. halbuki, oyun istikrarını yakalayıp motivasyonlarını da doğal seviyelerinde tutsalar orta ve uzun vadede hep kazanacaklar.

    para önemlidir ama sadece para ile saadet ve başarı olmaz. işte yaşayan örneği, ali koç. :)))
  • 153
    galatasaray spor kulübü yöneticisi. karşısında medyayı çok iyi kullanan ve yöneten bir kulüple ve çatlak bir başkanla transfer masasında. her ne kadar osimhen’in tavrı bizden yana da olsa konuşulan paraların bizim için absürt oluşu, ilk defa böyle bir denize giriyor ve bunun napoli gibi sıkıntılı bir takıma denk gelmesi süreci uzatan faktörler gibi geliyor. duyumcuların hep bir ağızdan olumlu haberler girmeleri vs durumları bizden mi çıkıyor yoksa napoli kaynaklı isteyerek sızdırılan haberlere bizin duyumcuların balıklama atlaması mı bilemiyorum. onun dışında davulla zurnayla gitme olayını ben kaçırmış olabilirim. ben ilk önce kendisini sky yayınında gördüm. bu da bana napoli’nin medya yoluyla süreci dizayn etmesini çağrıştırdı. tabi benim kaçırdığım başka bir şey olmuş olabilir. benim takıldığım tek konu 70 m€. 75m, 5 taksit ve teminat anlaşması yapıldığı kulübe yakın gazetecilerden de yapılmışken bizim güncel 70 m teklif kafa bulandırdı. yine de sakin kalıp süreci böyle değerlendirmekte fayda var.
  • 67
    son dönemde çıkan söylentiler yüzünden kendisine şüpheli yaklaştığım yönetici. ancak şu tivit mevzusunda kendisini masum çıkartan ince bir detay var. şimdi olay şöyle.

    12 mayıs 2012 günü 21.11'de "cincon cim bom" tivitini atmış. hemen ardından 21.13'te "cincon deyil cim bom ama fb de tebrik etmek lazim" yazmış. yukarıda bir arkadaşın da belirttiği gibi, ilk tivitte yazmaya çalıştığı "cincon değil cimbom" iken hemen sonrasında attığı düzeltme tivitinde ama bağlacı ile devam ettirdiği ve cümleyi anlamca kaosa sokan dil katliamını yapmış. yani kağıtla kalemle arasının pek olmadığı belli olan bu arkadaşımız ilk tiviti muhtemelen o zamanın aptal jargonuyla bize cincon diyen ergenlere atıyor. sonrasında düzeltme tivitini beceremiyor. yani durum çıkartılmaya çalışılan anlamın tam tersini işaret ediyor.

    yalnız şuncacık açıklama ve alıntılama bile bana fenalık getirdi. galatasaray yöneticisi olmayı da geçiyorum, ana dilini bilmeden konuşamadan yazamadan nasıl yaşayabiliyor insanlar? ben arkadaşıma mesaj yazarken bile virgül kullanıyorum.
  • 554
    taraftar stadda kavukcu’yu kovun diye stadı inletmediği sürece biz bu çileyi çekeceğiz.

    ben utanıyorum açıkcası bu adamın galatasaray’da çalışıyor olmasına bu kadar kritik görevde olmasına.

    reklamını yapmaya çalıştıkça daha batıyor, tescilli galatasaray düşmanlarına haber sızdırıyor. böyle bi şey var mı ya. sen yatak odası sırlarını düşmanına söyler misin, bizim buralarda yaptığının karşılığına böyle denir.

    kavukcu istifa değil, kavukcuyu kovun.
  • 140
    osimhen konusunda güzel açıklama yapmış yönetici.

    https://x.com/.../1935642180132941850

    sabrının taştığını ama başkandan dolayı bir şey demediğini anlayabiliyoruz. osimhen'i çok seviyoruz fakat burası da galatasaray kulübü. eğer olmayacaksa önümüze bakmalı ve kendisine emekleri için teşekkür etmeli, bağları da sıkı tutmaya devam etmeliyiz. abdullah kavukcu'nun da aynı fikirde olduğunu düşünüyorum.
  • 156
    osimhen bizim saflarımızdayken napoli başkanı’nın bileğini bükememiş ve finalde tamamen teslim olmuş. napoli tarafının tüm isteklerinin kabul edildiği haberleri geliyor. 40 milyon peşinatlı, kalanı 2 taksitli, teminatlı bir transferi şu sözlükte okuma yazması olan herhangi biri de başarırdı muhtemelen.

    hep söylüyorum. uluslararası herhangi bir network’ü olmayan adamlarla bu kadarı olabiliyor işte. erden timur’un çok ama çok daha az paralarla neleri başardığı en net kanıtı bu işin.
  • 115
    kibar konuşan abdürrahim albayrak. populist, girdiğin kabın şeklini alan, güvenilmez bir imajı var. erden timur'un gördüğü ilgiden sonra transfer üzerinden prim kasıp kişisel işlerinde kullanmaya çalışan biri olduğunu düşünüyorum. insan sarrafı biriyimdir, bu hayatta yaramaz dediğim hemen herkes için nokta atışı tespit yapmışımdır diyebilirim. kavukcu da bu yaramaz adamlardan. mbappe ve yamal da getirse sempati duyabileceğim biri değil. erden timur sadece transfer yaptığı için girmedi kalbimize.
  • 555
    yağız sabuncuoğlu ile dirsek temasına giriyor diye abi dedigimiz kişilere bile ayıp ettiğimiz konjonktürde utanmadan çıkıp da kim olduğunu bilmeden bir mesajlaşmışlığım var diye beyanat veren kişi.

    git kendine sövdürmeden artık ya...

    bütün networkünü, bütün gücünu hatta iki paralık ismini dahi galatasaray'a çelme takmaya adamış bir dallama ile aynı yatağa girersen böyle arkandan iş çevirir işte...

    yazıklar olsun...

    sana bir, koca galatasaray'ı yönetmeye talip olup da senin gibilerden medet uman zihniyete iki...
App Store'dan indirin Google Play'den alın